O Gavski Zaman ve Mekanı Bükerek Suikast Yapabilir; Şeyh Abdulkadir Geylanî, Geldi, Beni Çağırdı, Onunla (Günlerce Uzaklıktaki) Arap Şehrine Gittik, Fakirlere Zulmeden Ağayı Bana Gösterdi, Kılıcımla Vurarak Öldürdüm Ve Döndüm

I – On Dakikalığına Kaybolan Şeyh Ahmed Er Rufaî (K.S.A.) Hazretlerinin Durumunu Açıklaması: Şeyh Abdulkadir Geylanî, Geldi, Beni Çağırdı, Onunla (Günlerce Uzaklıktaki) Arap Şehrine Gittik Beraber. Fakirlere Zulmeden Ağayı Bana Gösterdi, Kılıcımla Vurarak Öldürdüm Ve Döndüm”

.

I – On Dakikalığına Kaybolan Şeyh Ahmed Er Rufaî (K.S.A.) Hazretlerinin Durumunu Açıklaması: Şeyh Abdulkadir Geylanî, Geldi, Beni Çağırdı, Onunla (Günlerce Uzaklıktaki) Arap Şehrine Gittik Beraber. Fakirlere Zulmeden Ağayı Bana Gösterdi, Kılıcımla Vurarak Öldürdüm Ve Döndüm”
Şeyh Ahmed er Rufaî (K.S.A.) Hazretlerinin talebelerinden Siirtli Molla Halil şöyle naklediyor. Diyor ki : «Bir gün hocamla ders yapıyorduk. Dışarda birisi belirdi. Pencerenin önüne gelip Hocama, Seyyid Ahmed, acele durma, gel, diye seslendi. Hocam hemen kalkıp ayakkabısını giyerek dışarı çıktı. Aradan bir müddet geçti. Tahminen on – onbeş dakika kadar. Hocam Şeyh Ahmed e? Rufaî döndü. Ben, «Şeyda, nereye gittin böyle?» diye sordum. Bana cevaben, «Beni çağıranı tanımadın mı ?» dedi. «Hayır, vallahi tanıyamadım» dedim Hocam; «O Şeyh Abdulkadir Geylanî idi. Geldi, beni çağırdı,» dedi. Ben tekrar sordum: «Sizi niçin çağırdı ? Nereye gittiniz?» diye. Şöyle cevab verdi. «Beni çağırdı, onunla Arap şehrine gittik beraber. Ağalarını bana gösterdi, abdest bozuyordu. Dedi ki: (Ben bunu vurup öldüreceğim ama olmuyor. Çünkü maneviyattayım ben. Ama onu küfür üzerine bırakacağım. Sen vur onu, öldür.) dedi. Ben de kılıcımla vurarak öldürdüm ve döndüm.»
Molla Halil devamla : «Hocamın bir sözlerine, pek inanmadım.. Bir sev de diyemedim tabii. Fakat dersim bitince hemen not aldım. Gününü saatini yazdım, bu işi tetkik etmeye karar verdim, Bu işin haşa yalan olup olmadığını öğrenmek istiyordum.
Aradan yirmi gün, bir ay geçti. Hocamdan izin istedim eve gideceğim diye. İznimi aldım..Doğruca bahsetmiş olduğu Arap şehrinin yolunu tuttum. Artık kaç gün kaç konak yol aldıktan sonra o Arap şehrine vardım. Bir defa aslını öğrenmeye azmetmiştim Sordum o şehir halkına «hani ağanız nerededir?” dedim «Vallahi ağamız öldürüldü.» dediler. «Nasıl oldu ? Sebep nedir ki?» diye üsteledim. Şöyle anlattıar : «Bahar mevsiminde ağamızla bir kabilenin üzerine vardık. Kuvvetliydik, vergi istedik, aldık. Seyyide olan bir kadın da vardı. Onu da çağırıp vergi istedi ağamız. Kadın vallahi ben fakirim. Verecek param yok. Üstelik yetimlerim de var. Ancak onların idaresini zorlukla yapabilmekteyim, diye yakındı Kadın dönünce Ağa elindeki değnekle kadının eteğini havalandırdı. Kadının çıplak vücudu meydana çıktı. Ağamız gülerek bakın bakın şu Arap kadınları kilotsuz dolaşıyorlar, diye eğlendi. Kadın çok utandı. Yüzünü Bağdada Şeyh Abdulkadir-i Geylânî’nin türbesine doğru çevirip tükürerek, eğer sende na- mus gayreti varsa, onu kabul etmezsin, diyerek uzaklaştı.
Arkasından da ağamız ibriğini alarak abdest bozmaya gitti. Bekledik, bekledik gelmedi. Gidip baktığımızda ağayı öldürmüş olduklarını gördük. Yerde yatıyordu. Kimin neden dolayı öldürdüğünü bilmiyoruz ve öğrenemedik de.
Kaynak: Sohbetler – Seyyid Abdülhakim El Huseyni, (S.73-74)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın