I – Hakîkat-ı Muhammediyye (Muhammed’in Gerçeği): Hazret-i Muhammed Hakkında Özellikle Önemli Olan, Onun Belirli Bir Zamanda Allah’ın Elçisi Olarak Ba’s Edilen Bir Peygamber Olmasından Çok Önce Kevnî Bir Varlık Olduğudur
Hakîkat-ı Muhammediyye İbn Arabî’nin logos (kelime) felsefesinin en önemli kavramlarından biridir. Ama bu konunun Afîfî’nin İbn Arabî’nin felsefesiyle ilgili kitabında (*515) enine boyuna tartışılmış olması dolayısıyla burada bunu yalnızca İnsân-ı Kâmil meselesinin bir vechesi olarak tartışmakla yetineceğim.
İbn Arabî’ye göre bütün peygamberler İnsân-ı Kâmil fikrinin timsâlidirler. Ama Hazret-i Muhammed bütün bu peygamberler arasında müstesnâ bir yer işgal eder. Hazret-i Muhammed hakkında özellikle önemli olan, onun belirli bir zamanda Allah’ın elçisi olarak ba’s edilen bir peygamber olmasından çok önce kevnî bir varlık olduğudur. İbn Arabî bu kavramı kendisinin kevnî bir tabîata sâhip bir varlık olarak tasvîr ettiği şu meşhur hadîse dayandırmaktadır:
“Âdem daha henüz balçıkla su arasındayken bile ben peygamberdim” (*516)
Ontolojik açıdan, ezeldenberi var olan kevnî bir varlık olarak Muhammed a’yân-ı sâbite’ye tekabül eder ya da a’yân-ı sâbite’nin düzeyini temsîl eder. Söz konusu düzey ise, “mutlak olarak Hakk” ile Hakk’ın zâhirî tecellîsi olan âlem arasındaki var olduğu da olmadığı da söylenemeyen berzah’ın düzeyidir. Bu ara düzey, İlâhî Bilinç ile özleştirilmesi açısından ilâhî niteliktedir ama, aynı zamanda da, yalnızca yaratılmış âlemle ilişkili olduğu sürece temelinde mahlûk ya da beşerîdir. İşte Hakîkat-ı Muhammediyye bu son yâni beşerî vechesi itibâriyle bu ara düzeydir. Bu, aynı zamanda kevnî (kozmik) düzeydeki İnsân-ı Kâmil’dir.
*515 IV. Bölüm, s. 66-101. Bu islâmî logos-doktrini ile hıristiyan logos-doktrini arasındaki târihî ilişkinin bir tartışması için Bk. Arthur Jeffery: Ibn al-‘Arabi’s Shajarat al-Kawn (Studia Islamica, X, Paris, 1959, s. 45-62).
*516 “Küntü nebiyyen ve Âdeme beyn el-mâi ve-t tıyn”
Kaynak:http://www.muhyiddinibnularabi.com/hakikat-i-muhammediyye-muhammedin-gercegi/
Site Hakkında:
Copyright ( © ) 2017-2019
Bu Web Sitesi Herhangi Bir Ticari Kar Gütme Amacı İle Yapılmamıştır. Sitede Yerlana Düşünce, Fikir ve Yazılar BANA AİT DEĞİL, KAYNAK GÖSTERİLEN SAHİPLERİNE AİTTİR. Ben Sadece Bir Gözlemciyim ve 2002 Yılında Sorduğum Bir Sorunun Cevabını Bulmak Amacıyla Konuları Kendi Anladığım Başlıklar Altında Siteme Eklemekteyim. Objektif Olmadığını Düşündüğünüz Makalelerin Geliştirilmesi yada Hukuken Suç Teşkil Ettiğini Düşündüğünüz Bir İçeriğin Siteden Kaldırılması İçin Lütfen İletişime Geçin. e-mail: gavsnedir@gmail.comArşivler
-
Son Yazılar
- İddia: “Facir Ve Zalim Bir Kimse Olsa Allah’a İsyanı Emretmediği Müddetçe Müslüman Yöneticiye İtaat Farzdır”: Firevun Rablık İddiası Sadece “Ben Allah’ım” Demesi Değildi: Halkına Zulmetmesi ve “Bu Ülkenin Sahibi Benim. Tüm Emir Ve Yasakların Çıkış Kaynağı Ben Kabul Edilebilirim. Benden Başka Hiç Kimse Emir Vermede Yetkili Değildir” İddiasıydı
- (Yorum) “Nevar Bunda, İsyan Etsinde Ülkede İçsavaş mı Çıksın?” Aziz Mahmut Hüdayi Hazretleri Padişah Üzerinde Çok Ciddi Nüfuza Sahip Olmasına Rağmen, Padişahın “Vergi Veremeyen” 120.000 Vatandaşı Öldürülmesine Bile Karşı Çıkmamıştır
- İddia: “Tanrı Moğolları Seçti Ve Şöyle Dedi: Her Nereye Gidersen, Muzaffer Ol!”: Bu Adamlar Hz Musa’yı Görseler, Reddiye Yazmak İçin Birbirleriyle Yarışırlardı: Bak Musa Kardeş.. Firevun Tanrının Yeryüzündeki Gölgesidir. Firevun, Enel Hak Makamında Kaybolmuş Bir Allah Dostu Olduğu İçin Allah-u Teala Ona, Tıpkı Hz Süleyman’a Verdiği Gibi Kudreti Bahşetmiştir. Ayrıca Bizim Dinmizde Kafir Bile Olsa Yöneticiye İtaat Farzdır. Peygamber Efendimiz Buyuruyor Ki: Sırtına Vurup Malını Alsa Da, Âmirine İtaat Et!
- İddia: “Biz Dervişleriz. Bizim Nazarımız Allah’ın İradesine Bağlıdır”: Moğollar Kayseri’ye Girip Bu Katliamı Gerçekleştirdikleri Sırada Cevlaki (Kalenderi) Dervişler Maalesef Moğollarla Birlikte Hareket Ediyorlardı. Şems-i Tebriz Sohbetlerinde Anadolu İnsanını Moğollara İtaat Etmeye Ve Moğol Yönetiminden Razı Olmaya Çağırırdı
- (Yorum) İddia Ettikleri Gibi Dünya’nın Yönetimi Şayet Şeyh’lerinin Elinde Olsaydı Ne Olurdu? Elimde Olsa Sizi (Kadınları) Erkekler Görmesin Diye Yer Altından Tünel Kazar Da Sizi Gideceğiniz Yerlere Oradan Gönderirdim
- İddia: “Divan-ı Kebir’in Tabii Başkanı Rasûlullâh (a.s)’dir. Onun Gelmediği Toplantılarda İse, Şayet Var İse O Devrin “İnsan-ı Kâmil”i, Yoksa Zamanın “Gavs”ı Başkanlık Görevini İfşa Eder. “İnsan-ı Kâmil” Her Asırda Bulunmaz. “Gavs” İse Her Asırda Vardır Ve Kıyamete Kadar Sürekli, Bir Kişi, O Görevi İfa Eder. Müceddid-i Zaman” Yüz Yılda Bir Gelir”. Peki Sorum Şu: Kim Bu Asrın, Hatta Son 400 Yılın Müceddidi? Tabiki Benim Gavsım. Bu Vasfı Bir İnsana Verirken, Allah Katında Da Sorumlu Olunacağınızı Düşündüğümüzden Bilmenizi İstedik..
- Fatih Nurullah Efendi’den Cübbeli Ahmet Hoca’ya Cevap: Hasetten Böyle Karınları Böyle Dağ Gibi Şişiyor. Ne İstiyorsunuz Ooolum İşinize Bakın Lan Siz…Siz Callcenterlarda Ümmeti Yolmaya Bakın. Sohbetlerimizi Dinleyin Belki Tarikat Öğrenirsiniz Lan! Belki Hakikat Öğrenirsiniz, İnsanlıktan Nasibiniz Olur. Biraz Sohbet Dinleyin Ooolum
- (Yorum) Geçen Gün Bir Köprüden Geçerken, Aşağı Atlamaya Hazırlanan Bir Adam Gördüm Ve Bağırdım: Sen Hangi Dindensin? Şii Misin, Sünni Mi? Peki, Hanefi Misin? Şafii Mi? Peki Hangi Cemaate Mensupsun, Tasavvufi Mi İtikadi Mi? Hangi Tarikat Nakşi, Cerrahi, Kadiri, Halveti? Halidi Kolu Mu? Menzil Mi?
- İddia: “Dünyayı ve Kainatı Gavs Yönetiyor”: Bırak Kainatı, Bunlara Bakkal Emanet Etsen Bakkalı Yönetemezler, Batırırlar. Daha “Ortak Değerler” Üzerine Yaşayan Bu Gruplar Kendi Aralarında Anlaşamıyorlar, Bırakın “Evlilayar Konseyi”’nde Ortak Karar Almayı, Bunların 3 Tanesini Bir Odaya Koysak “Dünyevi İtibar” Uğruna Birbirini Bıçaklarlarlar,
- İddia: “Sadece Alemlerin Yönetimi Değil, Ülkelerin Yönetimide Divan Ehlinin Elindedir ve Gavsımda Bu Divanın Başında Bulunur!”: Ey Müslümanlar! Bir Karar Verin Artık; Dünya’yı Şeytanlar İllumunati Vasıtasıyla mı Yönetiyor, Yoksa Senin Şeyhin mi Yönetiyor da Dünya Bugün Buhalde?