I – Seyyid Fevzeddin Efendi’nin “Menezil Şeyhine Köle Olmak Farzdır” Videosuna Diyanet İşleri Başkanlığı Neden Sessiz? Bu Videoyu Yayınlayan, Kendisini Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Âdeta Arka Bahçesi Gibi Lanse Eden Bu Sitenin Yayıncılığı, Kurumun Yetkililerini Hiç Mi Rahatsız Etmemektedir? Hedef Aldıkları Şahıslara İftiralar Atan Ve İşi Özlük Haklarına Saldırı Noktasına Kadar Taşıyan, Haber Ve Bilgi Kirliliğinden Ve Kamuoyunu Yanlış Yönlendirmekten Başka Hiçbir İşe Yaramayan Bu Siteye Karşı Savcılar Neden Sessiz Kalmaktadırlar?
Seyyid Fevzeddin Efendi’nin,[1] muhtelif video paylaşım sitelerinde yer alan, bağlamından kopartılmış kolajlarla sunulup tasavvufa saldırı amacıyla istismar edilen sohbet kesitlerinden hemen hepimiz haberdar olmuşuzdur.
Nitekim bu kesitler, dikkat çektiğimiz minvalde, arama motorlarında da üst sıralarda yer alıyor. Bu kesitlerin propaganda malzemesi olarak kullanılması ve yaygınlaşmasında münferit bazı site, blog ve sosyal medya kullanıcılarının yanı sıra “Dini Haberler” adıyla yayın yapmakta olan sitenin de önemli bir payı bulunuyor.
Mezkur sitenin iftira dolu haberin başlığını “Menezil Şeyhine Köle Olmak Farzdır” başlığı ile vermesi art niyetin ve meseleye dair derin cehaletin bir göstergesi olarak ortada durmaktadır. Zira az aşağıda okuyacağınız üzere konuşmanın Menzil şeyhi Seyyid Abdulbâki Efendi ile doğrudan bir alakası yoktur.
Nâmı Dinî Haber; Kimliği Fitne Uyandırma Servisi
Bu, sözde haber sitesi kurulduğu günden bugüne, yöneticilerinin ilmî seviyedeki yetersizlik ve editörlükteki nasipsizlikleri sebebiyle, dinî haberleri magazin programları seviyesine düşürerek haber yapan, esasında diyanet kadrosunun da itibar etmeyip yalnızca atama ve münhal kadro duyuruları vb. gibi konularla ilgili bilgi kırıntılarına erişim için kullandıkları bir siteden öteye geçemedi.
Daha önceleri, sûfî bir zatın radyo kanalında program yaparken sonradan tasavvuf düşmanı kesilen, Kur’ân ve Hadîs ilimlerinden bîhaber bir zatın tasavvuf karşıtı naif iddia ve ithamlarına yer veren; yazarlar bölümünde, hükümete yakın bazı ehl-i sünnet düşmanlarını barındıran, derme-çatma yazılarla İslâmî alanda habercilik ve yayıncılık yaptıklarını zanneden site yöneticilerinin içler acısı hâli günden güne daha da acınası, daha da zavallı, trajikomik bir vaziyete doğru sürüklendi.
Diyanet İşleri Başkanlığı Neden Sessiz?
Yöneticileri Diyanet teşkilatı mensubu olduğu söylenen(!), Diyanetin, atamalarından duyurularına kadar birçok icraat ve faaliyetini, internet sitesini beslemek için malzeme olarak kullanan, bazı gelişmeleri zaman zaman manipüle edip kamuoyunu yanıltan bu siteye karşı, Diyanet İşleri Başkanlığı neden sessizdir ve neden bu sitenin bünye dışı olduğuna yönelik açıklamalarla yetinmektedir?
Eleştirilen birtakım görüşleri olmasına karşın Diyanet İşleri Başkanlığı nezahetini ve nezaketini her daim muhafaza etmiş bir kurumdur. Kendisini Diyanet İşleri Başkanlığı’nın âdeta arka bahçesi gibi lanse eden bu sitenin yayıncılığı,kurumun yetkililerini hiç mi rahatsız etmemektedir?
Halkı, fitne ve fesada sürüklemeye yönelik içerikler yayınlamaktan ve bilindik haberleri dahi provokatif bir üslup ve dille aksettirmekten; genellikle şahısları hedef alıp onlara hakaretler yağdırmaktan başka bir yayın politikası bulunmayan bu siteye neden müdahale etmemektedirler?
Hedef aldıkları şahıslara iftiralar atan ve işi özlük haklarına saldırı noktasına kadar taşıyan, haber ve bilgi kirliliğinden ve kamuoyunu yanlış yönlendirmekten başka hiçbir işe yaramayan bu siteye karşı savcılar neden sessiz kalmaktadırlar?
İfâde-i Merâm
Okuduklarını anlayabilecek seviyede bulunmadıklarına yayınları vesilesiyle daha önce defalarca şahit olduğumuz bu (dinihaberler sitesini yöneten) zevata ve bu konuyu aynı minvalde makalelerinde, yayınlarında veya kitaplarında yayınlayan, bir kısmını daha önce uyarmamıza rağmen uyarılarımıza aldırış etmeyen kimselere diyecek bir sözümüz yoktur. Zira onlara, bu iftira dalgasının birer parçası olmak, dünyada da ahirette de fazlasıyla yeter.
Sözümüz; bu dezenformasyona kapılan iyi niyetli, samimî ve akıl, fehim ve idrakten nasip almış olan kardeşlerimizedir.
Kaynak: http://www.musellem.net/seyyid-fevzeddin-efendiye-yonelik-iftira-kampanyasi-uzerine/
II – Bu Girişten Sonra, Sağduyulu Kardeşlerimize, Seyyid Fevzeddin Efendi Ve Ailesi Hakkında Bilgi Vermek İstiyoruz: Seyyid Fevzeddin (Erol) Efendi Hüseynî (Neseben Hazreti Hüseyin’e Dayanan), Köklü Bir Aileye Mensuptur. Selçuklu Ve Osmanlı Devrinde Hürmet Gören Becirman Seyyidlerine Mensup Olduğu Bilinen Aileden Tarih Boyunca Önemli Âlimler Ve -Tasavvuf Alanında- Halifeler Yetişmiştir…
Bu girişten sonra, sağduyulu kardeşlerimize, Seyyid Fevzeddin Efendi ve ailesi hakkında bilgi vermek ve kendisinin ilgili kesitlerde yer alan sözlerine, muhatapları ve sebepleri bağlamında açıklık getirmek istiyoruz. Söz konusu çarpıtmalara başvuranları, bunların ardına düşüp körükleyenleri ve bu iftira
furyasına âlet olanları da okuyucu ve ilgililerin insafına havale ediyoruz. Mevlâ Te‘âlâ herkese akıl, izan ve insaf ihsan eylesin! Kul hakkına girmekten korusun.
Seyyid Fevzeddin Efendi ve Ailesi
Seyyid Fevzeddin (Erol) Efendi, ehl-i beytin muhtelif dönemlerde maruz kaldığı mezalim sebebiyle Anadolu’nun güneydoğusuna yerleştirilen Hüseynî (neseben Hazreti Hüseyin’e dayanan), köklü bir aileye mensuptur. Selçuklu ve Osmanlı devrinde hürmet gören Becirman seyyidlerine mensup olduğu bilinen aileden tarih boyunca önemli âlimler ve -tasavvuf alanında- halifeler yetişmiştir.
Seyyid Fevzeddin Efendi’nin büyük dedesi Seyyid Muhammed Efendi (Kuddise Sirruhû), genç yaşta kemale ermiş ve Norşin Meşâyıhının kolbaşısı[3] olan meşhur, maruf, Şeyh Muhammed Diyâuddîn en-Nurşînî’nin (Kuddise Sirruhû) halifeleri arasına girmiş; fakat genç yaşta vefat etmesi sebebiyle irşâd
vazifesi üstlenememiştir.
İkamet ettikleri çevrede meşhur olan ailenin geniş çevreler tarafından tanınması, merhum Seyyid Muhammed Efendi’nin (Kuddise Sirruhû) oğlu (Seyyid Fevzeddin Efendi’nin dedesi) Ğavs-ı Bilvânisî ve Ğavs-ı Kasrevî unvanlarıyla maruf, Seyyid Abdülhakîm Efendi (Kuddise Sirruhû) döneminde söz konusu olmuştur.
İyi bir eğitim alarak yetişen ve bölge Meşâyıhının önde gelenlerinden Ahmed el-Haznevî’den (Kuddise Sirruhû) hilâfetle müşerref olup -şeyhi henüz hayattayken- irşâd vazifesine başlayan Seyyid Abdülhakim Efendi (Kuddise Sirruhû), pek çok âlim ve halifenin yetişmesine vesile oldu. Nakşibendiyye-i Hâlidiyye’nin Menzil’i de içine alan bu kolu, onun bereketiyle günümüzde milyonları aşkın bir müntesibânın bağlı bulunduğu büyük bir kol hâline geldi.
Kaynak: http://www.musellem.net/seyyid-fevzeddin-efendiye-yonelik-iftira-kampanyasi-uzerine/