I – Varlığımız Açısından Biz Ona Muhtaç, Nefsinde Zuhuru İçin O Bize Muhtaçtır. Sen Ahkamla Onun Gıdası, O Da Varlıkla Senin Gıdandır. O Bana Hamd Eder, Ben Ona Hamd Ederim, O Bana İbadet Eder, Ben Ona İbadet Ederim
İbni Arabi: “Varlığımız onun varlığıdır. Varlığımız açısından biz ona muhtaç, nefsinde zuhuru için o bize muhtaçtır.” Şöyle devam ediyor: “Sen ahkamla onun gıdası, o da varlık¬la senin gıdandır. Senin özelliğin ne ise, onun özelliği de odur. Emir ondan sana ol¬duğu gibi, senden de onadır. Ne var ki, sen mükellef diye adlandırılıyorsun. Gerçi halinle sen ona “Beni mükellef kıl” dediğin için seni mükellef kılmıştır. Ama o mü¬kellef diye isimlendirilmez. O bana hamd eder, ben ona hamd ederim, o bana iba¬det eder, ben ona ibadet ederim. [504]
Kaynak: Fususu’l-Hikem, 1/83, el-Halebi baskısı.
(Ayet) Her şey ve herkes, ona muhtaçtır, onun zevali yoktur, birşeye muhtaç değildir.
İhlâs Suresi 2. Ayet
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Her şey ve herkes, ona muhtaçtır, onun zevali yoktur, birşeye muhtaç değildir.
II – Sen Kulsun Ve Sen Tanrı’sın; Kulluğun Kimin Kulu Olduğunu Bildiğin İçindir. Sen Tanrısın Ve Kulsun; Çünkü Sözleşmenle Kendini Tanrı’ya Bağladın
İbn-i Arabi: Sen kulsun ve sen Tanrı’sın; kulluğun kimin kulu olduğunu bildiğin içindir.
Sen Tanrısın ve kulsun; çünkü sözleşmenle kendini Tanrı’ya bağladın.
Şahsın taşıdığı her akideyi o akideden başka inancı olanlar çözebilir.
Kaynak: Fisus Ul-Hikem : 101.S M.E.B Yayınları İst-1992 (S.101)
III – Allah Beni Över, Ben De Onu. O Bana Kulluk Eder, Ben De Ona, Bir Halde Ben Onu İkrar Eder Ve Eşyadaki Çokluk Ve Değişikliği Görünce De İnkâr Ederim. Sen Kulsun Ve Sen Tanrı’sın
Allah beni över, ben de Onu. O bana kulluk eder, ben de Ona,
Bir halde ben Onu ikrar eder ve eşyadaki çokluk ve değişiklikiği görünce inkâr ederim.
Bizden nasıl vazgeçebilir? Ben Ona müsaade eder ve Onu zuhur alanına çıkarırım.
Kaynak: Fusus ul-Hikem – Muhyiddin-i Arabi, M.E.B. Yayınları, İst-1992) (S.83)
(Veya)
Allah beni över, ben de Onu. O bana kulluk eder, ben de Ona,Bir halde ben Onu ikrar eder ve eşyadaki çokluk ve değişikliği görünce de inkâr ederim…. “
Kaynak: FİSUS UL-HİKEM : 48.S İSTANBUL- KİTABEVİ 1981
Kaynak: FİSUS UL-HİKEM : 13.S M.E.B YAYINLARI İST-1992
IV – Ona Yardım Edip El Uzattığım Halde, Nasıl Olur Da O, Bağımsız Olabilir? Ben O’nu Bilirken Yaratırım.
“O beni över, ben de O’nu,
O bana tapınır, ben de O’na
Bir durumda O’nu itiraf eder,
A’yânda (dış âlemde) ise, inkar ederim.
Ben O’nu değil, O beni bilir,
Ben bilir ve temaşa ederim O’nu
Ona yardım edip el uzattığım halde,
Nasıl olur da O, bağımsız olabilir?
Ben O’nu bilirken yaratırım.
Hadis bize bunu böyle haber veriyor
Ve bende O’nun gayesi gerçekleşiyor.
Kaynak: Muhyiddin İbnu’l Arabi’de Tasavvuf Felsefesi – Ebu’l Ala El Afifi, Kırkambar Yayınları (S.37)
V – Bir Vakit Olurki Kul Şüphesiz Rabb Olur. O Bana Kulluk Eder, Ben De O’na
“Bir vakit olur ki kul şüphesiz Rab olur.
Başka bir vakitte de iftirasız kulluk derekesine iner.
Allah beni över, ben de O’nu. O bana kulluk eder, ben de O’na.
Ey nefsinde varlıkları yaratan! Sen halk ettiğin şeylerin hepsisin.
Küfür ve isyan ehli cehenneme girseler de, orada kendileri için bir zevk ve lezzet vardır. O da onlar için bir cennettir.
Ancak onların cennetleri Huld cennetlerine benzemez. İkisi birdir amma aralarında tecelli farkı vardır… (Said Nursi benzer ifadeleri Ebu Talib için anlatıyor. Mektubat.s.366)