I – Abdulkadir Esub’un Mana Kahramını Bir Zat İdi, Hak Erenlerinden İdi.. Birkeresinde Bir Kızı Kendisine Nişanladı. Kızın Babasının Yanında Baştan Aşağı Soyundu, Sonra Tenasül Aletini Eliyle Tutup Şöyle Dedi: Bunada Bak.. Bak Sana Yetermi? Sonra O Büyükmüş Ben Alamam Demeyesin, Yahut Sana Yetmeyecek Kadar Küçük Bulupda Aleti Benimkinden Büyük Koca Aramaya Kalmayasın
II – Yine Sultan Veled Hazretlerinden Nakledilmiştir: Halifenin Karısı Da Onu Görmek İstedi. Şeyhi Eve Davet Ettiler. Hatun İlerleyip Şeyhin Ayaklarına Kapandı Ve Elini Öpmek İstedi. Şeyh Tenasül Aletini Kaldırarak Kadının Eline Verdi Ve Senin İstediğin O Değil Budur Dedi Ve Semaya Başladı. Bunun Üzerine Halifenin Ona Olan İnancı Bir İken Bin Oldu
.
I – Abdulkadir Esub’un Mana Kahramını Bir Zat İdi, Hak Erenlerinden İdi.. Birkeresinde Bir Kızı Kendisine Nişanladı. Kızın Babasının Yanında Baştan Aşağı Soyundu, Sonra Tenasül Aletini Eliyle Tutup Şöyle Dedi: Bunada Bak.. Bak Sana Yetermi? Sonra O Büyükmüş Ben Alamam Demeyesin, Yahut Sana Yetmeyecek Kadar Küçük Bulupda Aleti Benimkinden Büyük Koca Aramaya Kalmayasın
1966.sayfada İmam-ı Şarani, Abdulkadir Essupki hakında şunları söylüyor;
”Mana kahramanı, hak erenlerden bir zat idi. Kuran okuması çoktu. Hiç kimse onunla konuşamazdı, büyük velilerden olanlar hariç. Acayip bir hali vardı, bazen öyle sözler söylerdi ki insanlar gelenek olarak o sözleri söylemekten ve duymaktan utanırdı. Bir keresinde bir kızla nişanlandı. Kızın babasının yanında baştan aşağı soyundu ve şöyle dedi. “Bir defa da sen gör vücudumu, ondan sonra demeyesin ki bedeni kaba saba. Yada onda bir bars illeti gibi hastalık varmış.” Daha sonra cinsel organını eliyle tutarak şöyle devam etti:” Buna da bak, bak sana yeter mi? Sonra o büyükmüş ben alamam demeyesin, yahut sana yetmeyecek kadar küçük bulupta aleti benim aletimden daha büyük bir koca aramaya kalkmayasın.”
Kaynak: İmam-ı Şarani: Tabakatül Kübra – Evliya Menkıbeleri (1970) / Dizgi ve Baskı Özgör Matbaa
.
II – Yine Sultan Veled Hazretlerinden Nakledilmiştir: Halifenin Karısı Da Onu Görmek İstedi. Şeyhi Eve Davet Ettiler. Hatun İlerleyip Şeyhin Ayaklarına Kapandı Ve Elini Öpmek İstedi. Şeyh Tenasül Aletini Kaldırarak Kadının Eline Verdi Ve Senin İstediğin O Değil Budur Dedi Ve Semaya Başladı. Bunun Üzerine Halifenin Ona Olan İnancı Bir İken Bin Oldu
Yine Sultan Veled hazretlerinden nakledilmiştir: Bir gün Mevlana Şemseddin iyi ve namuslu kadınları övüyor onların iffet ve ismeti hakkında şöyle diyordu: Bununla birlikte bir kadın Arşın üstünde bir yer verseler sonra onun bakışları birdenbire dünyanın üzerine düşse ve yeryüzünde kalkmış gelmiş bir tenasül aleti görse deli gibi kendini oradan aşağı atar ve aletin üstüne düşer çünkü kadınların mezhebinde ondan daha yüksek mertebe yoktur.
Ardından da şu hikayeyi anlattı: Şam,da bulunan Şeyh Ali,yi Hariri ayağı uğurlu parlak kalpli,metanet sahibi bir kişiydi.Sema sırasında kime baksa o hemen kendisine mürit olurdu.Giydiği hırka parça parçaydı.sema sırasında vücudunun her tarafı görünürdü.
Halifenin oğlu da bunun menkıbelerini işittiği için semasını görmek istedi.Sema edenleri seyretmek için makam kapısından içeri girdiğinde şeyhin nazarı ona ilişti.O derhal mürit oldu ve elbise giydi.Oğlunun şeyhe mürit olduğu haberi Mısır,da halifenin kulağına ulaştı.Son derece canı sıkıldı ve şeyhi öldürmek istedi.Fakat şeyhin yüzünü görür görmez o da tam bir içtenlikle şeyhe teveccüh gösterdi.
Halifenin karısı da onu görmek istedi.Şeyhi eve davet ettiler.Hatun ilerleyip şeyhin ayaklarına kapandı ve elini öpmek istedi.Şeyh tenasül aletini kaldırarak kadının eline verdi ve Senin istediğin o değil budur dedi ve semaya başladı.bunun üzerine halifenin ona olan inancı bir iken bin oldu
Kaynak: Ariflerin Menkıbeleri, Kabalcı Yayınevi, s.486-487