Niyazî Mısrî’nin Cezbe Halinde Söylediği Sözler: Ey Bana Zâlim, Deccale Hor, Hakir, Zelil, Zaif Olan Allah! Sen Bana Ol Âyeti Vahy Eylemesen Ben Ol Sözi Söylemezdüm. Sebebi Sensin Ey Kezzâb [Yalancı] Tanrı! Beni Deccâl Elinde Muazzeb Koyan Zâlim Tanrı! Ben Şimdiye Dek Deccâle Kul Olsam Bu Azabların Birini Görmezdüm. Allah, Deccâl Senün Belânı Virsün, Hem Sana Kul Olanların Belâsını Virsün! Senin Ancak Dillerde Bir İsmün Var, O Da Unudılsun Gönüllerden Mahv Olsun. Zâlim Olan, Cismi Olmayan, Zâtı Olmayan Sensin!
Kaynaklarda zikredildiğine göre Mısrî(1618-1693), cezbenin galebesiyle şeriatın zâhirine aykırı sözler söylemesi, cifr hesaplarıyla gelecekten haber vermesi, özellikle mehdîlik, hatta peygamberlik iddiasında bulunması, Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin’in peygamber olduklarını söylemesi gibi uç fikirlerinden dolayı 1088 (1677) yılının Safer ayında Limni’ye sürgün edilmiştir. Sürgün sırasında büyük sıkıntılar çekmiş, psikolojik dengesi alt üst olmuş ve muhtemelen bu yüzden kimi zaman Allah, kimi zaman düşman bildiği insanlar hakkında çok ağır ifâdeler kullanmıştır.
Meselâ, sürgündeki çilesini anlatmak üzere bizzat kendi el yazısıyla kaleme aldığı eserinde -ki bu eser Niyâzî-i Mısrî’nin Hâtırâları(nşr. Halil Çeçen, İstanbul 2006) adıyla yayımlanmıştır- Allah’a hitâben şunları kaydetmiştir.
“Ey bana zâlim, deccale hor, hakir, zelil, zaif olan Allah! Beni paryâ itdün! Biz Hâkim’e inanmazuz, kendimüz irsâl ideruz didügün ne oldu şimdi senin ki. Onlar içüme yılan irsâl itdiler. Sen bana ol âyeti vahy eylemesen ben ol sözi söylemezdüm. Bu yılanı benüm içüme salmazlardı. Sebebi sensin ey kezzâb[yalancı] Tanrı! Beni deccâl elinde muazzeb koyan zâlim Tanrı! Ben şimdiye dek deccâle kul olsam bu azabların birini görmezdüm. Bana eşek diyenler gerçek dimişler ki sencileyin uğursuza kul olmuşum! Fakîr u zaif zelil âdem kapusını çalmışum! Allah, deccâl senün belânı virsün, hem sana kul olanların belâsını virsün! Senin ancak dillerde bir ismün var, o da unudılsun gönüllerden mahv olsun. Zâlim, mevcûdu’l-ism[ismi olan], ma’dûmu-l-cism[cismi olmayan], bel ma’dûmu’z-zat[zâtı olmayan] sensin! Yoksın kime feryâd u şikâyet ideyüm. Bu sözler de abesdür. Yoğa her ne dirsem abesdür abesdür abesdür.”
Kaynak: Niyâzî-i Mısrî. Mecmûa. Bursa Sultan Orhan Kütüphânesi. no : 690. vr. 57b. Nakl. Ay, “Niyâzi-i Mısrî’nin Kur’an ve Tefsir Anlayışı”, s. 8-9«
Niyâzî-i Mısrî’nin Hâtırâları, Halil Çeçen, İstanbul 2006
Mustafa Öztürk’ün Osmanlı Tefsir Mirâsı adlı kitabından alıntıdır.
Kaynak: http://elmaarri.blogspot.com.tr/2013/12/niyazi-msrinin-allaha-sovmesi.html
(Bilgi) Kim Bu Niyâzî Mısrî? 17. Yüzyılda Yaşamış, Hayatı Çeşitli Sıkıntılarla Geçmiş Bir Allah Dostu. Bu Anlamda Da, Bir Mazlum… Asıl Adı Mehmed… Padişah, Ferman Göndererek, Dua Etmesini, Sefere Katılmamasını İsterse De Mısrî, “Muhale Ferman Vermek Akıl İşi Değildir” Diyerek Kabul Etmez Ve Edirne’ye Doğru Yola Çıkar. Edirne’ye Vardığında Oldukça Kalabalık Bir Topluluk Karşılar Onu Ve Selimiye Camii Dolup Taşar. Padişah II. Ahmed, Niyâzî Mısrî’yi Asker Zoruyla Camiden Aldırır Ve Yeniden Limni’ye Sürgün Edilmesine Karar Verir
Bir Allah Dostu, Bir Sürgün: Niyazî Mısrî
Niyâzî Mısrî, 17. yüzyılda yaşamış, hayatı çeşitli sıkıntılarla geçmiş bir Allah dostu. Bu anlamda da, bir mazlum… Asıl adı Mehmed… Niyâzî ve Mısrî ise mahlasları. Yâni, aynı zamanda bir şair. Derler ki, gece yazdığı şiirlerinde Niyâzî, gündüz yazdığı şiirlerinde Mısrî lakabını kullanırmış.
(…)
Nihâyet, 1691 yılında II. Ahmed tarafından affedilerek Bursa’ya dönmesine izin verilir. II. Ahmed bu sırada Avusturya seferine hazırlanmaktadır ve Niyâzî Mısrî de 300 kişilik müridiyle bu sefere katılmaya karar verir. Padişah, ferman göndererek, dua etmesini, sefere katılmamasını isterse de Mısrî, “muhale ferman vermek akıl işi değildir” diyerek kabul etmez ve Edirne’ye doğru yola çıkar. Edirne’ye vardığında oldukça kalabalık bir topluluk karşılar onu ve Selimiye Camii dolup taşar. Padişah II. Ahmed, Niyâzî Mısrî’yi asker zoruyla camiden aldırır ve yeniden Limni’ye sürgün edilmesine karar verir. Bu son sürgün artık çok ağır gelir 78 yaşındaki Mısrî’ye. Aradan 7-8 ay geçtikten sonra Limni’de vefat eder. Kabri hâlâ Limni’dedir.
Kaynak: http://www.barandergisi.net/bir-allah-dostu-bir-surgun-niyaz-misr-makale,1334.html