Peygamber Efendimizin İlk Hali Tasavvuf Hali İdi: Hakikatte Velilerin Kerametleri Peygamber’in (a.s.v.) İlk Zamanların Da Meydana Gelen Halleridir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) İlk Hali De Tasavvuf Hali İdi

I – Ulemalar, Tasavvuf İlmini Öğrenmenin Vacip Olduğunu Ve Farz-ı Ayn Hükmü İçerisinde Bulunduğunu Bildirdiler. İbn-i Hacer’in Tuhfe Kitabının Siyer Babında Şöyle İfade Edilmiştir: “Kişiye, Hastalıklarının Tedavisini Bilmesi O İlmi Öğrenmesi Vaciptir
Ulemalar, tasavvuf ilmini öğrenmenin vacip olduğunu ve farz-ı ayn hükmü içerisinde bulunduğunu bildirdiler. İbn-i Hacer’in Tuhfe kitabının Siyer babında şöyle ifade edilmiştir: “Kişiye, hastalıklarının tedavisini bilmesi o ilmi öğrenmesi vaciptir.” Ramelı’nin Zübeyd Şerhinde ise şöyle deniliyor: “Kalbin temizlenmesi için kibir ve riya gibi şeylerden temizlemek ve bunun nasıl yapılacağını öğrenmek vaciptir.
Ulemaların birleştiği ortak görüş ise şöyledir: “Tasavvuf ilmini öğrenmek içın, ana ve baba muhalif olsalar dahi, yine o ilmi tahsil etmeye gidilir.”
Kaynak: Cennet Yolunun Rehberi – Şeyh Seyda Muhammed Konyevi, Özkevser Vakfı Yayınları, Konya 1997 (S.119)


II – Hakikatte Velilerin Kerametleri Peygamber’in (a.s.v.) İlk Zamanların Da Meydana Gelen Halleridir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) İlk Hali De Tasavvuf Hali İdi
Sonuç olarak tasavvuf yolunda yaşayarak kendisine bir şey nasip olmayan’ insan peygamberliğin hakikatinden, isminden başka hiç bir şey idrak edemeyecektir. Hakikatte velilerin kerametleri Peygamber’in (a.s.v.) ilk zamanların da meydana gelen halleridir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) ilk hali de tasavvuf hali idi. Peygamberlik gelmeden önce Hira dağı’na çekilir, orada Rabb’ine itaat ederdi. Hatta Araplar o zaman “Muhammed Rabb’ine aşık oldu “derlerdi. Bu bir haldir ki o yolda yürüyenler, onu zevkle ve tadarak öğrenir. Bu zevkten mahrum olanlar, sofilerin sohbetine devam ederlerse, onlardan işiterek, tecrübe ile ve hallerinin delaleti ile anlayabilirler. Kim onlarla beraber oturursa bu yakini, imanı onlardan alır. Dolayısıyla onlar öyle bir cemaattir ki sohbetlerin de bulunan ve yanlarında oturan şaki olmaz. Onların sohbetinde nasibi olmayan ve onlardan mahrum kalan kimse, apaçık delillerin ışığı altında bu halin mümkün olduğunu – İhya-u Ulumiddin adlı eserimizin acaibu’l-kalb bölümünde açıkladığımız gibi – öğrenebilir.
Bir şeyi kesin delilleri ile gerçekleştirmeye ilim denir. Bu hali doğrudan doğruya yaşamak zevktir
Kaynak: Sohbetler 2 – Şeyh Muhmmed Konyevi, Reyhani Yayınları, İstanbul 1998 (S.146-147)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın