Ona Karşı Gelen, Hem Allah’a, Hemde Resulüne Karşı Gelmiş Hükmündedir, Çünkü Velîler Arasında Doğrudan Doğruya Allah’tan Hüküm Alan Halifeler De Vardır. Onların Allah’tan Hüküm Almaları Peygamberlerin Hüküm Almalarının Aynıdır.

I – ‘Mevla Teala’nın Zat-ı Paki Sübhaniyyesi Bize Tecelli Eder.’ Yani Perdesiz, Manisiz Olarak Bize Parlar. Bizimle Mevla Arasında Esma Sıfat Dahi Olmaz

II – Velîler Arasında Doğrudan Doğruya Allah’tan Hüküm Alan Halifeler De Vardır. Onların Allah’tan Hüküm Almaları Peygamberlerin Hüküm Almalarının Aynıdır

.

I – ‘Mevla Teala’nın Zat-ı Paki Sübhaniyyesi Bize Tecelli Eder.’ Yani Perdesiz, Manisiz Olarak Bize Parlar. Bizimle Mevla Arasında Esma Sıfat Dahi Olmaz
‘Tecelli ede zat, durma kusurda’
Açıklaması: ‘Mevla Teala’nın Zat-ı Paki Sübhaniyyesi bize tecelli eder.’ Yani perdesiz, manisiz olarak bize parlar. Bizimle Mevla arasında Esma Sıfat dahi olmaz. O ki mürid isteklerinden geçemiyor, Mevla tecelli etmiyor…’
Kaynak: Risale-i Kudsiyye Şerh ve İzahı, 1/551

.

II – Velîler Arasında Doğrudan Doğruya Allah’tan Hüküm Alan Halifeler De Vardır. Onların Allah’tan Hüküm Almaları Peygamberlerin Hüküm Almalarının Aynıdır
Peygamberler O’nun hükümlerini O’nun adına insanlar arasında uygularlar. Hz. Muhammed’den (sav) sonraki halifeler Allah’ın değil Reûulü’nün halifeleridir, çünkü O’nun getirdiği şeriatı uygularlar, uyguladıkları hükümleri de rivayet yoluyla Peygamber’den alırlar. Bunlar zahiri mânâda halîfedir. Halbuki velîler arasında doğrudan doğruya Allah’tan hüküm alan halifeler de vardır. Onların Allah’tan hüküm almaları peygamberlerin hüküm almalarının aynıdır. İbnü’l-Arabî, devletin basında bulunan ve halife adını alan sultanlarla Allah’ın halifeleri olan velîleri birbirinden ayırır; “Birinciler zahiren, ikinciler ise manen halifedir” der.
Kaynak: Süleyman Uludag, D A, “Halîfe” c. XV., s. 300.
Kaynak: http://www.gulzarihacegandergisi.com/component/k2/tasavvufta-hilafet-ve-vekalet-1.html

(Veya)

İbnü’l-Arabî’ye göre Allah’ın yeryüzündeki halifesi peygamberlerdir. Peygamberler O’nun hükümlerini O’nun adına insanlar arasında uygularlar. Hz. Muhammed’den sonraki halifeler Allah’ın değil resulünün halifeleridir, çünkü onun getirdiği şeriatı uygularlar (Fuśûś, s. 162); uyguladıkları hükümleri de rivayet yoluyla Peygamber’den alırlar. Bunlar zâhirî mânada halifedir. Halbuki velîler arasında doğrudan doğruya Allah’tan hüküm alan halifeler de vardır. Onların Allah’tan hüküm almaları peygamberlerin hüküm almalarının aynıdır. “Sen de onların yoluna uy” (el-En‘âm 6/90) meâlindeki âyete göre hareket eden Resûl-i Ekrem’in kendisinden önceki peygamberlere uyması Allah’tan hükümler ve bilgiler almasına nasıl engel olmamışsa halifenin de Allah’tan doğrudan hüküm ve bilgi alması Hz. Peygamber’e uymasına engel olmaz. Onun hakkında “keşfen Allah’ın halifesi, zâhiren Resûlullah’ın halifesi” denir (a.g.e., s. 163). Hz. Peygamber, ümmeti içinde doğrudan Allah’tan hilâfet alan bir kimsenin bulunduğunu bildiği için yerine hiç kimseyi halife tayin etmemiştir (a.g.e., s. 163). Böylece İbnü’l-Arabî, devletin başında bulunan ve halife adını alan sultanlarla Allah’ın halifeleri olan velîleri birbirinden ayırır; birinciler zâhiren, ikinciler ise mânen halifedir.
Kaynak: cilt: 15; sayfa: 300 [HALİFE – Süleyman Uludağ
Kaynak: http://www.islamansiklopedisi.info/dia/ayrmetin.php?idno=d150300

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın