I – Said Nursi Çocukluğunda, Ceviz Gibi Önemsiz Bir Şey İçin Bile, Çoktan Ölmüş Gitmiş Olan Abdulkadir-i Geylani’den Yardım Dilemesi Şirk Değilmidir? İddiacının “Ancak Allah’ın Yapmaya Kadir Olduğu Durumlarda, Yardım Sadece Allah’tan İstenir.” Şeklindeki Sözleri, Onun Din İlimlerindeki Seviyesini Göstermesi Açısından Çok Manidardır. Çünkü Bu İfade, Allah’ın Kadir Olduğu Şeyler Yanında -Hâşâ- Kadir Olmadığı Şeylerin De Var Olduğunu İddia Etmektedir Ki, Asıl Şirk De Budur. Başkasını Şirke Girmekle Suçlarken, Kazdıkları Kuyuya Kendileri Düşme Tehlikesinde Olduklarını Fark Edememektedirler
II – Kaldı Ki, Velilerin Tasarrufu, Yaratmaya Ait Olmayan İşlerle İlgilidir. Kur’an’la Sabit Olan Koruyucu Meleklerin Varlığı Allah’a Şirk Anlamına Gelmediği Gibi, İnsanlık Camiasının Bir Çeşit Melekleri Olan Velilerin Himaye Ve Korumaları Da Şirk Anlamına Gelmez
.
I – Said Nursi Çocukluğunda, Ceviz Gibi Önemsiz Bir Şey İçin Bile, Çoktan Ölmüş Gitmiş Olan Abdulkadir-i Geylani’den Yardım Dilemesi Şirk Değilmidir? İddiacının “Ancak Allah’ın Yapmaya Kadir Olduğu Durumlarda, Yardım Sadece Allah’tan İstenir.” Şeklindeki Sözleri, Onun Din İlimlerindeki Seviyesini Göstermesi Açısından Çok Manidardır. Çünkü Bu İfade, Allah’ın Kadir Olduğu Şeyler Yanında -Hâşâ- Kadir Olmadığı Şeylerin De Var Olduğunu İddia Etmektedir Ki, Asıl Şirk De Budur. Başkasını Şirke Girmekle Suçlarken, Kazdıkları Kuyuya Kendileri Düşme Tehlikesinde Olduklarını Fark Edememektedirler
“Said Nursi çocukluğunda, ceviz gibi önemsiz bir şey için bile, çoktan ölmüş gitmiş olan Abdulkadir-i Geylani’den yardım dilemektedir. Hâlbuki, Allah’ın yapmaya kadir olduğu durumlarda, yardım sadece Allah’tan istenir.
Fatiha suresinde, ‘Ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım dileriz.’ denilerek Allah’tan başkasından yardım istenilemeyeceği açıkça ifade edilmektedir.”
İddiacının “Ancak Allah’ın yapmaya kadir olduğu durumlarda, yardım sadece Allah’tan istenir.” şeklindeki sözleri, onun din ilimlerindeki seviyesini göstermesi açısından çok manidardır. Çünkü bu ifade, Allah’ın kadir olduğu şeyler yanında -hâşâ- kadir olmadığı şeylerin de var olduğunu iddia etmektedir ki, asıl şirk de budur. Başkasını şirke girmekle suçlarken, kazdıkları kuyuya kendileri düşme tehlikesinde olduklarını fark edememektedirler.
Evet, Bediüzzaman Hazretlerinin şu ifadesini dikkatle okumak gerekir:
“Gavs-ı Âzam gibi, memattan sonra hayat-ı Hızırîye yakın bir nevi hayata mazhar olan evliyalar vardır. Gavs’ın hususî İsm-i Âzamı, ‘Yâ Hayy’ olduğu sırrıyla, sair ehl-i kuburdan fazla hayata mazhar olduğu gibi, gayet meşhur, Mâruf-u Kerhî denilen bir kutb-u âzam ve Şeyh Hayâtü’l-Harrânî denilen bir kutb-u azîm, Hazret-i Gavs‘tan sonra mematları hayatları gibidir. Beyne’l-evliya meşhur olmuştur.”(1).
Bu zatların tasarruflarının “Beyne’l-evliya meşhur” olduğunu görmek için Nefahatü’l-üns, kitabının 984. sahifesine bakmak gerekir.
Hz. Hızır da bir evliyadır.
Onun hayatı, bildiğimiz hayat mertebelerinden farklı olarak devam etmektedir. Hz. Hızır’ın bu hayat mertebesinde hayatına devam ettiğine pek çok evliyanın onunla yaşadıkları maceraları şahittir.
Ölümlerinden sonra, Gavs-ı Azam Abdulkadir Geylanî, bir kutb-u azam olan Maruf-u Kerhî ve bir kutb-u azim olan Hayat-ı Harrânî gibi bazı evliyaların, Hz. Hızır’ın hayatına yakın bir hayatla hayatlarının ve tasarruflarının müşahede edildiğini belirten keşif ve keramet sahibi evliyaların bu müşahedelerini kabul etmemek için çok ciddi bir cahil, hatta echel olmak lazımdır. Bu zatların “gördük” dediklerini görmemelerine imkân var mı?
Dipnotlar:
(1) bk. Barla Lahikası, (261. Mektup)
Kaynak: http://www.bediuzzamansaidnursi.org/videolar/abdulkadir-i-geylaniden-medet-istenmez-iddiasi
.
II – Kaldı Ki, Velilerin Tasarrufu, Yaratmaya Ait Olmayan İşlerle İlgilidir. Kur’an’la Sabit Olan Koruyucu Meleklerin Varlığı Allah’a Şirk Anlamına Gelmediği Gibi, İnsanlık Camiasının Bir Çeşit Melekleri Olan Velilerin Himaye Ve Korumaları Da Şirk Anlamına Gelmez
Kaldı ki, velilerin tasarrufu, yaratmaya ait olmayan işlerle ilgilidir. Onların Allah’a yalvarmasıyla bazı şeyler meydana gelebilir, Allah’ın izin ve inayetiyle, sevdiklerine yardım eder, onları himaye edebilirler.
Kur’an’la sabit olan koruyucu meleklerin varlığı Allah’a şirk anlamına gelmediği gibi, insanlık camiasının bir çeşit melekleri olan velilerin himaye ve korumaları da şirk anlamına gelmez.
Nitekim, Hz Enes’ten nakledildiğine göre Hz. Resulullah (a.s.m) şöyle buyurmuştur:
“Yeryüzü hiçbir zaman –Halilu’r-Rahman’a benzeyen- kırk kişiden boş olmaz. İnsanlar bunlar sayesinde yağmura nail olur, bunlar sayesinde yardıma mazhar olup zaferlere ulaşır. Bunlardan bir tanesi öldüğü zaman, Allah onun yerine başkasını yerleştirir.”
“Katade demiş ki, Hasan-ı Basrî’nin bunlardan bir olduğuna zerre kadar şüphemiz yoktur.”
Taberanî’nin el-Evsat’ta rivayet ettiği bu hadisin senedi hasendir (sağlamdır).(2).
Dipnotlar:
(2) bk. Mecmau’z-Zevaid, h. No: 16674
Kaynak: http://www.bediuzzamansaidnursi.org/videolar/abdulkadir-i-geylaniden-medet-istenmez-iddiasi
.
(Ayet) Muhammed’e (görebileceğimiz) bir melek indirilseydi ya! dediler. Eğer biz öyle bir melek indirseydik elbette iş bitirilmiş olur, artık kendilerine göz bile açtırılmazdı…
EN’ÂM suresi 8. ayet
Diyanet İşleri (eski): ‘Ona bir melek indirilmeli değil miydi?’ dediler. Bir melek indirmiş olsaydık iş bitmiş olurdu da onlara göz bile açtırılmazdı.
Diyanet Vakfi: Muhammed’e (görebileceğimiz) bir melek indirilseydi ya! dediler. Eğer biz öyle bir melek indirseydik elbette iş bitirilmiş olur, artık kendilerine göz bile açtırılmazdı..