I – Oğlum Abdülkâdir Doğduğunda, Ramazân-ı Şerîf Başlamıştı. Birinci Gün, İmsak Vaktinden Güneş Batıncaya Kadar Süt Emmedi. Bu Hâli, Diğer Günlerde De Devam Etti. Ramazân-ı Şerîf Boyunca, Gündüzleri Hiç Süt Emmedi. Anladım Ki, Ramazân-ı Şerîfe Hürmet Ediyor, Oruç Tutuyordu.
II – Hazreti Abdülkadir on Yaşında İken Validesi Bir Kadın Arkadaşıyla Otururken Şu Hikâyeyi Nakletmiş: Anneciğim, O Gördüğün Kuş Bendim. Cenâb-ı Hak Senin Sulbünden Beni Getirecek Olduğundan Sana Yabancı Kişiye El Uzattırmadım. Başörtünü Al, Buyur
.
I – Oğlum Abdülkâdir Doğduğunda, Ramazân-ı Şerîf Başlamıştı. Birinci Gün, İmsak Vaktinden Güneş Batıncaya Kadar Süt Emmedi. Bu Hâli, Diğer Günlerde De Devam Etti. Ramazân-ı Şerîf Boyunca, Gündüzleri Hiç Süt Emmedi. Anladım Ki, Ramazân-ı Şerîfe Hürmet Ediyor, Oruç Tutuyordu.
Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri doğmadan önce, Bağdad’da bulunan âlim ve evliyâ zâtlar, onun doğacağını müjdelemişlerdir. Babası, Abdülkâdir-i Geylânî doğmadan önce, rü’yâsında Peygamber efendimizi ( aleyhisselâm ), Eshâb-ı Kirâmı ve evliyâyı gördü. Peygamber efendimiz ona; “Yâ Ebâ Sâlih! Allahü teâlâ bu gece sana çok kâmil bir erkek evlâdı ihsân etti. O benim evlâdımdan, soyumdandır. Onun derecesi ve şânı başkalarından çok üstün ve yüksek olacak” buyurarak müjdeledi. Annesi şöyle anlatmıştır: “Oğlum Abdülkâdir doğduğunda, Ramazân-ı şerîf başlamıştı. Birinci gün, imsak vaktinden güneş batıncaya kadar süt emmedi. Bu hâli, diğer günlerde de devam etti. Ramazân-ı şerîf boyunca, gündüzleri hiç süt emmedi. Anladım ki, Ramazân-ı şerîfe hürmet ediyor, oruç tutuyordu.
İkinci sene, Şa’bân ayının son günlerinde hava çok bulutlu geçmişti. İnsanlar hilâli göremedikleri için, Ramazân-ı şerîf ayının girip girmediğini tesbit edememişlerdi. Abdülkâdir’in, Ramazân-ı şerîfte süt emmediğini bilenler, bana gelip sordular. O gün, imsak vaktinden beri süt emmemişti. Bu durumu gelenlere söyledim. Anlaşıldı ki, Ramazân-ı şerîf başlamıştı.”
Kaynak: http://www.ehlisunnetbuyukleri.com/Islam-Alimleri-Ansiklopedisi/Detay/SEYYID-ABDULKADIR-I-GEYLANI/1440
.
II – Hazreti Abdülkadir on Yaşında İken Validesi Bir Kadın Arkadaşıyla Otururken Şu Hikâyeyi Nakletmiş: Anneciğim, O Gördüğün Kuş Bendim. Cenâb-ı Hak Senin Sulbünden Beni Getirecek Olduğundan Sana Yabancı Kişiye El Uzattırmadım. Başörtünü Al, Buyur
Hazreti Abdülkadir on yaşında iken validesi bir kadın arkadaşıyla otururken şu hikâyeyi nakletmiş: Ben daha bakire kız idim, çölde gidiyordum. Karşıma siyah bir bedevi çıktı, üzerime saldırdı. Ben hem ondan kacıvor hem de feryâdü figân ederek: Yâ Rabbi, şu gencin şerrinden sana sığınıyorum, diyor-dum. Hemen gökyüzünde büyük bir doğan peyda oldu ve bedevinin üzerine çullandı, basma vurmağa başladı. Nihayet bedevi çaresiz kaldı, kaçıp gitti. Doğan da benim başımdaki örtüyü alıp semâya karıştı. O kuşa da-ha hâlâ hayret ediyorum..
Bunun üzerine oğlu Abdülkadir tebessüm ederek yanından ayrılıp bir müddet sonra elinde bir başörtüsü ile geri gelmiş ve validesine şöyle demişti:
Anneciğim, o gördüğün kuş bendim. Cenâb-ı Hak senin sulbünden beni getirecek olduğundan sana yabancı kişiye el uzattırmadım. Başörtünü al, buyur.
Kaynak: Allah’a ve Resulune En Yakın Yol – Sıddık Naci Eren, Demir Kitabevi, İst-1985 (S.22)