I – Bir Kimse Rüyâsında Resûlullah Efendimizi Görüp, Huzûruna Vararak Hürmetle Selâm Verdi. Peygamberimiz, Mübârek Yüzlerini Öbür Tarafa Çevirdiler. Ve Dediki “Sen, Bizim Dostumuz Olan Celâleddîn Muhammed Rûmî’den Yüz Çeviriyorsun. Hâlbuki O, Bizim Çok Sevdiğimiz Evlâdımızdır.” Buyurdular.
II – O Kimse Korku İle Uyanıp Hatâsını Anladı. Kendi Kendine; “Ey Bedbaht! Şimdiye Kadar Yarasa Gibi Güneşin Ziyâsından Kaçtın. Bundan Sonra Bâri Mevlânâ Hazretlerinin Huzûruyla Şereflenip Dünyâda Ve Âhirette Saâdete Kavuş.” Dedi. Hemen Mevlânâ’nın Medresesine Doğru, Onun Talebesi Olmak İçin Büyük Bir İhlâs İle Yola Koyuldu, Mevlânâ’nın Elini Öpüp, Talebesi Olmakla Şereflendi
.
I – Bir Kimse Rüyâsında Resûlullah Efendimizi Görüp, Huzûruna Vararak Hürmetle Selâm Verdi. Peygamberimiz, Mübârek Yüzlerini Öbür Tarafa Çevirdiler. Ve Dediki “Sen, Bizim Dostumuz Olan Celâleddîn Muhammed Rûmî’den Yüz Çeviriyorsun. Hâlbuki O, Bizim Çok Sevdiğimiz Evlâdımızdır.” Buyurdular.
“Bir kimse rüyâsında Resûlullah efendimizi görüp, huzûruna vararak hürmetle selâm verdi. Peygamberimiz, mübârek yüzlerini öbür tarafa çevirdiler. O zât, öbür tarafa dolanıp tekrar selâm verdi. Yine mübârek yüzlerini çevirip, iltifât etmediler. O zât çok üzülerek ağlamaya başladı ve sebebini suâl etti. Peygamber efendimiz; “Sen, bizim dostumuz olan Celâleddîn Muhammed Rûmî’den yüz çeviriyorsun. Hâlbuki o, bizim çok sevdiğimiz evlâdımızdır.” buyurdular..
Kaynak: Bu yazı Genç Birikim Dergisinin Ağustos 2014 Sayısında Yayımlanmıştır.
Kaynak: www.muhammedimamoglu.com
Kaynak: http://www.gencbirikim.net/hangi-mevlana-gercek-mevlana-3/
.
II – O Kimse Korku İle Uyanıp Hatâsını Anladı. Kendi Kendine; “Ey Bedbaht! Şimdiye Kadar Yarasa Gibi Güneşin Ziyâsından Kaçtın. Bundan Sonra Bâri Mevlânâ Hazretlerinin Huzûruyla Şereflenip Dünyâda Ve Âhirette Saâdete Kavuş.” Dedi. Hemen Mevlânâ’nın Medresesine Doğru, Onun Talebesi Olmak İçin Büyük Bir İhlâs İle Yola Koyuldu, Mevlânâ’nın Elini Öpüp, Talebesi Olmakla Şereflendi
O kimse korku ile uyanıp hatâsını anladı.
Kendi kendine; “Ey bedbaht! Şimdiye kadar yarasa gibi güneşin ziyâsından kaçtın. Bundan sonra bâri Mevlânâ hazretlerinin huzûruyla şereflenip dünyâda ve âhirette saâdete kavuş.” dedi. Hemen Mevlânâ’nın medresesine doğru, onun talebesi olmak için büyük bir ihlâs ile yola koyuldu. Kapıya geldiğinde, Muhammed ismindeki talebeyle karşılaştı. Talebe, ona; “Beni hocam Mevlânâ gönderdi. Bize kalbinde sevgi hâsıl olan bir kimse geliyor, onu kapıda karşılayın.” dediler. “Haydi, içeriye buyurun!” dedi. O kimse içeri girip Mevlânâ’nın elini öpüp, talebesi olmakla şereflendi.”
Kaynak: İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.8, s.147
Kaynak: Bu yazı Genç Birikim Dergisinin Ağustos 2014 Sayısında Yayımlanmıştır.
Kaynak: www.muhammedimamoglu.com
Kaynak: http://www.gencbirikim.net/hangi-mevlana-gercek-mevlana-3/