Gavsın Sağlığında İntisap Edemeyen Mısırlı Tüccar 40 Yıl Sonra Kabrine Gelerek Yalvarmış Ve Gavsü’l-âzâm Dirilterek Mısırlıyı Kabul Etmiştir

I – Mısırlı Ve İnancı Çok Sağlam Bir Tacir, Tam Bir İhlâsla Gav-sü’l-âzâm’m Hayatında Kendisine İntisab Etmek İster… Fakat, Tecellî Eden Kaderin Sırrına Bakın Ki, Bir Türlü İntisab Şerefine Ermek İçin İzin Ve Fırsat Bulamaz. Tam Kırk Yıl Ardı Arkası Kesilmeyen Engeller Yüzünden, Bu Dileği Gerçekleşmez. Gavsü’l-âzâm (k.s.)’un Kabri Şeriflerini Ziyarete Gider. O Anda Kabri Şerifin Başında, Dâima Hay (Diri) Olan Abdülkâdîr Geylânî (k.s.) Belirir. Böylece Elini Tacire Uzatan Yüce Velî, Kendisini Silsile-i Şeriflerine, Kabul Buyururlar

II – (Yorum) Aslında Burada Anlatılan, Veysel Karani’nin Hz Muhammed’i Görememesi Kıssası Üzerinden “Bak Bu Tarikatta Tıpkı Hz Muhammed ve Sahabesi Gibi Kıssalar Yaşıyor” Mesaj Vermek.

.

I – Mısırlı Ve İnancı Çok Sağlam Bir Tacir, Tam Bir İhlâsla Gav-sü’l-âzâm’m Hayatında Kendisine İntisab Etmek İster… Fakat, Tecellî Eden Kaderin Sırrına Bakın Ki, Bir Türlü İntisab Şerefine Ermek İçin İzin Ve Fırsat Bulamaz. Tam Kırk Yıl Ardı Arkası Kesilmeyen Engeller Yüzünden, Bu Dileği Gerçekleşmez. Gavsü’l-âzâm (k.s.)’un Kabri Şeriflerini Ziyarete Gider. O Anda Kabri Şerifin Başında, Dâima Hay (Diri) Olan Abdülkâdîr Geylânî (k.s.) Belirir. Böylece Elini Tacire Uzatan Yüce Velî, Kendisini Silsile-i Şeriflerine, Kabul Buyururlar
«Menâkib-i Tâcü’l-Evliya ve Burhanü’l-Esfiyâ» adlı eserin çok dikkate şayan menkıbelerinden birisi de bu menkıbedir. Şöyle anlatılmıştır:
Mısırlı ve inancı çok sağlam bir tacir, tam bir ihlâsla Gav-sü’l-âzâm’m hayatında kendisine intisab etmek ister…
Fakat, tecellî eden kaderin sırrına bakın ki, bir türlü intisab şerefine ermek için izin ve fırsat bulamaz. Tam kırk yıl ardı arkası kesilmeyen engeller yüzünden, bu dileği gerçekleşmez. İntisab için Bağdat’a geldiğinde, Şeyh (r.a.)’ınn beka mülküne şeref verdiklerini duyar.
Kalbi bu kederle kan ağlayan tacir, o kadar elem ve ızdırap duyar ki, ölümü erişilmesi gerekli son fırsat bilerek, hayatına son vermeyi bile düşünür.
Bunun şer’an yasaklanmış olmasından dolayı, eliyle haya¬tına son vermeğe cesaret edemez. Bu çaresizlik içinde kıvra¬nır…
“İşfe” böyle bir günde, Gavsü’l-âzâm (k.s.)’un kabri şeriflerini ziyarete gider. Göz yaşları içinde bu fâni âlemde intisap edemeyişinin hicranını dile getirir…
O anda kabri şerifin başında, dâima HAY (diri) olan Abdülkâdîr Geylânî (k.s.) belirir.
Böylece elini tacire uzatan yüce velî, kendisini silsile-i şe¬riflerine, kabul buyururlar.
Bu vesileyle ehlullâh’ın daima diri olduğunu, gösteren şu arifane söylenmiş şu beyitlen bu menkıbeye son verelim.
«İki âlemde tasarruf ehlidir ruhu velî Dîme kim bumürdedir ondan nice derman ola. Ruhu şimşiri hüdâdır ten gılaf olmuş ona Dahi âla kâr eder bîr tiğ kim üryan ola.»
Kaynak: Gayb’ın Dili Abdülkadir Geylani’nin Menkıbeleri… – Muhammed Sadık Ul Sadi, Kitsan, İst. 1996, Tercüme: Seyyid Hüseyin Fevzi Paşa (S.136-137)

.

II – (Yorum) Aslında Burada Anlatılan, Veysel Karani’nin Hz Muhammed’i Görememesi Kıssası Üzerinden “Bak Bu Tarikatta Tıpkı Hz Muhammed ve Sahabesi Gibi Kıssalar Yaşıyor” Mesaj Vermek.
Veysel Karanî Hak ve Resûlüllah aşkıyla yanan, dünyada bir kerecik olsun Hz. Peygamberi görmeyi arzulayan bir zattı. Ancak annesine bağlılığı ondan uzun süre ayrılmasını engelliyordu. Nihayetinde hem hac farizasını yerine getirmek, hem de Hz.Muhammed’i (s.a.v.) görmek için annesinden kısa süreli izin almış ve Hicaz’a gitmiş ise de Hz.Muhammed (s.a.v.) evde olmadığı için görüşmek nasip olmamıştır. Annesine verdiği sözü de hatırlayarak son derece müteessir ve gözleri yaşlı bir şekilde yaşlı annesinin yanına dönmek üzere yola koyulmuştur.

Hz.Muhammed (s.a.v.) eve döndüğünde kendisini mütevazı bir kulun ziyaret ettiğini anlamış ve ona selam edip “Ben Rahman’ın kokusunu Yemen’den alıyorum.” diyerek Veysel Karanî’ye methiyede bulunmuştur.
Kaynak: http://www.hirkaiserifvakfi.com/TR/660/Tarihce/Veysel-Karani-Ve-Hayati.aspx

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın