I – Müfessir, Kelam-ı İlahiden, Murad-ı İlahiyi Anlayan Derin Âlim Demektir. Beydavi Tefsiri Bunların En Kıymetlilerindendir. Bu Tefsir Kitaplarını Da Anlayabilmek İçin, Yirmi Ana İlmi, İyi Öğrenmek Gerekir. Ana İlimlerden Biri, Tefsir İlmidir. Bu Yirmi Ana İlmin Kolları, Seksen İlimdir. Bu İlimlerin Hangileri Olduğu Mevduat-Ül Ulüm’de Yazılıdır.
(Ayet) (Yoksa) Yanınızda gökten inmiş bir kitap var da oradan mı okuyup hüküm çıkarıyorsunuz?
II – En Kıymetli Tefsir, Beydavi Tefsiridir. En Kıymetli Hadis Kitapları Kütüb-i Sitte Denilen Altı Hadis Kitabıdır. Fakat Bizim Gibilerin Dinimizi Bu Kitaplardan Öğrenmesi Mümkün Değildir.
III – Tefsir Kitaplarını Anlayabilmek İçin, Kolları Olan Seksen İlimle Birlikte Yirmi Ana İlmi Öğrenmek Gerekir. Kur’an-ı Kerimin Hakiki Manasını Öğrenmek İsteyen Bir Kimse, Din Âlimlerinin Kelam, Fıkıh Ve Ahlak Kitaplarını Okuması Gerekir. Fıkıh Kitapları Varken, Din Bilgilerini Tefsirlerden Öğrenmeye Kalkışmak, Nafile İbadet Olur. Farz-ı ayn Olan Fıkıh Kitaplarını Okumayı Bırakıp, Nafile Olan Tefsir Okumak Caiz Değildir
IV – Resulullahın Getirdiklerinin Hepsine, Hikmetlerini, Delillerini Anlamasak Bile, İman Ve Tasdik Etmemiz Gerektiği Gibi, Mezhep İmamlarımızdan Gelen Bilgilere De, Delillerini Anlamasak Bile, İman Ve Tasdik Etmemiz Gerekir. Müctehid Olmayanın, Mezhepler Arasında Ayrılıklar Bulunduğunu Görse De, Hepsine İman Ve Tasdik Etmesi Gerekir
.
I – Müfessir, Kelam-ı İlahiden, Murad-ı İlahiyi Anlayan Derin Âlim Demektir. Beydavi Tefsiri Bunların En Kıymetlilerindendir. Bu Tefsir Kitaplarını Da Anlayabilmek İçin, Yirmi Ana İlmi, İyi Öğrenmek Gerekir. Ana İlimlerden Biri, Tefsir İlmidir. Bu Yirmi Ana İlmin Kolları, Seksen İlimdir. Bu İlimlerin Hangileri Olduğu Mevduat-Ül Ulüm’de Yazılıdır.
Sual: Müfessir kime denir?
CEVAP
Müfessir, tefsir kitabı yazan demek değildir. Müfessir, kelam-ı ilahiden, murad-ı ilahiyi anlayan derin âlim demektir. Beydavi tefsiri bunların en kıymetlilerindendir. Bu tefsir kitaplarını da anlayabilmek için, yirmi ana ilmi, iyi öğrenmek gerekir. Ana ilimlerden biri, tefsir ilmidir. Bu yirmi ana ilmin kolları, seksen ilimdir. Bu ilimlerin hangileri olduğu Mevduat-ül ulüm’de yazılıdır.
1986’da İstanbul’da yapılan Kur’an Tercümeleri Sempozyumunda 1500’den fazla tercüme incelendiğinde, birbirini tutmayan hükümler görüldü. Herkes anlayışına göre tefsir ettiği için, karşımıza bir korkunç, dehşetli ve vahim manzara çıkmıştır. Halbuki nakle dayanılsaydı böyle olmazdı.
Türkiye’de ilk defa Kur’an tercüme işini, Cihan Kitabevi sahibi Misak isimli bir Ermeni başlatmıştır. Maksat dinimizi bozmaktır. Bu oyuna gelinmemeli!..
Kaynak: http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=4764
.
(Ayet) (Yoksa) Yanınızda gökten inmiş bir kitap var da oradan mı okuyup hüküm çıkarıyorsunuz?
Kalem Suresi 37. Ayet;
Abdullah Parlıyan Meali
Yanınızda gökten inmiş bir kitap var da oradan mı okuyup hüküm çıkarıyorsunuz?
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Yoksa size ait bir kitabınız var da (bu batıl hükümleri) ondan mı okuyorsunuz?
.
II – En Kıymetli Tefsir, Beydavi Tefsiridir. En Kıymetli Hadis Kitapları Kütüb-i Sitte Denilen Altı Hadis Kitabıdır. Fakat Bizim Gibilerin Dinimizi Bu Kitaplardan Öğrenmesi Mümkün Değildir.
Sual: Dinimizi hangi tefsir ve hadis kitabından öğrenmem daha kolay olur?
CEVAP
En kıymetli tefsir, Beydavi tefsiridir. En kıymetli hadis kitapları Kütüb-i sitte denilen altı hadis kitabıdır. Fakat bizim gibilerin dinimizi bu kitaplardan öğrenmesi mümkün değildir. Muhammed Hadimi hazretleri buyuruyor ki:
Tefsir, kelam-ı ilahiden murad-ı ilahiyi anlamak demektir. Kendi görüşü ile tefsir caiz değildir. Hadis-i şerifte, (Kur’an-ı kerimi, kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa dahi, hata etmiştir) buyuruldu. Hadisleri de, hadis kitaplarından değil, İslam âlimlerinin fıkıh, ahlak kitaplarından naklederek söylemek veya yazmak gerekir. (Berika)
İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki:
Hadis-i şerifler Kur’an-ı kerimi açıklar. Mezhep imamları hadis-i şerifleri açıklamıştır. Din âlimleri de, mezhep imamlarının sözlerini açıklamışlardır. Tahareti, namazların kaç rekat olduklarını, rüku ve secdelerde okunacak tesbihleri, bayram ve cenaze namazlarının nasıl kılınacağını, zekat nisabını, orucun ve haccın farzlarını Kur’an-ı kerimden çıkarmak mümkün değildir.
İmran bin Husayn hazretleri, (bize yalnız Kur’andan söyle) diyene, (Ey ahmak, Kur’an-ı kerimde, namazların kaç rekat olduğunu bulabilir misin) buyurdu. Hz. Ömer’e de, farzların seferde kaç rekat kılınacağını Kur’an-ı kerimde bulamadık, dediklerinde buyurdu ki:
Allahü teâlâ, bize, Muhammed aleyhisselamı gönderdi. Biz, Kur’an-ı kerimde bulamadıklarımızı, Resulullahtan gördüğümüz gibi yapıyoruz. O, seferde dört rekatlık farzları iki rekat olarak kılardı. Biz de öyle yaparız. (Mizan-ül-kübra)
Kaynak: http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=4766
.
III – Tefsir Kitaplarını Anlayabilmek İçin, Kolları Olan Seksen İlimle Birlikte Yirmi Ana İlmi Öğrenmek Gerekir. Kur’an-ı Kerimin Hakiki Manasını Öğrenmek İsteyen Bir Kimse, Din Âlimlerinin Kelam, Fıkıh Ve Ahlak Kitaplarını Okuması Gerekir. Fıkıh Kitapları Varken, Din Bilgilerini Tefsirlerden Öğrenmeye Kalkışmak, Nafile İbadet Olur. Farz-ı ayn Olan Fıkıh Kitaplarını Okumayı Bırakıp, Nafile Olan Tefsir Okumak Caiz Değildir
Abdülgani Nablüsi hazretleri buyuruyor ki:
Fıkıh bilgilerini derin âlimler, âyet-i kerimlerden ve hadis-i şeriflerden çıkarmışlardır. Bunlar ancak fıkıh kitaplarından öğrenilir. Fıkıh kitapları varken, din bilgilerini tefsirlerden öğrenmeye kalkışmak, nafile ibadet olur. Farz-ı ayn olan fıkıh kitaplarını okumayı bırakıp, nafile olan tefsir okumak caiz değildir. Zaten müctehid olmayanların tefsirden fıkıh bilgisi öğrenmesi imkansızdır.
Cehenneme gidecekleri bildirilen yetmiş iki fırkanın âlimleri tefsirlerden yanlış mana anladıkları için sapıttılar. Âlimler sapıtınca âlim olmayanların tefsir okuması felaket olur. Tefsir kitaplarını anlayabilmek için, kolları olan seksen ilimle birlikte yirmi ana ilmi öğrenmek gerekir.
Kur’an-ı kerimin hakiki manasını öğrenmek isteyen bir kimse, din âlimlerinin kelam, fıkıh ve ahlak kitaplarını okuması gerekir. (Hadika)
Nahl suresinin 44. âyetinde mealen, (İnsanlara indirdiğimi onlara beyan edesin) buyuruldu. Beyan etmek, Allahü teâlâdan gelen âyetleri, başka kelimelerle ve başka suretle anlatmak demektir. Ümmetin âlimleri de, âyetleri beyan edebilselerdi ve kapalı olanları açıklayabilselerdi, Allahü teâlâ Peygamberine, sana vahy olunanları tebliğ et der, beyan etmesini emretmezdi.
Kaynak: http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=4766
.
IV – Resulullahın Getirdiklerinin Hepsine, Hikmetlerini, Delillerini Anlamasak Bile, İman Ve Tasdik Etmemiz Gerektiği Gibi, Mezhep İmamlarımızdan Gelen Bilgilere De, Delillerini Anlamasak Bile, İman Ve Tasdik Etmemiz Gerekir. Müctehid Olmayanın, Mezhepler Arasında Ayrılıklar Bulunduğunu Görse De, Hepsine İman Ve Tasdik Etmesi Gerekir
Resulullah, Kur’an-ı kerimde mücmel olarak bildirilenleri açıklamasaydı ve mezhep imamları da kapalı olarak bildirilenleri açıklamasalardı, bunları hiçbirimiz anlayamazdık. Çok büyük âlim olan mezhep imamları da hadis-i şerifleri açıklamıştır. Bu âlimler, Resulullahın vârisleridir.
Resulullahın getirdiklerinin hepsine, hikmetlerini, delillerini anlamasak bile, iman ve tasdik etmemiz gerektiği gibi, mezhep imamlarımızdan gelen bilgilere de, delillerini anlamasak bile, iman ve tasdik etmemiz gerekir.
Peygamberlerin hepsinin dinlerinde amele ait birbirlerine zıt hükümler bulunduğu halde hepsine iman ve tasdik etmemiz gerekir. Mezhepler de, bunun gibidir.
Müctehid olmayanın, mezhepler arasında ayrılıklar bulunduğunu görse de, hepsine iman ve tasdik etmesi gerekir. Müctehid olmayan birinin, bir mezhebi hatalı görmesi, o mezhebin hatalı olduğunu göstermez. O kimsenin, kendisinin hatalı olduğunu, anlayışının kıt olduğunu gösterir. (Mizan-ül-kübra)
Kaynak: http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=4766