I – Hallaca Sordular, Ya Sen Kendini Niçin Hapishaneden Kurtarmıyorsun? Biz Allah’ın Esiriyiz, Kurtulmak İstemeyiz.. Hakkın Bize Suçlaması Vardır, Bizi Suçlandıran Haktır, Bize Düşen Cezamızı Beklemektir
.
I – Hallaca Sordular, Ya Sen Kendini Niçin Hapishaneden Kurtarmıyorsun? Biz Allah’ın Esiriyiz, Kurtulmak İstemeyiz.. Hakkın Bize Suçlaması Vardır, Bizi Suçlandıran Haktır, Bize Düşen Cezamızı Beklemektir
Her gün bin rekat namaz… Soru:
– Hem “Hak benim” diyorsun, hem bu kadar namaz kılıyorsun, söyle namazı kimin için kılyorsun?
Cevap:
– Birbirimizin kadrini yine biz biliriz. Peki sizi zindandan kurtarayım mı?
– Nasıl olur?
Elini kaldırır, parmak uçlarıyla işaret ettiği noktalarda kapılar, kapıların açıldığı yollarda da emin gizli yollar açılır, mahpusların ayaklarındaki zinzirler çözülür.
Sorarlar:
– Ya sen kendini niçin kurtarmıyorsun?
– Biaz Allah’ın esiriyiz, kurtulmak istemeyiz.. Hakkın bize suçlaması vardır, bizi suçlandıran haktır, bize düşen cezamızı beklemektir.
Mahşeri bir gün… Herkes orada… Mansur getiriliyor ve hala aynı nida:
– ” Enelhak!” Hak benim!
Bir derviş yaklşır ve sorar:
– Aşk nedir?
– Bugün ve yarın görürsün!
O gün asıldı ve bir gün sonra yakıldı.
Darağacında…. Mansura soruluyor:
– Tasavvuf nedir?
– En aşağı derecesi bende gözüken bu hal.
– Ya ileri derecesi?
– Onu görmeye yol gerek, o da sizde yok.
Taşlar… Kan… Kanlar içindeki Mansur… Ses yok.. Tebessüm… O esnada bir dost taş yerine bir gül atar. Bir inilti… Bir inilti ki; yürekler titrer ve sorarlar:
– Taş yağmuru altında inlemedin de bir güle karşı ne diye böyle inledin?
– Taş atanlar, halden anlamazlarki attıkları taşlar bizi incitsin. Ama ya halden anlayanlar, değil taş gül atsalar dahi o gül incitir, inletir.
Kaynak: https://www.facebook.com/Sufiname/posts/300151296855569