Mürit, Mürşidinin Huzuruna Gitmeden Önce, Abdest Almalı, İstiğfarda Bulunmalı, Fatiha Ve İhlas Şerif Sureleri Okumalıdır. Onun Yanında, Birşey Yimemeli, İçmemeli Ve Kimse İle Konuşmamalıdır. Hiç Kimseye, Hiçbir Yere Bakmamalıdır. O Yok İken, Onun Bulunduğu Yere Doğru Ayak Uzatmamalıdır. O Yere Doğru Tükürmemelidir. Gönülden, Herşeyi Çıkarıp, Bütün Varlığı İle Pîrine Bağlanmalıdır

I – Mürşidinin Huzuruna Gitmeden Evvel Uyulması Gereken Edepler Sırasıyla Şöyledir: Abdest Alınır. Bütün Günahlar İçin On Beş Defa Yahut Daha Fazla İstiğfarda Bulunur. Fatiha Ve İhlas Şerif Sureleri Okunup Mürşidin Ruhaniyetine Hediye Edilir. Yolda Rabıta Üzere Olmalı, Sağa Sola Bakmadan Mümkün Olduğu Müdetçe Nazar Berkadem (Ayakları Üzerine Bakılarak) Yürümelidir. Geçmiş Zamanlarda Müridler Camiye, Tekke Yahut Başka Bir Yere Gidecekleri Zaman, Yanındaki İhvanları İle Gidecekleri Yere Kadar Konuşmadan Rabıta Üzere Yürümeye Sözleşirlerdi.

II – Tâlib, Gönülden, Herşeyi Çıkarıp, Bütün Varlığı İle Pîrine Bağlanmalıdır. Onun Yanında, Birşey Yimemeli, İçmemeli Ve Kimse İle Konuşmamalıdır. Hiç Kimseye, Hiçbir Yere Bakmamalıdır. O Yok İken, Onun Bulunduğu Yere Doğru Ayak Uzatmamalıdır. O Yere Doğru Tükürmemelidir. Onun Her Yapdığını, Her Söylediğini, Yanlış Görünse Bile, Doğru Ve İyi Bilmelidir

.

I – Mürşidinin Huzuruna Gitmeden Evvel Uyulması Gereken Edepler Sırasıyla Şöyledir: Abdest Alınır. Bütün Günahlar İçin On Beş Defa Yahut Daha Fazla İstiğfarda Bulunur. Fatiha Ve İhlas Şerif Sureleri Okunup Mürşidin Ruhaniyetine Hediye Edilir. Yolda Rabıta Üzere Olmalı, Sağa Sola Bakmadan Mümkün Olduğu Müdetçe Nazar Ber- Kadem (Ayakları Üzerine Bakılarak) Yürümelidir. Geçmiş Zamanlarda Müridler Camiye, Tekke Yahut Başka Bir Yere Gidecekleri Zaman, Yanındaki İhvanları İle Gidecekleri Yere Kadar Konuşmadan Rabıta Üzere Yürümeye Sözleşirlerdi.
Mürşidinin huzuruna gitmeden evvel uyulması gereken edepler sırasıyla şöyle dir.
1) Abdest alınır
2) Bütün günahlar için on beş defa yahut daha fazla istiğfarda bulunur.
3) Fatiha ve ihlas şerif sureleri okunup mürşidin ruhaniyetine hediye edilir.
4) Yolda rabıta üzere olmalı, sağa sola bakmadan mümkün olduğu müdetçe nazar berkadem (ayakları üzerine bakılarak) yürümelidir. Geçmiş zamanlarda müridler camiye, tekke yahut başka bir yere gidecekleri zaman, yanındaki ihvanları ile gidecekleri yere kadar konuşmadan rabıta üzere yürümeye sözleşirlerdi. Sizlerde mümkün oldukça böyle yapmaya gayret ediniz. Dinimizin haram kıldığı giyim tarzlarını sergileyen vitrinleri, afişleri Adem’e (aleyhiselama) yasak edilen meyve gibi biliniz iltifat etmeyiniz ta ki harama düşmeyesiniz.
5) Hanım ihvanlarımızda yürüşlerine dikkat etmeli. Tesettürlerinin şerefini muhafaza etikleri halde, halde rabıta üzere son derece vakur ve edepli yürümelidirler. Tesettürlü hanımların içerisinde, kopuklar nasıl yürüyorsa öyle yürüyenler vardır. Şunu unutmayınız tesettür İslam’ın temsil eder.
Kaynak: Mahmud Usta Osmanoğlu, İrşadü’l Müridin, Yasin yayınları (S.192)

.

II – Tâlib, Gönülden, Herşeyi Çıkarıp, Bütün Varlığı İle Pîrine Bağlanmalıdır. Onun Yanında, Birşey Yimemeli, İçmemeli Ve Kimse İle Konuşmamalıdır. Hiç Kimseye, Hiçbir Yere Bakmamalıdır. O Yok İken, Onun Bulunduğu Yere Doğru Ayak Uzatmamalıdır. O Yere Doğru Tükürmemelidir. Onun Her Yapdığını, Her Söylediğini, Yanlış Görünse Bile, Doğru Ve İyi Bilmelidir
Tâlib, gönülden, herşeyi çıkarıp, bütün varlığı ile pîrine bağlanmalıdır. Onun yanında, ondan izn almadan, nâfile ibâdet ve zikr yapmamalıdır. Onun yanında iken, ondan başka hiçbirşeye bakmamalıdır. Bütün gücü ile, ona bağlanıp oturmalıdır. O emr etmedikce, zikr bile yapmamalıdır. Onun yanında farz ve sünnet nemâzlardan başka nemâz kılmamalıdır. Bir sultânın vezîri, sultânın yanında iken, kendi elbisesine bakar. Eli ile kuşağını düzeltir. O anda, sultân ona bakıyordu. Kendinden başkası ile olduğunu görünce, onu azarlıyarak, benim vezîrim olasın da, benim karşımda, elbisenin kuşağı ile oynıyasın. Buna dayanamam diyerek onu azarlar. Düşünmelidir ki, bu alçak dünyânın işleri için, ince edeblere dikkat edilince, ALLAHa kavuşduran işlerde edebleri tâm ve olgun olarak gözetmek ne kadar çok lâzım olacağı anlaşılır. Kendi gölgesi, onun elbisesine veyâ gölgesine düşmiyecek bir yerde durmağa veyâ oturmağa dikkat etmelidir. Onun nemâz kıldığı yere hiçbir zemân basmamalıdır. Onun abdest aldığı yerde abdest almamalıdır. Onun kullandığı kardeşrı kullanmamalıdır. Onun yanında, birşey yimemeli, içmemeli ve kimse ile konuşmamalıdır. Hiç kimseye, hiçbir yere bakmamalıdır. O yok iken, onun bulunduğu yere doğru ayak uzatmamalıdır. O yere doğru tükürmemelidir. Onun her yapdığını, her söylediğini, yanlış görünse bile, doğru ve iyi bilmelidir. O herşeyi ilhâm ile ve izn ile yapar. Bunun için, hiçbir işine, birşey söylenemez. İlhâmında hatâ olsa bile, ilhâmda yanılmak, ictihâdda yanılmak gibidir. Ayblamak ve karşı gelmek câiz olmaz. Bu yolda vâsıta olanı seven bir kimseye, Onun her yapdığı ve her sözü sevgili gelir. Ona karşılık vermenin yeri olmaz. Her işde, yimekde, içmekde, elbise giymekde, yatmakda ve ibâdetlerde, hep ona uymalıdır. Nemâzı onun gibi kılmalıdır. Fıkhı, onun ibâdetlerini görerek öğrenmelidir
Kaynak: Mektubat-ı Rabbani, Cilt 1-2, Çile Yay.Türdav Ofset, İst.1980, 3. Baskı, Çev.Abdülkadir Akçiçek (S.807-808)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın