I – Salman-i Farsi Şöyle Rivayet Eder: hz. Ali Aleyhi Selam’a Buyurdu: Öyle Bir Şey Yapacağım Ki Allah’ın Bana Verdiği Kerameti Anlayacaksınız. Daha Sonra Kalkıp İki Rekat Namaz Kıldık Ve Kimsenin Anlamadığı Bir Şeyler Söyledi. Ellerini Batıya Doğru Uzatıp İki Parça Bulut Getirdi. Salman Diyor Ki: Bizler Bulutların Şöyle Söylediğini İşittik: ‘’Eşhedu Enla İlahe İllallah Ve Eşhedu Enne Muhammeden Resulullah Ve Sen Kerim Olan Peygamberin Vasisisin’’ Sana Doğru Gelen Herkes Kurtuluşa Erecektir Zira Kurtuluşun Yegane Yolu Budur Ve Her Kim Sende Şek Ederse Helak Olacaktır.
GAMMAME (BULUT) HADİSİ
Salman-i Farsi şöyle rivayet eder:Ali aleyhi selam’ın huzurunda oturmuştuk ve halk ömer’e biat etmişti. Hz. Hasan aleyhi selam, Muhammed bin Ali, Ammar-ı yasir ve Mikdad bizim yanımızdaydı. Bu sırada Hz. Hasan aleyhi selam Hz. Ali aleyhi selam’a buyurdu: Allah Süleyman’a öyle bir saltanat vermişti ki şimdiye kadar kimse öyle bir saltanata ulaşmamıştır. Acaba sana da öyle bir şeyler verilmiş midir? Velayetin şahı Hz. Ali aleyhi selam tebessüm ederek buyurdular. Taneyi yarıp toprakta yeşerten ve Adem’i topraktan yaratan Allah-u Teala babana öyle şeyler bahşetmiştir ki kimse o şerafete yetişmeyecektir.Meclistekiler arz ettiler: Lütfedip ondan bir zerre bizlere göster ki ilmimiz yakine varsın. Öyle bir şey yapacağım ki Allah’ın bana verdiği kerameti anlayacaksınız.Daha sonra kalkıp iki rekat namaz kıldık ve kimsenin anlamadığı bir şeyler söyledi. Ellerini batıya doğru uzatıp iki parça bulut getirdi. Salman diyor ki: Bizler bulutların şöyle söylediğini işittik: ‘’ Eşhedu enla ilahe illallah ve eşhedu enne muhammeden resulullah ve sen kerim olan peygamberin vasisisin’’ sana doğru gelen herkes kurtuluşa erecektir zira kurtuluşun yegane yolu budur ve her kim sende şek ederse helak olacaktır. O iki bulut halı gibi yan yana yayıldılar ve ki onlardan burnumuza güzel kokular geldi. Hz. Ali aleyhi selam bize buyurdular: Bulutların üzerinde oturun. Biz birinin o ise diğerinin üzerinde oturdu. Bulutlara işaret ederek batıya doğru gitmesini istedi. Bulutlar yan yana hareket etmeye başladılar, bu sırada Hz. Ali aleyhi selamın başında bir taç ve ayağında yakuttan bir ayakkabı, ellerinde ise inciden bir yüzük vardı ve o nurdan bir kürsüde oturmuş olduğunu gördük. Hz. Hasan aleyhi selam buyurdular: Mahlukatın hepsi Hz. Süleyman’ın parmağındaki yüzükten dolayı ondan itaat ediyordu.
Kaynak: http://meshedihasan.blogcu.com/hadisler/7900320
II – Hz. Ali Aleyhi Selam: Ben Allah’ın Gözü, Kulağı, Dili, Sönmeyen Nuru Ve Allah’a Giden Müminlerin Geçtiği Kapıyım. Ben Allah’ın Kullarına Hüccetiyim. Ben Allah’ın Yer Yüzündeki Hazinesiyim. Ben Cennet Ve Cehennemi Bölenim… (Sonra) Ellerini Koynuna Sokarak Taşı Yakuttan Olan Kırmızı Altından Bir Yüzük Çıkardı Ve İmam Hasan Aleyhisselam’a Buyurdu: Ey Evladım! Süleyman’nın Yüzüğü Budur Ve Onun Üzerinde Bizim İsimlerimiz Vardır. Salman Diyor Ki: Ordakilerin Şaşkınlığı Çoğaldı Ve Güya Hz. Ali Aleyhi Selam’ı İlk Defa Tanıyormuş Gibi Oldular
Hz. Ali aleyhi selam: Ben Allah’ın gözü, kulağı, dili, sönmeyen nuru ve Allah’a giden müminlerin geçtiği kapıyım. Ben Allah’ın kullarına hüccetiyim. Ben Allah’ın yer yüzündeki hazinesiyim. Ben cennet ve cehennemi bölenim. Benim Zulkarneyn’in kurduğu baraj. Benim İskender’e iki karni veren. Ellerini koynuna sokarak taşı yakuttan olan kırmızı altından bir yüzük çıkardı ve İmam Hasan aleyhisselam’a buyurdu: Ey Evladım! Süleyman’nın yüzüğü budur ve onun üzerinde bizim isimlerimiz vardır. Salman diyor ki: Ordakilerin şaşkınlığı çoğaldı ve güya Hz. Ali aleyhi selam’ı ilk defa tanıyormuş gibi oldular. Hz. Ali aleyhi selam buyurdular: Bu söylediklerim benim için bir şey değildir.
Kaynak: http://meshedihasan.blogcu.com/hadisler/7900320
III – “Hz. Ali Bizi Zülkarneyn’in Yaptığı Barajı Bizler Göster” Denilince Rüzgar Bizi Bir Dağın Üzerine Çıkardığında Orada Koskocaman Kurumuş Bir Ağacı Gördük. Ağaç Dile Gelip Şöyle Dedi: Ey Eba Muhammed! Allah’ın Halifesi Baban Bulutlarla Beraber Her Sabah Yanıma Gelir, İki Rekat Namaz Kılardı. O Bulutlarda Çok Güzel Misk Kokusu Gelir Ve Ben O Kokudan Can Alırdım. Ancak Kırk Gündür Baban Yanıma Gelmemiştir Bende Bundan Dolayı Bu Hale Düştüm. Hz. Hasan Aleyhi Selam’ Babasından Tekrar Onun Yanına Gelmesini İstemesini Rica Etti. Hz. Ali Aleyhi Selam O Ağacın Yanına Gelip Namaz Kıldı Ve Ellerini Ona Sürdüğünde Ağaç Hemen Yeşermeye Başladı
İmam Hasan aleyhi selam: Zülkarneyn’in yaptığı barajı bizler göster. Hz. Ali aleyhi selam rüzgara, bizi o baraja götür diye emretti. Aniden şimşek sesine benzer bir ses bizi havalandırıp hızla götürmeye başladı, rüzgar bizi bir dağın üzerine çıkardığında orada koskocaman kurumuş bir ağacı gördük. İçimizden biri Hz. Ali aleyhi selama ağacın neden kuruduğunu sorduğunda o hazret gidip ağacın kendisinden sormasını söyledi. Hz. Hasan aleyhi selam ağacın yanına gidip neden kuruduğunu sorunca; Ağaç dile gelip şöyle dedi: Ey Eba Muhammed! Allah’ın halifesi baban bulutlarla beraber her sabah yanıma gelir, iki rekat namaz kılardı. O bulutlarda çok güzel misk kokusu gelir ve ben o kokudan can alırdım. Ancak kırk gündür baban yanıma gelmemiştir bende bundan dolayı bu hale düştüm. Hz. Hasan aleyhi selam’ babasından tekrar onun yanına gelmesini istemesini rica etti. Hz. Ali aleyhi selam o ağacın yanına gelip namaz kıldı ve ellerini ona sürdüğünde ağaç hemen yeşermeye başladı.
Kaynak: http://meshedihasan.blogcu.com/hadisler/7900320
IV – Yecuc Ve Mecuc Kavmine Vardığımızda Onların Sayısının Çokluğundan Hayrete Düştük Onlardan Bazıları, Yirmi Metre Boyunda, Bazıların Ki İse Yetmiş Metreydi Ve Bazılarının Da Kulakları Öyle Büyüktü Ki, Bir Kulağını Döşek Diğer Bir Kulağını Da Yorgan Olarak Kullanıyordu
Hz. Ali aleyhi selam tekrar yola koyuldu, bir süre sonra dünya tamamen gözden kayboldu. Bu sırada bir eli doğuda diğer eli batıda olan bir melek gördük. Biz hazretten o meleğin kim olduğunu sorduk Hz. Ali aleyhi selam o meleği gece ve gündüzü getirip götürmesi için görevlendirdiğini söyledi. Daha sonra buluta bizi yacuc ve mecuc kavimlerine götürmesini emretti oraya vardığımızda tekrar bizi ordaki dağın altına götürmesini emretti. O dağ, yanık duman kokularının geldiği bir yerdi. Yecuc ve Mecuc kavmine vardığımızda onların sayısının çokluğundan hayrete düştük onlardan bazıları, yirmi metre boyunda, bazıların ki ise yetmiş metreydi ve bazılarının da kulakları öyle büyüktü ki, bir kulağını döşek diğer bir kulağını da yorgan olarak kullanıyordu.
Kaynak: http://meshedihasan.blogcu.com/hadisler/7900320
V – Kaf Dağına Gittik Ve O Dağa İnsan Şeklinde Bir Meleğin Görevli Olduğunu Gördük. O Melek Hz. Ali’ye Bir Şeyler Söylemek İstedi Ancak Hz. Ali Aleyhi Selam Ona; İstersen Ne Diyeceğini Ben Söyleyeyim: Sen Kardeşini Ziyaret Etmek İçin İzin İstiyordun Ve Ben İzin Verdim. Melek “Bismillahirrahmanirrahim‘’ Diyerek Yola Koyuldu. Hazretin Yaranlarından Biri: Melekler Sizin Emrinizle Mi Hareket Ediyorlar?! İmam: Gökleri Sütunsuz Yaratan Allah’a Ant Olsun Ki, Hiçbir Melek Benim İznim Olmadan Kıpırdayamaz. Eğer Onlardan Biri Bir Nefes Alma Süresince Benden İzinsiz Hareket Edecek Olsa Hazreti İzzet Onu Azap Şimşekleriyle Cezalandırır.
Hz. Ali aleyhi selam bunların hakimi benim diye buyurduktan sonra tekrar yola koyulup bütün dünyayı saran, yakut gibi kırmızı Kaf dağına gittik ve o dağa insan şeklinde bir meleğin görevli olduğunu gördük o melek Hz. Ali aleyhi selam’ı görür görmez Selam olsun sana Ey Emir-el Müminin! Dedi. Sonra o, Hazrete bir şeyler söylemek istedi ancak Hz. Ali aleyhi selam ona; istersen ne diyeceğini ben söyleyeyim: Sen kardeşini ziyaret etmek için izin istiyordun ve ben izin verdim. Melek “ Bismillahirrahmanirrahim ‘’ diyerek yola koyuldu.
Daha sonra önceki ağaca benzer bir ağaç daha gördük. Aramızda bazı soru cevaplar geçtik ten sonra ağaç dedi ki: Hz. Emir-el müminin aleyhi selam gecenin üçte birlik bölümünde benim yanıma gelerek Allah’ı tasbih ve takdis eder ve sonra bir ata binerek giderdi ve bende bundan dolayı yeşil ve sevinçli kalırdım ancak, o hazret kırk gündür mübarek adımlarının feyzini benden kesmiştir ve ben bu yüzden yaprakları dökülmüş, kurumuş bir haldeyim. Hz. Hasan aleyhi selam babasından rica etti ve hazret ellerini o ağaca çekti. Ağaç şunları söyledi: Ben Allah başka ilah olmadığına, Hz. Muhammed’in onun resulü olduğuna ve senin bu mübarek ümmete Emir-el Müminin olduğuna, sana tutunanların kurtulup senden yüz çevirenlerin helak olacağına şehadet ederim. O ağaç böylelikle yeşillenip güzelleşti ver biz bir miktar onun altında oturduk. Hz. Ali aleyhi selam’a o izin alan meleğin nereye gittiğini sorduğumuzda buyurdular: Dün zulmet dağından geçerken oraya görevli melek bunun yanına gelmek için izin istedi ve bu gün bu melek onun gelişi için hazırlık görmeye gitti. Hazretin yaranlarından biri: Melekler sizin emrinizle mi hareket ediyorlar?! İmam : Gökleri sütunsuz yaratan Allah’a ant olsun ki, hiçbir melek benim iznim olmadan kıpırdayamaz. Eğer onlardan biri bir nefes alma süresince benden izinsiz hareket edecek olsa Hazreti izzet onu azap şimşekleriyle cezalandırır. Benden sonra oğlum Hasan ondan sonra oğlum Hüseyin ve sonuncusu Al-i Muhammed’in Kaim’i olan dokuz evladı aynı benim gibidirler. Hiçbir mukarreb meleğin bunların izni olmadan nefes çekmesi dahi haddine düşmez. İçimizden biri o hazretten suya görevli meleğin adının ne olduğunu sorunca Berhail diye buyurdu.
Kaynak: http://meshedihasan.blogcu.com/hadisler/7900320
VI – Ben Hz. Ali (a.s) ’a: Meğer Bizler Dün Sizin Yanınızda Değil Miydik? Siz Ne Zaman O Dağa Geldiniz?! Hz. Ali Aleyhi Selam Gözlerinizi Kapatın, Biz Kapattıktan Sonra Açın Diye Buyurdular. Gözümüzü Açtığımızda Kendimizi Başka Bir Memlekette Bulduk Hepimiz: Gerçektende Bu Acayip Bir Şeydir
Ben Hz. Ali aleyhi selam’a: Meğer bizler dün sizin yanınızda değil miydik? Siz ne zaman o dağa geldiniz?!Hz. Ali Aleyhi selam gözlerinizi kapatın, biz kapattıktan sonra açın diye buyurdular. Gözümüzü açtığımızda kendimizi başka bir memlekette bulduk hepimiz: Gerçektende bu acayip bir şeydir! Dedik. Hazret: Gerçektende melakut aleminin emri benim kudretim kabzasındadır ki sizlerin onu bilmeye tahammülünüz yoktur. Bunlara rağmen ben, yeme, içme ve nikah etmede sizler gibiyim, eğer benim bildiklerimden bir zerresini dahi sizler bilseydiniz kalpleriniz çatlardı. Bilin ki Asif bin Berhiya Hz. Süleyman’ın vasilerindendi ve Allah’ın yetmiş üç harfli ilminden yalnızca birini biliyordu be o ilimle göz açıp kapatıncaya Belkıs’ın tahtını Süleyman’ın yanında hazır etti. Ben o ilimden yetmiş iki harf bilmekteyim ve onun biri yalnızca Allah’a mahsustur. “La Havle vela kuvvete illa billahil eliyyul azim.“ Beni tanıyan tanıdı ve beni inkar eden inkar etti, diye buyurdular.
Kaynak: http://meshedihasan.blogcu.com/hadisler/7900320
VII – Daha Sonra Rüzgara Bizi Bir Bağa Götürmesini Emretti, Orada İki Kabrin Arasında Namazla Meşgul Bir Genç Gördük Ve Dedik Ki: Bu Kardeşim Salih Peygamberdir. Hz. Salih Ağlar Bir Halde Hızla O Hazrete Doğru Gelip Bir Şeylerden Şikayet Etmeye Başladı Ve Dediki: Baban Her Sabah Gün Doğar Vakti Benim Yanıma Geliyor Ve Beraber Namaz Kılıyorduk Ancak İki Gündür Beni Mahzarına Müşerref Olmaktan Mahrum Bıraktı. Biz Hz. Ali Aleyhi Selam’a Arz Ettik Ki: Ey Emir-el Müminin! Bu Daha Çok Şaşılacak Şey! Zira Biz Her Gün Sabah Sizin Hizmetinizdeyiz, Bizim Haberimiz Olmayacak Şekilde Nasıl Her Sabah Buraya Geliyorsunuz?!
Daha sonra rüzgara bizi bir bağa götürmesini emretti, o bağ güzellik ve yeşillikte cennet ruvzelerine eşitti. Orada iki kabrin arasında namazla meşgul bir genç gördük ve dedik ki: Ey Emir-el müminin! Bu genç kimdir? Buyurdular: Bu kardeşim Salih peygamberdir ve o iki kabir onun babası ve annesinindir. Hz. Salih hz. Emir-el Müminin aleyhi selam’ı görür görmez ağlar bir halde hızla o hazrete doğru gelip bir şeylerden şikayet etmeye başladı: Hz. Ali aleyhi selam ise ona teselli veriyordu. Biz o hazretten Hz. Salih’in neden ağladığını sorduğumuzda kendisinden sorun diye buyurdu. Bu sıra Hz. Hasan aleyhi selam onun yanına giderek buyurdular: Ey Allah’ın Salih kulu! Neden bu haldesin? Hz. Salih cevabında arz etti: Baban her sabah gün doğar vakti benim yanıma geliyor ve beraber namaz kılıyorduk ve ben onu görmekle mutlu olup ibadet için daha çok halleniyordum, ancak iki gündür beni mahzarına müşerref olmaktan mahrum bırakmıştı ve şimdi onu görünce böyle yaptım.Biz Hz. Ali aleyhi selam’a arz ettik ki: Ey Emir-el Müminin! Bu daha çok şaşılacak şey! Zira biz her gün sabah sizin hizmetinizdeyiz, bizim haberimiz olmayacak şekilde nasıl her sabah buraya geliyorsunuz?!
Kaynak: http://meshedihasan.blogcu.com/hadisler/7900320
VIII – Derken Bir Bostana Vardık. Bostanın Ortasında Firuzeden Bir Taht Ve Tahtın Üzerinde Elleri Sinesinde Uzanmış Halde Bir Genç Gördük Biz O Hazretten O Gencin Kim Olduğunu Sorduğumuzda Hz. Süleyman’dır Deyip Elindeki Yüzüğü Çıkararak Onun Parmaklarına Taktı Ve Şöyle Buyurdu: “Kemikler Çürüdükten Sonra Bile Onları Dirilten Allah’ın İzniyle Kalk ’’Hz. Süleyman Hemen Kalkarak Dedi Ki: Ben Allah’ın Birliğine Ve Onun Eşi, Benzeri Bulunmadığına, Hz. Muhammed’in Onun Kulu Ve Resulü Olduğuna Ve Onun Hidayet İçin Ve Kafirlerin Hoşuna Gitmese Dahi İslam Dinini Diğer Dinlere Üstün Kılmak İçin Gönderildiğine Şahadet Ederim. …Ve Şahadet Ederim Ki Sen, Allah’ın Resulü’nünün Hak Vasisisin, Hidayet Eden Ve Mehdisin Ki Allah-u Teala Senin Ve Evlatlarının Sevgi Ve Muhabbetini Bütün İnsanlardan Soracaktır, Ve Gerçektende Allah Bana Ata Ettiği Mülkü Senin Vasıtanla Bahşetmiştir.
Hz. Ali aleyhi selam bize: Hz. Süleyman’ı görmek istiyor musunuz? Diye buyurduğunda hepimiz elbette ey Emir-el müminin bizler bunu arzulamaktayız, dedik. Velayetin şahı yola koyuldu ve bizlerde onun ardı sıra, Derken bir bostana vardık ki onun benzerini şimdiye kadar kimse görmemişti. Onun içinden nehirler akıyor, güzel sesli kuşlar ötüşüyor, çeşit çeşit meyveler bulunuyordu. O kuşlar Hz. Ali aleyhi selam’ı gördüklerinde onun etrafına üşüşüp, kanat çırpıp o hazreti tavaf ediyorlardı. Bostanın ortasında Firuzeden bir taht ve tahtın üzerinde elleri sinesinde uzanmış halde bir genç gördük ki onun baş ve ayak tarafında iki tane yılan vardı, o yılanlar Hz. Ali aleyhi selamı görünce o hazretin ayakları altında sürünmeye başladılar. Biz o hazretten o gencin kim olduğunu sorduğumuzda Hz. Süleyman’dır deyip elindeki yüzüğü çıkararak onun parmaklarına taktı ve şöyle buyurdu: ‘’ Kemikler çürüdükten sonra bile onları dirilten Allah’ın izniyle kalk ’’ Hz. Süleyman hemen kalkarak dedi ki: Ben Allah’ın birliğine ve onun eşi, benzeri bulunmadığına, Hz. Muhammed’in onun kulu ve resulü olduğuna ve onun hidayet için ve kafirlerin hoşuna gitmese dahi İslam dinini diğer dinlere üstün kılmak için gönderildiğine şahadet ederim.
Ve şahadet ederim ki sen, Allah’ın Resulü’nünün hak vasisisin, hidayet eden ve mehdisin ki Allah-u teala senin ve evlatlarının sevgi ve muhabbetini bütün insanlardan soracaktır, ve gerçektende Allah bana ata ettiği mülkü senin vasıtanla bahşetmiştir. Daha sonra Hz. Süleyman oturdu ve bizler onunla görüşebilme şerafetine ulaştık. Hz. Ali aleyhi selam Hz. Süleyman’la vedalaştıktan sonra o tekrar eski haline geri döndü.
Kaynak: http://meshedihasan.blogcu.com/hadisler/7900320
IX – Biz Hz. Ali Aleyhi Selam’dan Sorduk: Ey Emir-el Müminin Sizin Kaf Dağının Arkasında Olan Şeylerden Haberiniz Var Mı? Hazret Buyurdular: Alemi Ve Adem Oğlunu Yaratan Kaf Dağının Arkasında Kırk Tane Alem Yaratmıştır Ki Onların Her Biri Dünyanın Kırk Katı Büyüklüğündedir. Benim Kaf Dağına Olan İlmim Sizin Bu Dünyanız Ve İçindekilere Olan İlmim Gibidir. Hz. Resulullah’tan Sonra Alemleri Ayakta Tutan Ve Koruyan Benim, Nebevi Şeriatının Koruyucusu Benim, Kıyamete Kadar Aynı Şekildedirler Benim Soyumdan Gelecek Olan İmamlar. Ben Gökyüzü Yolları Yeryüzünden Daha İyi Bilenim, Allah’ın Gizli Mahzenleri Biziz, Allah’ın Okununca İcabet Ettiği Hüsna İsimleri Biziz, Arşa Ve Kürsüye Yazılan İsimlerin Sahibi Biziz, Cennet Ve Cehennemi Bölen Biziz, Meleklere Tevhit, Tasbih, Takdis Ve Tekbiri Öğreten Biziz, Adem’e Talkin Olunan Ve Tövbesinin Kabul Olmasını Sağlayan İsimler Biziz,
Biz Hz. Ali aleyhi selam’dan sorduk: Ey Emir-el müminin sizin Kaf dağının arkasında olan şeylerden haberiniz var mı? Hazret buyurdular: Alemi ve Adem oğlunu yaratan Kaf dağının arkasında kırk tane alem yaratmıştır ki onların her biri dünyanın kırk katı büyüklüğündedir. Benim Kaf dağına olan ilmim sizin bu dünyanız ve içindekilere olan ilmim gibidir. Hz. Resulullah’tan sonra alemleri ayakta tutan ve koruyan benim, nebevi şeriatının koruyucusu benim, kıyamete kadar aynı şekildedirler benim soyumdan gelecek olan İmamlar. Ben gökyüzü yolları yeryüzünden daha iyi bilenim, Allah’ın gizli mahzenleri biziz, Allah’ın okununca icabet ettiği Hüsna isimleri biziz, Arşa ve kürsüye yazılan isimlerin sahibi biziz, cennet ve cehennemi bölen biziz, meleklere tevhit, tasbih, takdis ve tekbiri öğreten biziz, Adem’e talkin olunan ve tövbesinin kabul olmasını sağlayan isimler biziz, ben bütün bu esrar ve emirleri Allah’ın azam ismi bereketiyle biliyorum ki eğer onu bir zeytin yaprağına yazıp ateşe atsalar hiçbir zaman yanmaz ve onun yeniliği solgunluğa yüz tutmaz, gecenin karanlığı ve gündüzün aydınlığı bizim isimlerimiz bereketinedir, bizim adlandırılmış isimlerimizi gökyüzüne yazdıklarında sütunsuz durdu ve yeryüzü onunla yayıldı, o isimler okunduğunda rüzgar harekete geçti, ışığa okunduğunda nurlu oldu, şimşeğe yazdılarında huşu gösterdi ve israfil’in anlına yazıldığında ‘’ Subbuhun Kuddusun Rebbul melaiketi verruh ‘’ zikriyle tekellüm etmeye başladı.
Kaynak: http://meshedihasan.blogcu.com/hadisler/7900320
X – Gözlerinizi Kapatın, Kattığımızda Açın Diye Emretti, Gözlerimizi Açtığımızda Kendimizi Ad Kavminin Şehrinde Bulduk. Hz Ali Onları Allah’ın Birliğine, Hz. Resulullah’ın Risaletine Ve Kendi Velayetine İnanmaya Davet Etti, Onlar Kabul Etmeyince Bir Çoğunu Öldürdü. Yine Onları İslama Davet Etti, Onlar Kabul Etmeyince Şimşekler Ve Yıldırımlar Zahir Olmaya Başladı Ki Bize Bu Şimşek Ve Yıldırımlar O Hazretin Ağzından Çıkıyormuş Gibi Geldi. Öyle Korkunç Sesler Oluşmaya Başladı Ki Biz, Gökyüzünün Yere İndiğini, Dağların Parçalandığını Ve Kıyametin Koptuğunu Zannettik. Hz. Ali (a.s) Onlardan Nefes Çeken Bir Tane Bile Bırakmadan Hepsini Öldürdü
Hz. Emir-el müminin aleyhi selam’ın bu mucizevi kelamı bura vardığında buyurdular: Gözlerinizi kapatın, kattığımızda açın diye emretti, gözlerimizi açtığımızda kendimizi pazarları imarlı, sarayları olabildiğince yüksek, insanları kocaman ağaç misali yüksek ve koskocaman bir şehirde bulduk. Hz. Ali aleyhi selam bizlere: Bunlar Ad kavminin geri kalanlarıdır ki henüz alemlerin rabbine ve kıyamet gününe iman getirmemişlerdir, bunlar doğu şehirlerinden bir şehirde mesken ediyorlardı ve ben Allah’ın emriyle onları şehirlerinden kazıyıp bura yerleştirdim. Bilin ki! Ben onlarla mukatele edeceğim. Daha sonra Hz. Emir-el müminin aleyhi selam onları Allah’ın birliğine, Hz. Resulullah’ın risaletine ve kendi velayetine inanmaya davet etti, onlar kabul etmeyince defalarca onları davet etti ve onlar yine inkar ettiler. Hz. Ali aleyhi selam onlara hamle ederek bir çoğunu öldürdü ancak bizim bu olaydan dehşete düştüğümüzü görünce yanımıza gelerek ellerini kalbizie çekti ve bizim korkumuz zail oldu. O Hazret tekrar onlara taraf gitti ve yine onları islama davet etti, onlar kabul etmeyince şimşekler ve yıldırımlar zahir olmaya başladı ki bize bu şimşek ve yıldırımlar o hazretin ağzından çıkıyormuş gibi geldi. Öyle korkunç sesler oluşmaya başladı ki biz, gökyüzünün yere indiğini, dağların parçalandığını ve kıyametin koptuğunu zannettik. Hz. Ali aleyhi selam onlardan nefes çeken bir tane bile bırakmadan hepsini öldürdü.
Kaynak: http://meshedihasan.blogcu.com/hadisler/7900320
XI – Ey Emir-el Müminin! Artık Vatanımıza Geri Dönelim, Diye Arz Ettik. Daha Sonra O Hazret Bulutu Çağırdı Ve Biz Onun Üzerine Bindikten Sonra Çok Kısa Bir Sürede Kendimizi Misafir Olduğumuz Evde Bulduk. Beş Saat İçerisinde Elli Yıllık Bir Zamanı Yaşamıştık. Hz. Ali Buyurdular: Eğer İstersem Bir Köz Açıp Kapamada Sizleri Bütün Göklerde Gezdirebilirim. Ben Bütün Bu Azametli Güçlerimi, Mahlukatın Yaratıcısından Aldım. Allah’ın Velisi, Ve Resulullah’ın Vasisi Benim Ancak Bir Çoğu Bunu Bilmemektedir. Bu Sırada Salman Arz Etti: Senin Hakkını Gasp Edene Allah Lanet Etsin
Hz. Emir-el Müminin aleyhi selam onlarla savaşı bitirdikten, şimşek ve yıldırımlar bertaraf olduktan sonra biz, Ey Emir-el Müminin! Artık vatanımıza geri dönelim, diye arz ettik. Daha sonra o hazret bulutu çağırdı ve biz onun üzerine bindikten sonra bizim anlamadığımız bazı şeyler söyledi ve rüzgar bizi hareket ettirmeye başladı çok kısa bir sürede kendimizi misafir olduğumuz evde bulduk. Yeryüzüne indikten kısa bir süre sonra ezan sesinin yükseldiğini duyduk. Biz sabah güneş doğduktan sonra oradan ayrılmıştık ki geçen bu beş saat içerisinde elli yıllık bir zamanı yaşamıştık. Hz. Ali aleyhi selam bizim şaşkınlığımızı görünce buyurdular: Canımın kudret ellerinde olduğu Allah’a ant olsun eğer istersem bir köz açıp kapamada sizleri bütün göklerde gezdirebilirim. Ben bütün bu azametli güçlerimi, mahlukatın yaratıcısından aldım. Allah’ın velisi, ve Resulullah’ın vasisi benim ancak bir çoğu bunu bilmemektedir.Bu sırada Salman arz etti: Senin hakkını gasp edene Allah lanet etsin. Seni inkar edene ve senden yüz çevirene Allah’ın elim azabı olsun.
Kaynak: Mecmu-ur Raig: c.2 s.322-336 Menakib-u ibni şehri Aşub: c.2 s.337 Nefes-ur rahman fiy fezali-u Salman: s.117 Hediget-ut Şia: c.2 s.521-529
Kaynak: http://meshedihasan.blogcu.com/hadisler/7900320