I – Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetnamesinden 100.000 Dolarlık Sorunun Cevabı: Allah, Sözü Edilen Derya İçinde Güneş İçin Üç Yüz Altmış Kulplu Elmastan Bir Araba Yaratıp, Üzerine Güneş Koymuştur. Güneş’i Arabası İle Doğudan Batıya Doğru Çekip Götürmeleri İçin Her Kulpundan Tutacak Bir Melek Tayin Etmiştir. Ay İçin De Hak Teâla Üç Yüz Kulplu Sarı Yakuttan Bir Araba Yaratarak, Üzerine Ay’ı Yerleştirmiştir. Ay’ı Arabası İle Doğudan Batıya Çekip Götürmeleri İçin Her Kulpu Tutacak Bir Melek Tayin Edilmiştir. Güneş’e İyice Yaklaştığında Kılıfını Ay’a Tamamen Giydirirler. Kıyamete Kadar Bu Şekilde Devam Eder. Bu Sebepten Ay Bazen Hilal, Bazen Yarım Ay, Bazen Dolunay Şeklinde Görülür.”
II – Yazıldığı asırlara ışık tutan Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetnamesi, Günümüze Kadar Değerinden Bir Şey Kaybetmeksizin Dini Eserler Arasında Hayatımızda Yer Almaktadır
III – Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetnamesinemi İnanacağız, Batılı Bilim Adamlarına mı? Zamanımızda İslam Dünyasında Ve Bu Arada Memleketimizde Türeyen Bazı Gafil Ve Cahiller, Ehl-i Sünnet Yolundan Saparak Yüce Dinimizin Safiyetini Bozmak İstemektedirler. Reformcular, Vehhabiler, Selefiye Cereyanı Salikleri, Mezhepleri İnkâr Edenler, Anarşi Ve Terör Kundakçılığı Yapanlar Ortalığı İfsad Etmektedirler. Tüm Mümin Kardeşlerimizin Bu Zararlı Bidat Cereyanlarına Karşı Son Derece Uyanık Bulunmaları, Onların Aldatıcı Propagandalarına Kanmamaları ve Ehl-i Sünnet Mezhebine Sımsıkı Sarılmaları Lazımdır. Ta Ki Dinimiz Yücelsin, Ümmetimiz Selamet Bulsun.
.
I – Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetnamesinden 100.000 Dolarlık Sorunun Cevabı: Allah, Sözü Edilen Derya İçinde Güneş İçin Üç Yüz Altmış Kulplu Elmastan Bir Araba Yaratıp, Üzerine Güneş Koymuştur. Güneş’i Arabası İle Doğudan Batıya Doğru Çekip Götürmeleri İçin Her Kulpundan Tutacak Bir Melek Tayin Etmiştir. Ay İçin De Hak Teâla Üç Yüz Kulplu Sarı Yakuttan Bir Araba Yaratarak, Üzerine Ay’ı Yerleştirmiştir. Ay’ı Arabası İle Doğudan Batıya Çekip Götürmeleri İçin Her Kulpu Tutacak Bir Melek Tayin Edilmiştir. Güneş’e İyice Yaklaştığında Kılıfını Ay’a Tamamen Giydirirler. Kıyamete Kadar Bu Şekilde Devam Eder. Bu Sebepten Ay Bazen Hilal, Bazen Yarım Ay, Bazen Dolunay Şeklinde Görülür.”
“Bütün bu saf saf olan meleklerin ötesinde bir büyük yılan vardır. Arşı azamı başı kuyruğunun üzerine gelmek üzere çevrelemiştir. Başı beyaz inciden, bedeni sarı altından ve gözleri kırmızı yakuttan yaratılmıştır. Her bir tüyünün dibinde bir meleğin tespih ettiği yüz bin kanadı vardır. Bu sarı yılanın tespihinin sesi diğer bütün meleklerin tespih seslerini bastırarak onlara korku verir. Ağzını açtığı zaman gökleri ve yeri bir lokma etmesi mümkündür. Eğer o büyük yılana ilham olunmasa idi, onun sesinin heybetinden bütün mahlûklar helak olurdu…”
“…Bunun altında dördüncü gök vardır ki beyaz gümüştendir. Bunun ismi Erkalun’dur. Buranın melekleri at suretindedir. Reislerinin ismi Kabail’dir. Bu dördüncü göğün bekçisidir. Bunun altında üçüncü gök vardır ki sarı yakuttandır. Bunun ismi Maun’dur. Buranın melekleri kartal suretindedir. Reislerinin ismi Saftail’dir. Bu üçüncü göğün bekçisidir.”
“Allah, sözü edilen derya içinde Güneş için üç yüz altmış kulplu elmastan bir araba yaratıp, üzerine Güneş koymuştur. Güneş’i arabası ile doğudan batıya doğru çekip götürmeleri için her kulpundan tutacak bir melek tayin etmiştir. Ay için de Hak Teâla üç yüz kulplu sarı yakuttan bir araba yaratarak, üzerine Ay’ı yerleştirmiştir. Ay’ı arabası ile doğudan batıya çekip götürmeleri için her kulpu tutacak bir melek tayin edilmiştir. Ayrıca Ay için cevherden altmış kulplu bir kılıf yaratmış, her kulptan tutacak altmış melek tayin etmiştir. Ay’ın arabasını götüren melekler onu her gün Güneş’ten uzaklaştırdıkça, kılıfını tutan melekler de kılıfı her gün Ay’dan biraz daha sıyırarak Güneş ile Ay karşı karşıya geldiğinde kılıfından tamamen çıkıp dolunay halinde görülür. Sonra Ay’ı Güneş’e melekler yavaş yavaş yaklaştırdıkça kılıfını da diğer taraftan her gün biraz daha yaklaştırıp, Ay Güneş’e iyice yaklaştığında kılıfını Ay’a tamamen giydirirler. Kıyamete kadar bu şekilde devam eder. Bu sebepten Ay bazen hilal, bazen yarım ay, bazen dolunay şeklinde görülür.”
“Hak Teâla yedi göğün her birisini balıklar gibi binlerce çeşit yaratıkla dopdolu etmiştir. Yedi göğün duvarı olan Kaf Dağı’nın ötesinde bir büyük yılan yaratmıştır. Yılan büyük dağı halka gibi kuşatıp başını kuyruğu üzerine koymuştur. Kıyamete kadar Hak Teâla’yı yüksek şanıyla tespih eder. Bu denizler ortasında yedi yer bir gemi gibi hareketli ve huzursuz iken, Hak Teâla bir büyük melek tayin etmiştir ki; yerlerin etrafını kavrayıp, bir omuzu üzerinde sakin kılmıştır. Sonra Hak Teâla, o meleğin ayağı sağlam dursun diye yeşil yakuttan büyük bir kare biçiminde kaya yaratmıştır ki, onun en üst düzeyinde bin vadi yaratıp, her birini bir deniz ile ve her denizi binlerce çeşit yaratıkla doldurmuştur. Daha sonra Hak Teâla o kayayı sabit tutmak için bir büyük kırmızı öküz yaratmıştır ki onun kırk bin başı, kırk bin boynuzu, kırk bin ayağı vardır. Her iki ayağı arası bir yıllık yoldur. Kayayı boynuzları ve sırtı üzerine yerleştirmiştir. Bu öküzün adı Liyunan’dır. Sonra Hak Teâla onun ayaklarını sabitleştirmek için bir büyük balık yaratmıştır ki yedi deniz onun ağzında bir damla gibidir. Sonra Hak Teâla o balığın altında bir büyük deniz yaratmıştır ki bu büyük balık, bu büyük denizde sükûn ve karar etmiştir. Sonra Hak Teâla o denizin altında yedi tabaka cehennem yaratmıştır. O büyük deniz cehennem üzerinde sakin olmuştur. Sonra Hak Teâla yedi cehennemin altında sert rüzgâr yaratmıştır ki cehennemin iki tabakası onun üzerinde karar kılmıştır…”
Kaynak: Erzurumlu ibrahim Hakkı’nın Marifetname’sinden/ 4. Bölüm
.
II – Yazıldığı asırlara ışık tutan Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetnamesi, Günümüze Kadar Değerinden Bir Şey Kaybetmeksizin Dini Eserler Arasında Hayatımızda Yer Almaktadır
Marifetname Ön Sözü;
Yazıldığı asırlara ışık tutan, günümüze kadar değerinden bir şey kaybetmeksizin dini eserler arasında müstesna bir yer işgal eden Marifetname’nin tekrar irfan hayatımızda yer alması sevindirici bir olaydır.”
Kaynak: Marifetname Önsözü, İstanbul Müftüsü Selahattin Kaya / Kitsan Yayınevi, 1984
.
III – Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetnamesinemi İnanacağız, Batılı Bilim Adamlarına mı? Zamanımızda İslam Dünyasında Ve Bu Arada Memleketimizde Türeyen Bazı Gafil Ve Cahiller, Ehl-i Sünnet Yolundan Saparak Yüce Dinimizin Safiyetini Bozmak İstemektedirler. Reformcular, Vehhabiler, Selefiye Cereyanı Salikleri, Mezhepleri İnkâr Edenler, Anarşi Ve Terör Kundakçılığı Yapanlar Ortalığı İfsad Etmektedirler. Tüm Mümin Kardeşlerimizin Bu Zararlı Bidat Cereyanlarına Karşı Son Derece Uyanık Bulunmaları, Onların Aldatıcı Propagandalarına Kanmamaları ve Ehl-i Sünnet Mezhebine Sımsıkı Sarılmaları Lazımdır. Ta Ki Dinimiz Yücelsin, Ümmetimiz Selamet Bulsun.
Marifetname Ön Sözü;
“Bu kitabın müellifi Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri, zahir batın ilimlerinde son derece yüksek bir mevkiye sahip olup, hem ulema-i amilinden, hem de meşayihi kiramdan bir zat-ı celil-ül kadirdir. Kendisini rahmetle anar, onun ve diğer piranın ruhaniyetlerinin bizimle beraber olmasını Hak Teâla’dan niyaz ederiz. Müellif hazretleri Ehl-i Sünnet Vel Cemaat mezhebindedir. Zaten hem itikad ve hem amelde tek yol Sünniliktir.
Zamanımızda İslam dünyasında ve bu arada memleketimizde türeyen bazı gafil ve cahiller, Ehl-i Sünnet yolundan saparak yüce dinimizin safiyetini bozmak istemektedirler. Reformcular, Vehhabiler, Selefiye cereyanı salikleri, mezhepleri inkâr edenler, mezhepleri birbirine karıştırmak isteyenler, İran Rafizilerinin peşine düşenler, din perdesi altında hizipçilik, anarşi ve terör kundakçılığı yapanlar ortalığı ifsad etmektedirler. Tüm mümin kardeşlerimizin bu zararlı bidat cereyanlarına karşı son derece uyanık bulunmaları, onların aldatıcı propagandalarına kanmamaları ve Ehl-i Sünnet mezhebine sımsıkı sarılmaları lazımdır. Ta ki dinimiz yücelsin, ümmetimiz selamet bulsun. Marifetname’nin bu baskısı büyük emeklerle hazırlanmış, gerektiği zaman selahiyet sahiplerine danışılmış ve elden geldiği kadar eksiksiz bir eser vermek için gayret sarf edilmiştir. Türkiyemiz’in yetiştirmiş olduğu büyük İslam âlimi ve arifi olan Şeyh İbrahim Hakkı Erzurumi hazretlerinin Marifetname’si eski tabirle bir muhital maariftir yani bir ilim ve irfan okyanusudur. Baştan sona kadar inceliklerle, hikmetlerle dolu bir hazinedir. Böyle bir eseri milletimize sunmaktan bahtiyarlık duyuyoruz ve bizi buna muvaffak kıldığı için Halıkımız’a hamdu senalar ediyoruz.”
Kaynak: Marifetname – Erzurumlu İbrahim hakkı, Bedir yay., İst-1993
Kaynak: http://www.kurandakidin.com/2011/10/24-marifetname-ve-bilimsel-geriligin-kokeni/