I – Vakıa Hz. Ebu Bekir’in Bu Sözünü Çok Sağlam Kaynaklara Dayandıramıyoruz. Fakat, Eskiden Beri Zahiri Ve Batıni İlimlerde Zirveye Ulaşmış İslam Büyükleri Tarafından Kabul Görmesi, Bu Sözün Bir Aslının Olduğunu Gösterir
II – Hz. Ebu Bekir’in Sözüne Kaynak Bulunsun, Bulunmasın, Allah’ın Samimi Dostlarının Böyle Bir Fedakârlık Yapmaları Mümkündür. Özellikle Bediüzzaman Hazretlerinin Konuyla İlgili Her Tarafı İhlas Ve Samimiyet Fışkıran Ve Aynı Zamanda İşin Fıkhî Boyutuna Da İzah Getiren Aşağıdaki Sözlerini Gören Kimsenin, Bu Tür Fedakârlıkları İnkâr Etmemesi Gerekir Diye Düşünüyoruz.
.
I – Vakıa Hz. Ebu Bekir’in Bu Sözünü Çok Sağlam Kaynaklara Dayandıramıyoruz. Fakat, Eskiden Beri Zahiri Ve Batıni İlimlerde Zirveye Ulaşmış İslam Büyükleri Tarafından Kabul Görmesi, Bu Sözün Bir Aslının Olduğunu Gösterir
(…)
Vakıa Hz. Ebu Bekir’in bu sözünü çok sağlam kaynaklara dayandıramıyoruz. Fakat, eskiden beri zahiri ve batıni ilimlerde zirveye ulaşmış İslam büyükleri tarafından kabul görmesi, bu sözün bir aslının olduğunu gösterir. Özellikle Bediüzzaman Hazretlerinin konuyla ilgili her tarafı ihlas ve samimiyet fışkıran ve aynı zamanda işin fıkhî boyutuna da izah getiren aşağıdaki sözlerini gören kimsenin bu tür fedakârlıkları inkâr etmemesi gerekir diye düşünüyoruz.
Kaynak: http://m.sorularlarisale.com/index.php?oku=23942
.
II – Hz. Ebu Bekir’in Sözüne Kaynak Bulunsun, Bulunmasın, Allah’ın Samimi Dostlarının Böyle Bir Fedakârlık Yapmaları Mümkündür. Özellikle Bediüzzaman Hazretlerinin Konuyla İlgili Her Tarafı İhlas Ve Samimiyet Fışkıran Ve Aynı Zamanda İşin Fıkhî Boyutuna Da İzah Getiren Aşağıdaki Sözlerini Gören Kimsenin, Bu Tür Fedakârlıkları İnkâr Etmemesi Gerekir Diye Düşünüyoruz.
(…)
Allah’ın sevgisinde zirveye ulaşmış bir kimsenin Allah’ın kullarına gösterdiği sevgi ve şefkat da Allah namına olur. O sevgiyi daha da pekiştirir. Bu sebeple, Hz. Ebu Bekir’in sözüne kaynak bulunsun, bulunmasın, Allah’ın samimi dostlarının böyle bir fedakârlık yapmaları mümkündür.
İslam alimleri bütün insanlara bir anne şefkatiyle yaklaşmışlardır. Nasıl ki bir anne evladının ateşe atılmasını istemez, onun yerine kendini atar, evladını ateşten kurtarmak için tereddüt etmeden kendisini ateşe atar. İşte İslam alimleri de insanlığın selameti için kendilerinin ateşe atılmasını dilemişlerdir. Zaten onları o seviyeye çıkaran da bu ruhtur.
Bu büyük zatlar gibi aynı manayı, aynı hassasiyeti ruhunda taşımayan bizler gibi insanlar Hz. Ebu Bekir-i Sıddık (ra)’ın fedakârlığını anlayamayabilir. Özellikle Bediüzzaman Hazretlerinin konuyla ilgili her tarafı ihlas ve samimiyet fışkıran ve aynı zamanda işin fıkhî boyutuna da izah getiren aşağıdaki sözlerini gören kimsenin, bu tür fedakârlıkları inkâr etmemesi gerekir diye düşünüyoruz. İşte ilgili sözleri:
“Büyük Cihad’ın ve Sebilürreşad’ın neşrettiği gibi ben ilân etmişim ki; dine, imana hizmeti ve Risale-i Nur’u değil dünya siyasetine, belki kemalât-ı maneviye ve makamat-ı âliyeye âlet edemediğim gibi, herkesin hoş gördüğü saadet-i uhreviye ve Cehennem’den kurtulmaya vesile etmemek ve yalnız emr-i İlahî ve rıza-yı İlahîden başka hiçbir şeye âlet etmemek, bu zamanda Nur’un hakikî kuvveti olan sırr-ı ihlas-ı hakikîyi muhafaza etmeye beni mecbur etmiş ki: Sıddık-ı Ekber’in (ra) dediği olan
“Mü’minler Cehennem’e gitmemek için Allah’tan isterim, benim vücudum Cehennem’de büyüsün ki, onların yerine azab çeksin.”
diye söylediği kudsî fedakârlığının bir zerresini ben de kendime kazandırmak için, iman ile Cehennem’den birkaç adamın kurtulmaları için Cehennem’e girmeyi kabul ederim demişim. Zâten ibadet, Cennet’e girmek ve Cehennem’den kurtulmak için kılınmaz; bozulur. Belki rıza-yı İlahî ve emr-i Rabbanî için yapılır.” (Emirdağ Lahikası-II, s.152)
Kaynak: https://sorularlaislamiyet.com/hz-ebu-bekir-cehennemde-vucudum-buyusun-ta-ehli-imana-yer-kalmasin-demistir-bu-soz-dogru-mudur-nasil