Onun Borcunu Ödeyebilmesi İçin, Allah Altınla Taşıyan Bir Melek Gönderir; Denizdeki Binlerce Balık Ağzında Birer Altın İle Su Yüzüne Çıkıverir. Bir Kese Diker, Keseye Elini Sokar ve Dilediği Kadar Akça Çıkarır… Taki Tüm Borcu Kapanana Kadar!

I – Şeyh Hazretleri, Misafirleri Çok Olduğu Cihetle, İki Yüz Altın Borçlanmıştı…Bir gün; Tanımadığım Bir Şahıs Geldi Ve İzin Dâhi İstemeğe Gerek Duymadan, Şeyh Hazretleri’nin Yanına Girdi. Bir Miktar Altın Çıkarıp, Koyup Gitti… Koyduğu Altın Borçlarını Kat Kat Ödeyecek Miktarda İdi. Gavsü’l-Âzâm Şöyle Buyurdular: “Bu Bir Ferişte Yâni Melektir Ki: Allahü Tebârek Ve Teâlâhazretleri Evliyaullaha Gönderir. Tâ Ki, Onlar Borçlarını Ödeyebilsinler”

II – Gavs Sahilde Bir Gemiye Biner. Kişi Başı Bir Dinar Olan Yol Ücretini Veremez. Gemi Sahibi, Tam Onu Gemiden Atacağı Sırada Denizdeki Binlerce Balık Ağzında Birer Altın İle Su Yüzüne Çıkıverir,

III – Nakildir: Şeyhi Bir Gün Evvel Basra’da Ertesi Gün (Arefe Günü) Arafat Dağı’nda Görürlerdi. Bir Yıl Basra’da Kıtlık Oldu. Şeyh Veresiye Çok Taam Aldı. Dervişlere Verdi. Bir Kese Dikti. Keseye Elini Soktu. Dilediği Kadar Akça Çıkardı. Borcuna Verdi

.

I – Şeyh Hazretleri, Misafirleri Çok Olduğu Cihetle, İki Yüz Altın Borçlanmıştı…Bir gün; Tanımadığım Bir Şahıs Geldi Ve İzin Dâhi İstemeğe Gerek Duymadan, Şeyh Hazretleri’nin Yanına Girdi. Bir Miktar Altın Çıkarıp, Koyup Gitti… Koyduğu Altın Borçlarını Kat Kat Ödeyecek Miktarda İdi. Gavsü’l-Âzâm Şöyle Buyurdular: “Bu Bir Ferişte Yâni Melektir Ki: Allahü Tebârek Ve Teâlâhazretleri Evliyaullaha Gönderir. Tâ Ki, Onlar Borçlarını Ödeyebilsinler”
Gavsü’l-âzâm, Es-seyyid ve Eş-şeyh Abdülkâdîr Geylânî (k.s.)’un bir hâdîmi (hizmetinde bulunan bir müridi) şöyle rivayet etmiştir:
— Şeyh Hazretleri, misafirleri çok olduğu cihetle, iki yüz altın borçlanmıştı…
Bir gün; tanımadığım bir şahıs geldi ve izin dâhi istemeğe gerek duymadan, Şeyh Hazretleri’nin yanına girdi. Uzunca bir süre sohbetde bulundular. Sonra bir miktar altın çıkarıp, koyup gitti… Koyduğu altın borçlarını kat kat ödeyecek miktarda idi.
Şeyh Hazretleri bana bir şey sormağa fırsat bırakmadan şöyle buyurdular:
— «Bu gelen Kadri Sarrafî’dir.»
Dedim ki:
— «Ya hazret! Ben bundan bir şey anlayamadım. Bu Kadrî
Sarrafî ne demektir ve kimdir?»
Gavsü’l-âzâm şöyle buyurdular:
— «Bu bir ferişte yâni melektir ki: Allahü Tebârek ve TeâlâHazretleri evliyaullaha gönderir. Tâ ki, onlar borçlarını ödeyebilsinler.»
Kaynak: Gayb’ın Dili Abdülkadir Geylani’nin Menkıbeleri, Muhammed Sadık Ul Sadi, Kitsan, İst. 1996, Tercüme: Seyyid Hüseyin Fevzi Paşa (S.139-140)

.

II – Gavs Sahilde Bir Gemiye Biner. Kişi Başı Bir Dinar Olan Yol Ücretini Veremez. Gemi Sahibi, Tam Onu Gemiden Atacağı Sırada Denizdeki Binlerce Balık Ağzında Birer Altın İle Su Yüzüne Çıkıverir,
MÂLİK BİN DİNAR (KS) KİMDİR?
DENİZDEN AĞZINDA ALTINLA ÇIKAN BALIK
Bir zaman Şam-ı şerifin vali ve kadısı ziyaretine gelir. Ondan Emevi Camisi’nin vakıf başkanı olmasını ister. Bu vazifeyi kabul etmez ve Mısır’a gitmek üzere yola çıkar. Sahilde bir gemiye biner. Kişi başı bir dinar olan yol ücretini veremez. Gemi sahibi, adamlarıyla birlikte Mâlik’e hakaret eder ve onu kaldırıp denize atmayı düşünür. Genç yaşta kötü örnek olmasın ve başkalarına ibret olsun diyerek onu gemiden atmaya karar verirler. Tam atacakları sırada denizdeki binlerce balık ağzında birer altın ile su yüzüne çıkıverir. Adamlar gördüklerine inanamaz, şaşırıp kalırlar. Yaptıklarının yanlış olduğunu anlarlar. Mâlik b. Dînar rahmetullahi aleyh kimseye bir şey söylemeden elini uzatır ve balığın birinin ağzından altını alır gemi sahibine verir. Ücretini ödedikten sonra gemidekilere “Hoşcakalın” diyerek ayrılıp gider. Bu hadiseden sonra ismi Mâlik bin Dinar olarak anılmaya başlanır. O, Ebu Yahya künyesiyle de tanınır.
Kaynak: http://www.islamveihsan.com/malik-bin-dinar-ks-kimdir.html

.

III – Nakildir: Şeyhi Bir Gün Evvel Basra’da Ertesi Gün (Arefe Günü) Arafat Dağı’nda Görürlerdi. Bir Yıl Basra’da Kıtlık Oldu. Şeyh Veresiye Çok Taam Aldı. Dervişlere Verdi. Bir Kese Dikti. Keseye Elini Soktu. Dilediği Kadar Akça Çıkardı. Borcuna Verdi
Nakildir: Şeyhi bir gün evvel Basra’da ertesi gün (Arefe Günü) Arafat Dağı’nda görürlerdi.
Bir yıl Basra’da kıtlık oldu. Şeyh veresiye çok taam aldı. Dervişlere verdi. Bir kese dikti. Keseye elini soktu. Dilediği kadar akça çıkardı. Borcuna verdi.
Kaynak: http://www.tezkiretulevliya.net/63-habibiacemi.html

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın