Gavs’a Karşı Çıktığı İçin Azrail Bile Pişman Olmuştur, Sende Karşı Çıkıp Pişmanlardan Olma, Aklını Başına Al! Azrail Sordu, “Gavsü’l-âzâm Hizmetçisinin Ruhunu Bırakmıyor, Geri İstiyor. İlâhî Buyruğun Nedir?” Allah’u Teala Cevap Verdi: “O, Mahbûb Ben Muhibbim Ne İstiyorsa Onu Yap”. İşte O Vakit, Ölüm Meleği Olan Azrail (a.s.) Teeddüd Etmiş Olmaktan Pişman Oldu

I – Gavs’a Karşı Çıktığı İçin Azrail Bile Pişman Olmuştur, Sende Karşı Çıkıp Pişmanlardan Olma, Aklını Başına Al! Gavs’ın Kurtardığı Ruhu İçin Allah’a Danışan Azrail’e Verilen Cevap: Gavsü’l-âzâm Abdülkâdîr Geylânî, Mâşûkiyet Makamında Bir Velîmdir. O, Mahbûb Ben Muhibbim Ne istiyorsa onu yap.» İlâhî Emirlerini İzhar Buyurdu. O Vakit De, Ölüm Meleği Olan Azrail (a.s.) Teeddüd Etmiş Olmaktan Pişman Oldu

.

I – Gavs’a Karşı Çıktığı İçin Azrail Bile Pişman Olmuştur, Sende Karşı Çıkıp Pişmanlardan Olma, Aklını Başına Al! Gavs’ın Kurtardığı Ruhu İçin Allah’a Danışan Azrail’e Verilen Cevap: Gavsü’l-âzâm Abdülkâdîr Geylânî, Mâşûkiyet Makamında Bir Velîmdir. O, Mahbûb Ben Muhibbim Ne istiyorsa onu yap.» İlâhî Emirlerini İzhar Buyurdu. O Vakit De, Ölüm Meleği Olan Azrail (a.s.) Teeddüd Etmiş Olmaktan Pişman Oldu
Kıssa, Seyyid Ahmed-i Rufai Hz. tarafından büyük bir vü-sukla anlatılmaktadır.
«Menâkib-i Tâcü’l-Evliyâ»’da; Bu yedinci menkıbeye, ‘Er-vah’m (Ruhların) Azrail (a.s.)’dan kurtarılması kerameti!..”
başlığı altında temas buyurulmuştur.
Bu menkıbe Gavsü’l-âzâm’ı n mâşûkiyet (sevgililik) maka¬mında olmasından doğmaktadır.
Menkıbe şöyledir,:
Gavsü’l-âzâm Abdülkâdîr Geylânî (k.s.)’un mürit ve’ hadimlerinden (hizmetçi) birisinin ruhu, Azrail (a.s.) tarafından kabzedilir (alınır)…
Mevtanın hanımı Gavsü’l-âzâm’ın saygı değer eşlerinden, Bocasının ruhunun Azrail (a.s.)’m kabzından kurtarılması için yardım isteğinde bulunur.
i Gavsü’l-âzâm’a gelen bu rica üzerine, Yüce Gavs murakabe âlemine dalar. Birden müşahade buyurur ki:
Ölüm meleği, sözü edilen mürit ve hâdîminin ruhunu kaz-betmiş ve kabzettiği o ruhu beraberinde götürmektedir.
Yüce Gavs, mahbubiyet tecellisini kullanarak, Azrail (a.s.)’dan kabzettiği rûnu, tekrar bedene iadesini ister.
Buna cevaben Azrail (a.s.):
— «Ya Gavs! Bu mümkün değildir. Zîra ALLAH’ın irâdesi ile
ben ismini söylediğin şahsın ruhunu kabzettim ve beraberimde
belirtilen yere götürüyorum.» der.
Ancak, Gavsü’l-âzâm mâşûkiyet makamının verdiği yetki ile kabzedilen rûh’un tekrar iadesi hususunda ısrarda bulundu…
Azrail (a.s.) tekrar direnince, Abdülkâdîr Geylânî Hazretle-‘ ri’nde mahbûbiyet hikmeti zahir olur.
[Dikkat buyurulursa bu hikmet şu esrara tâalluk eder ki; yüce velîlerin bir tek mertebei niyazları levh-i mahfuzu izni Hakla yazar, bozar tahtasına çevirir.]
O zaman, Azrail (a.s.) âlemlerin Rabbi’ne şöyle de:
— «Ya Alîm, Ya Kâdîr, SEN herşeyden haberdarsın.Mahbûbunla, aramızdaki konuşmayı bilirsin. Yüce malûmun ki; mahbûbun Gavsü’l-âzâm beraberimdeki rûh’u geri istemekte¬dir. İlâhî buyruğun nedir?» diye sordu.
Hak, Azze ve Cellehü şöyle buyurdu:
— «Gavsü’l-âzâm Abdülkâdîr Geylânî, mâşûkiyet makamında bir velîmdir. O, mahbûb ben muhibbim ne isti¬yorsa onu yap.»
İlâhî emirlerini izhar buyurdu.
O vakit de, ölüm meleği olan Azrail (a.s.) teeddüd etmiş ol¬maktan pişman oldu.
Kaynak: Gayb’ın Dili Abdülkadir Geylani’nin Menkıbeleri… – Muhammed Sadık Ul Sadi, Kitsan, İst. 1996, Tercüme: Seyyid Hüseyin Fevzi Paşa (S.124-126)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın