I – Kassas Suresindeki “Ey Musa, İleri Gelen Bazı Kimseler, Seni Öldürme Konusunda Aralarında Görüşmektedirler! Hemen Çık” Ayeti (Kasas, 28/20) Said Nursi’nin Rus Esaretinden Firar Edip İstanbul’a Gelmesi Tarihidir
II – Hud Suresindeki ‘İçlerinde Bedbaht Olanlar Da, Said Olanlar Da Vardır’, Ayetinin (Hûd 105) Cifri Değerdeki Tarihi, Said-i Nursi’nin İlim Tahsiline Başladığı 1303 Tarihtir. ‘Vav’la Başlayan Şûra Süresindeki Âyetin Cifır Yönünden Sayı Değeri De 1309 Eder, Bu Tarih İse O Müellif (Said-i Nursi) nin Hârika Bir Şekilde Pek Az Bir Zamanda İlimce En Son Noktaya Ulaştığı, Hangi İlimden Olursa Olsun Sorulan Her Soruya En Doğru Cevap Vermekle İspat Ettiği Tarihe Rastlar
III – En’âm Suresi’nin 161. Ayetinin Cifr Sayı Değeri 1316 Eder Ki; Risale-i Nur Yazarı (Said-i Nursi) nin Nurları Hazırladığı Tarihi Gösterir
IV – Bakara suresindeki “Size Kitabı Ve Hikmeti Ve Bilmediklerinizi Öğreten Bir Elçi Gönderdik” Ayeti (Bakara, 2/15) Risale-i Nur’un Mes’elelerini İktisaba Başladığı Aynı Tarihe Tam Tamına Tevafukla Remzen Bakar
V – “Âyet-i Nur” Birinci Şuâda İspat Edilmiş Ki, On İşaretle Risale-i Nur’a Bakıyor; Mu’cizâne, Kur’ân’ın O Tefsirinden Gaybî Haber Veriyor
VI – Hem Meselâ Şu Ayettin Şu Cümlesi, Mânâ-Yı Remziyle Diyor Ki: “On Üçüncü Ve On Dördüncü Asırda Semâvî Lâmbalar Ateşsiz Yanarlar, Ateş Dokunmadan Parlarlar. Onun Zamanı Yakındır.” Yani, 1280 Tarihine Yakındır. İşte, Bu Cümle İle Nasıl Ki Elektriğin Hilâf-ı Âdet Keyfiyetini Ve Geleceğini Remzen Beyan Eder. Aynen Öyle De, Mânevî Bir Elektrik Olan Resâili’n-Nur Dahi Gayet Yüksek Ve Derin Bir İlim Olduğu Halde, Külfet-i Tahsile Ve Derse Çalışmaya Ve Başka Üstadlardan Taallüm Edilmeye Ve Müderrisînin Ağzından İktibas Olmaya Muhtaç Olmadan, Herkes Derecesine Göre O Ulûm-u Âliyeyi, Meşakkat Ateşine Lüzum Kalmadan Anlayabilir, Kendi Kendine İstifade Eder, Muhakkik Bir Âlim Olabilir. Hem İşaret Eder Ki, Resâili’n-Nur Müellifi Dahi Ateşsiz Yanar, Tahsil İçin Külfet Ve Ders Meşakkatine Muhtaç Olmadan Kendi Kendine Nurlanır, Âlim Olur
VII – Bakara Suresindeki “Rabbimiz, Onlara Kendi İçlerinden, Senin Ayetlerini Kendilerine Okuyacak, Onlara Kitabı Ve Hikmeti Öğretecek, Onları Temizleyecek Bir Elçi Gönder! Her Zaman Üstün Gelen, Her Şeyi Yerli Yerince Yapan Yalnız Sensin, Sen” Âyetin (Bakara, 2/129.) Makam-ı Cifrîsi Bin Üçyüz İki Ederek Risale-i Nur Müellifinin Kur’an Dersini Aldığı Tarihe Tam Tamına Tevafuk Ediyor
.
I – Kassas Suresindeki “Ey Musa, İleri Gelen Bazı Kimseler, Seni Öldürme Konusunda Aralarında Görüşmektedirler! Hemen Çık” Ayeti (Kasas, 28/20) Said Nursi’nin Rus Esaretinden Firar Edip İstanbul’a Gelmesi Tarihidir
“Şehrin öbür yakasından bir adam koşarak gelip dedi ki: ‘Ey Musa, ileri gelen bazı kimseler, seni öldürme konusunda aralarında görüşmektedirler! Hemen çık; gerçekten ben, sana öğüt verenlerdenim.'”(Kasas, 28/20.)
Ve câe min aksa’l-Medîneti raculun yes’â kāle = Nur tercümanına aksâ-yı şarktan,
Rus esaretinden firar edip İstanbul’a gelmesi tarihidir.
Kaynak: Tılsımlar Mecmûası, 192, Mâîdetü’l-Kur’an
.
II – Hud Suresindeki ‘İçlerinde Bedbaht Olanlar Da, Said Olanlar Da Vardır’, Ayetinin (Hûd 105) Cifri Değerdeki Tarihi, Said-i Nursi’nin İlim Tahsiline Başladığı 1303 Tarihtir. ‘Vav’la Başlayan Şûra Süresindeki Âyetin Cifır Yönünden Sayı Değeri De 1309 Eder, Bu Tarih İse O Müellif (Said-i Nursi) nin Hârika Bir Şekilde Pek Az Bir Zamanda İlimce En Son Noktaya Ulaştığı, Hangi İlimden Olursa Olsun Sorulan Her Soruya En Doğru Cevap Vermekle İspat Ettiği Tarihe Rastlar
Hûd Suresi’nin 112. Ayeti: “Ey Muhammed emrolunduğun gibi doğru hareket et”.
Hûd Suresi’nin 105. Ayeti “…İçlerinde bedbaht olanlar da, Said olanlar da vardır”,
“.. ‘İçlerinde bedbaht olanlar da, Said olanlar da vardır’, anlamındaki âyetin cifır yönünden sayı değeri 1303 eder. Hûd sûresinde ‘Emrolunduğun gibi hareket et’, anlamında bir âyet olduğu gibi şûra sûresinin 2. âyetinde de aynı anlamda bir âyet vardır. ‘Vav’la başlayan Şûra süresindeki âyetin cifır yönünden sayı değeri de 1309 eder. Bu tarihte bütün muhataplar içinde özellikle birine Kur’an adına iltifat ediliyor, doğru olmak yolunda buyruk veriliyor. Birinci tarih (1303) de ise, Risale-i Nurlar müellifi (Said-i Nursi) nin ilim tahsiline başladığı tarihtir. İkinci âyetin tarihi ise O müellif (Said-i Nursi) nin Hârika bir şekilde pek az bir zamanda ilimce en son noktaya ulaştığı, tahsili bitirdikten sonra ders vermeye başladığı ve 3 ayda, bir kış içinde, 15 senede ancak okunabilen 100’den çok kitap okuduğu ve o zamanın o muhitte en ünlü âlimlerinin yanında o 3 ayın mahsulü fakat 15 yılın mahsulü kadar olan ilimleri kazandığı, ne kadar büyük bir âlim olduğunu; hangi ilimden olursa olsun sorulan her soruya en doğru cevap vermekle ispat ettiği tarihe rastlar.”( (Birinci Şua, s. 542)
Kaynak: http://dintahripcileri.com/birinci-suada-sok-eden-ifadeler/
(Veya)
“Sure-i Hud’da فَمِنْهُمْ شَقِىٌّ وَسَعِيدٌ ilâ âhirihi âyetinin iki kuvvetli işaret veren sahifesinin mukàbilindeki gayet meşhur bir âyetidir. Makam-ı cifrîsi bin üç yüz üç (1303) ederek, hem Sûre-i Şûrâ’nın ikinci sahifesinde وَاسْتَقِمْ كَمَۤا اُمِرْتَ ise, bin üç yüz dokuz (1309) ederek o tarihte umum muhatapları içinde birisine, hususan Kur’ân hesabına iltifat edip istikametle emreder ki, birinci tarih ise, Resâili’n-Nur Müellifinin Risale-i Nur’u netice veren ulûmun tahsiline başladığı tarihtir. Ve ikinci âyetin tarihi ise, o müellifin harika bir surette, pek az bir zamanda ilimce tekemmül etmesi, tahsilden tedrise başladığı ve üç ayda ve bir kış içinde, on beş senede medresece okunan yüz kitaptan ziyade okuduğu ve o zamanın o muhitte en meşhur ulemasının yanında, o üç ayın mahsulü on beş senesinin mahsulü kadar netice verdiği çok mükerrer imtihanlarla ve hangi ilimden olursa olsun sorulan her suale karşı cevab-ı savab vermekle isbat ettiği aynı tarihe tam tamına tevafukla remzen Risale-i Nur’un istikametine bir işarettir.” (Birinci Şua, s. 542)
RESAİLİ’N-NUR’A İŞARET EDEN İKİNCİ ÂYET فَاسْتَقِمْ كَمَۤا اُمِرْتَ 1 âyet-i meşhuresidir ki, شَيَّبَتْنِىِ سُورَةُ هُودٍ 2 hadîsinin vürûduna sebep olmuş. اِسْتَقِمْ كَمَۤا اُمِرْتَ ‘nin işareti Sekizinci Lem’a’da tafsilen beyan edildiği gibi, Sûre-i Hûd’da فَمِنْهُمْ شَقِىٌّ وَسَعِيدٌ 3 (ilâ âhirihi) âyetinin iki kuvvetli işaret veren sahifesinin mukàbilindeki gayet meşhur bir âyetidir. Makam-ı cifrîsi bin üç yüz üç (1303) ederek, hem Sûre-i Şûrâ4’nın ikinci sahifesinde وَاسْتَقِمْ كَمَۤا اُمِرْتَ ise, bin üç yüz dokuz (1309) ederek o tarihte umum muhatapları içinde birisine, hususan Kur’ân hesabına iltifat edip istikametle emreder ki, birinci tarih ise, Resâili’n-Nur Müellifinin Risale-i Nur’u netice veren ulûmun tahsiline başladığı tarihtir. Ve ikinci âyetin tarihi ise, o müellifin harika bir surette, pek az bir zamanda ilimce tekemmül etmesi, tahsilden tedrise başladığı ve üç ayda ve bir kış içinde, on beş senede medresece okunan yüz kitaptan ziyade okuduğu ve o zamanın o muhitte en meşhur ulemasının yanında, o üç ayın mahsulü on beş senesinin mahsulü kadar netice verdiği çok mükerrer imtihanlarlaHaşiye ve hangi ilimden olursa olsun sorulan her suale karşı cevab-ı savab vermekle isbat ettiği aynı tarihe tam tamına tevafukla remzen Risale-i Nur’un istikametine bir işarettir.
Kaynak: Şualar, Resaili’n-Nur’a İşaret Eden İkinci Âyet:, 845. Sayfa
Kaynak: http://www.rne.com.tr/risaleinur-kulliyati/index.php?sayfa=845&kitap=3
.
III – En’âm Suresi’nin 161. Ayetinin Cifr Sayı Değeri 1316 Eder Ki; Risale-i Nur Yazarı (Said-i Nursi) nin Nurları Hazırladığı Tarihi Gösterir
En’âm Suresi’nin 161. Ayeti “De ki: Şüphesiz Rabbim beni doğru yola iletmiştir.”
“Bu âyetin sayı değeri 1316 eder ki; Risale-i Nur yazarı (Said-i Nursi) nin Nurları hazırladığı tarihi gösterir.”
Not: O zaman Said-i Nursi’ye göre ayetin anlamı şu demek oluyor: “Ey Said-i Nursi de ki: Şüphesiz Rabbim beni doğru yola iletmiştir.”
Kaynak: Said-i Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybî (Arap harfleriyle teksir), s.67.
.
IV – Bakara suresindeki “Size Kitabı Ve Hikmeti Ve Bilmediklerinizi Öğreten Bir Elçi Gönderdik” Ayeti (Bakara, 2/15) Risale-i Nur’un Mes’elelerini İktisaba Başladığı Aynı Tarihe Tam Tamına Tevafukla Remzen Bakar
“Nitekim kendi içinizden, size ayetlerimizi okuyan, sizi temizleyen, size Kitabı ve hikmeti ve bilmediklerinizi öğreten bir Elçi gönderdik.( Bakara, 2/151)
Bu âyetin külli ve umumî mânasında Risale-i Nur kasdî bir surette dahil olduğuna iki kuvvetli emâre var. (…)
Bin üçyüz otuzsekiz olduğundan hikmet-i Kur’aniyeyi Avrupa hükemasına karşı parlak bir surette gösterebilen ve gösteren Risale-in-Nur müellifi “Dâr-ül-Hikmet-ilİslâmiye”de hikmet-i Kur’aniyeyi müdafaa etmekle, hattâ İngilizin baş papazı sual ettiği ve altıyüz kelime ile cevap istediği altı sualine altı kelime ile cevap vermekle beraber inzivaya girip bütün gayretiyle Kur’ânın ilhâmâtından Risale-i Nur’un mes’elelerini iktisaba başladığı aynı tarihe tam tamına tevafukla remzen bakar.
Kaynak: Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, 87-88, Birinci Şua/Onikinci Âyet.
Kemâ erselnâ fîkum rasûlen minkum = 998-948 Risâletu’n-Nûr = 998-948
Kaynak: Tılsımlar Mecmûası, 187, Mâîdetü’l-Kur’an
.
V – “Âyet-i Nur” Birinci Şuâda İspat Edilmiş Ki, On İşaretle Risale-i Nur’a Bakıyor; Mu’cizâne, Kur’ân’ın O Tefsirinden Gaybî Haber Veriyor
Fâtiha’nın âhirinde, ehl-i hidayet ve istikamet ve ehl-i dalâlet ve tuğyânın muvazenesine işaret eden ve Risale-i Nur’un bütün muvazenelerinin menbaı olan âyetin bir hakikatını, Sûre-i Nur’dan
1 : “Allah göklerin ve yerin nûrudur. Onun nûrunun misâli, bir lâmba yuvası gibidir ki, onda bir kandil vardır. Kandil de cam fânus içindedir. Cam fânus ise, inci gibi parlayan bir yıldıza benzer ki, mübârek bir ağacın (yakıtından) tutuşturulmuştur.” Nur Sûresi, 24:35.
(ilâ âhir) âyeti ve arkasında
2 : “Yahut onların amelleri, derin bir denizin karanlıklarına benzer ki, o denizi üst üste dalgalar kaplamıştır.” Nur Sûresi, 24:40..
(ilâ âhir) âyetiyle beraber, pek acip bir tarzda o muvazeneyi mu’cizâne ifade ederler.
Birinci âyet-i nur, Birinci Şuâda ispat edilmiş ki, on işaretle Risale-i Nur’a bakıyor; mu’cizâne, Kur’ân’ın o tefsirinden gaybî haber veriyor.
Kaynak: Risale-i Nur Külliyatı | Şualar | On Beşinci Şuâ
Kaynak: http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules%2Fkulliyat&risale=316&sayfa=780
.
VI – Hem Meselâ Şu Ayettin Şu Cümlesi, Mânâ-Yı Remziyle Diyor Ki: “On Üçüncü Ve On Dördüncü Asırda Semâvî Lâmbalar Ateşsiz Yanarlar, Ateş Dokunmadan Parlarlar. Onun Zamanı Yakındır.” Yani, 1280 Tarihine Yakındır. İşte, Bu Cümle İle Nasıl Ki Elektriğin Hilâf-ı Âdet Keyfiyetini Ve Geleceğini Remzen Beyan Eder. Aynen Öyle De, Mânevî Bir Elektrik Olan Resâili’n-Nur Dahi Gayet Yüksek Ve Derin Bir İlim Olduğu Halde, Külfet-i Tahsile Ve Derse Çalışmaya Ve Başka Üstadlardan Taallüm Edilmeye Ve Müderrisînin Ağzından İktibas Olmaya Muhtaç Olmadan, Herkes Derecesine Göre O Ulûm-u Âliyeyi, Meşakkat Ateşine Lüzum Kalmadan Anlayabilir, Kendi Kendine İstifade Eder, Muhakkik Bir Âlim Olabilir. Hem İşaret Eder Ki, Resâili’n-Nur Müellifi Dahi Ateşsiz Yanar, Tahsil İçin Külfet Ve Ders Meşakkatine Muhtaç Olmadan Kendi Kendine Nurlanır, Âlim Olur
Hem meselâ, cümlesi, mânâ-yı remziyle diyor ki: “On üçüncü ve on dördüncü asırda semâvî lâmbalar ateşsiz yanarlar, ateş dokunmadan parlarlar. Onun zamanı yakındır.” Yani, 1280 tarihine yakındır. İşte, bu cümle ile nasıl ki elektriğin hilâf-ı âdet keyfiyetini ve geleceğini remzen beyan eder. Aynen öyle de, mânevî bir elektrik olan Resâili’n-Nur dahi gayet yüksek ve derin bir ilim olduğu halde, külfet-i tahsile ve derse çalışmaya ve başka üstadlardan taallüm edilmeye ve müderrisînin ağzından iktibas olmaya muhtaç olmadan, herkes derecesine göre o ulûm-u âliyeyi, meşakkat ateşine lüzum kalmadan anlayabilir, kendi kendine istifade eder, muhakkik bir âlim olabilir. Hem işaret eder ki, Resâili’n-Nur Müellifi dahi ateşsiz yanar, tahsil için külfet ve ders meşakkatine muhtaç olmadan kendi kendine nurlanır, âlim olur.
Evet, bu cümlenin bu mucizâne üç işârâtı elektrik ve Resâili’n-Nur hakkında hak olduğu gibi, müellif hakkında dahi ayn-ı hakikattir. Tarihçe-i hayatını okuyanlar ve hemşehrileri bilirler ki, İzhar kitabından sonraki medrese usulünce on beş sene ders almakla okunan kitapları Resâili’n-Nur Müellifi yalnız üç ayda tahsil etmiş.
Hem, nasıl ki bu cümlenin mânevî münasebet cihetinde kuvvetli ve letafetli işareti var; öyle de, cifrî ve ebcedî tevafukuyla hem elektriğin zaman-ı zuhurunun kurbiyetini, hem Resâili’n-Nur’un meydana çıkması, hem de müellifinin velâdetini remzen haber veriyor
Kaynak: Risale-i Nur Külliyatı Şuâlar Sayfa 594
Kaynak: http://www.risaleinurenstitusu.org/kulliyat/sualar/eddai/594
.
VII – Bakara Suresindeki “Rabbimiz, Onlara Kendi İçlerinden, Senin Ayetlerini Kendilerine Okuyacak, Onlara Kitabı Ve Hikmeti Öğretecek, Onları Temizleyecek Bir Elçi Gönder! Her Zaman Üstün Gelen, Her Şeyi Yerli Yerince Yapan Yalnız Sensin, Sen” Âyetin (Bakara, 2/129.) Makam-ı Cifrîsi Bin Üçyüz İki Ederek Risale-i Nur Müellifinin Kur’an Dersini Aldığı Tarihe Tam Tamına Tevafuk Ediyor
“Rabbimiz, onlara kendi içlerinden, senin ayetlerini kendilerine okuyacak, onlara Kitabı ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir elçi gönder! Her zaman üstün gelen, her şeyi yerli yerince yapan yalnız sensin, sen!” (Bakara, 2/129.)
Meâl-i icmalîsi der ki: “Kur’an ve hikmet-i kudsiyeyi size bildiriyor. Sizi mânevî kirlerden temizlendiriyor.” Bu âyetin küllî ve umumî mânasında Risale-in-Nur kasdî bir surette dahil olduğuna iki kuvvetli emâre var. (…)
Âyetin makam-ı cifrîsi bin üçyüz iki ederek Risale-i Nur müellifinin Kur’an dersini aldığı tarihe tam tamına tevafuk ile remzen Kur’anın bâhir bir bürhanı olan Resâilin-Nur’a bakar.
Kaynak: Sikke-i Tasdîk-ı Gaybî, 87, Birinci Şua/Onbirinci Âyet