Abdulkadir-i Geylani Hazretleri, Kendisinden Sekiz Asır Sonra Gelecek Olan Nur Hizmetini Görmüş Ve Ondan Bahsetmiştir, Hatta Ona Hz Ali İle Birlikte Yardımcı Olmuştur; Üstad Hazretleri Söylüyor İşte, “Ben Bu Meseleyi Unutmuştum. Celcelutiye’yi Okurken İmam-ı Ali Bana Hatırlattı” Diye

I – İslam Dinine Hizmet Adına Yapılan Her Faaliyetle, Hiç Şüphesiz Başta Peygamber Efendimiz (asv) Ve Diğer Peygamberler İle Büyük Zatlar Hep Alakadar Oluyorlardır. Manevi Tasarrufu Devam Eden Zatlardan Biri De Abdulkadir-i Geylani Hazretleridir. Bu Zat, Kendisinden Sekiz Asır Sonra Gelecek Olan Nur Hizmetini Görmüş Ve Ondan Bahsetmiştir. Ahir Zamandaki Yeni Dirilişle Hazreti Ali Efendimiz (Ra) İle Abdulkadir-İ Geylani Daha Ziyade Alakadar Olmuşlardır.

II – Üstad Hazretleri Söylüyor İşte, “Ben Bu Meseleyi Unutmuştum. Celcelutiye’yi Okurken İmam-I Ali Bana Hatırlattı” Diye. Risale-i Nur’un Müteaddit Yerlerinde Buna Benzer Şeyler Var. Bu Nasıl Bir Şey? “Bir Manevi Alemde İmam-ı Ali’nin İlminden Sordum. Bize Kendinizi Muhafaza Et Demişsin” Dedi

.

I – İslam Dinine Hizmet Adına Yapılan Her Faaliyetle, Hiç Şüphesiz Başta Peygamber Efendimiz (asv) Ve Diğer Peygamberler İle Büyük Zatlar Hep Alakadar Oluyorlardır. Manevi Tasarrufu Devam Eden Zatlardan Biri De Abdulkadir-i Geylani Hazretleridir. Bu Zat, Kendisinden Sekiz Asır Sonra Gelecek Olan Nur Hizmetini Görmüş Ve Ondan Bahsetmiştir. Ahir Zamandaki Yeni Dirilişle Hazreti Ali Efendimiz (Ra) İle Abdulkadir-İ Geylani Daha Ziyade Alakadar Olmuşlardır.
Gavs-ı Azam Abdülkadir Geylani ile Üstad Hazretleri ve Risale-i Nur arasında nasıl bir bağ vardır?
Manevi tasarrufu devam eden zatlardan biri de Abdulkadir-i Geylani Hazretleridir. Bu zat, kendisinden sekiz asır sonra gelecek olan nur hizmetini görmüş ve ondan bahsetmiştir. Bediüzzaman Hazretleri ta küçüklüğünden beri âdeta Abdülkadir-i Geylani hazretlerinin manevi himayesinde olarak bir hayat devam ettirmiş. Üstad; “Bir cevizim dahi kaybolsa, ya şeyh cevizim derdim, hemen bana bulurdu.” der.
İslam dinine hizmet adına yapılan her faaliyetle, hiç şüphesiz başta Peygamber Efendimiz (asv) ve diğer peygamberler ile büyük zatlar hep alakadar oluyorlardır.
Ahir zamandaki yeni dirilişle Hazreti Ali Efendimiz (ra) ile Abdulkadir-i Geylani daha ziyade alakadar olmuşlardır. Manevi feyizleriyle hep yardımcı olmuşlardır. Mesela; şu gibi ifadeleri bu cümleden kabul edebiliriz;
“…Ta iki sene sonra Gavs-ı Geylanî, Fütûhü’l-Gayb kitabıyla tekrar gözümü açtırdı.”
“Medet istedi, bir yol aradı, bir halaskâr taharri etti; gördü ki, yollar muhtelif. Tereddütte kaldı, Gavs-ı Azam olan Şeyh Geylanî’nin (r.a.) Futuhü’l-Gayb namındaki kitabıyla tefeül etti. Tefeülde şu çıktı: اَنْتَ فِى دَارِ الْحِكْمَةِ فَاطْلُبْ طَبِيبًا يُدَاوِى قَلْبَكَ (Sen dârü’l-hikmettesin; önce, kalbini tedavi edecek bir tabip ara.)“
“Acibdir ki, o vakit ben, Darü’l-Hikmeti’i-İslamiye azası idim. güya ehl-i İslam’ın yaralarını tedaviye çalışan bir hekîm idim. Halbuki, en ziyade hasta, ben idim. Hasta, evvela kendine bakmalı, sonra hastalara bakabilir.”
“İşte, Hazreti Şeyh bana der ki:
“Sen kendin hastasın, kendine bir tabib ara!”
“Ben dedim:
“Sen tabibim ol!”
“Tuttum, kendimi ona muhatap addederek o kitabı bana hitap ediyor gibi okudum…” (1)
(1) bk. Tarihçe-i Hayat, İlk Hayatı.
Makale Yazarı:
Sorularlarisale.com
Kaynak: http://www.bediuzzamansaidnursi.org/merakedilenler/gavs-i-azam-abduelkadir-geylani-ile-uestad-hazretleri-ve-risale-i-nur-arasinda-nasil-

.

II – Üstad Hazretleri Söylüyor İşte, “Ben Bu Meseleyi Unutmuştum. Celcelutiye’yi Okurken İmam-I Ali Bana Hatırlattı” Diye. Risale-i Nur’un Müteaddit Yerlerinde Buna Benzer Şeyler Var. Bu Nasıl Bir Şey? “Bir Manevi Alemde İmam-ı Ali’nin İlminden Sordum. Bize Kendinizi Muhafaza Et Demişsin” Dedi
“CELCELUTİYE VE İMAM-I ALİ, RİSALE-İ NUR’U İÇİNE ALMIŞ”
Risale-i Nur’un fidanlığı olan Mesnevi-i Nuriye de Hz. Ali’den alınan derslerle oluşmuş öyleyse…
Evet. Ama bunun nasıl olduğunu bilemiyoruz. Üstad Hazretleri söylüyor işte, “Ben bu meseleyi unutmuştum. Celcelutiye’yi okurken İmam-ı Ali bana hatırlattı” diye. Risale-i Nur’un müteaddit yerlerinde buna benzer şeyler var. Bu nasıl bir şey? “Bir manevi alemde İmam-ı Ali’nin ilminden sordum. Bize kendinizi muhafaza et demişsin” dedi. “Biz kendimizi muhafaza ettik ama tam edemedik işte bu hale düştük” diyor. Eskişehir hapsine yani.
Bir yerde, “Kendimden daha çok kıymet verdiğim Risale-i Nur’a dair bir işaretin yok mu?” diyor. İmamı Ali de, “Var, Celcelutiyemde tasrih ettim” diyor. Bu muhavereleri Üstad kendisi yazıyor. Ben yazmıyorum bunları. Bu itibarla Sekizinci Şua’nın son kısımlarında “Celcelutiye ve İmam-ı Ali, Risale-i Nur’u içine almış” diyor. Demek Risale-i Nur’un nokta-i nazarında İmamı Ali çok önemli.
Ama tabi Hz. Ali Efendimizi biz bugün yeteri kadar bilmiyoruz. Sadece Hz Ali’yi değil, Ehl-i Beyt hakikatini bilmiyoruz. Ehli Beyt hakikati ayette var. Ehli Beyt muhabbeti farzdır. Fakat biz ehl-i sünnet olarak onun hakikatini bilmiyoruz. Ehl-i şia da ehl-i sünnet hakikatini doğru bilmiyor. Yani tam istenen şekilde bilmiyor. Nefsül emirdeki hakikatini tam olarak bilmiyor. Bu açıdan bizim Hz. Ali Efendimizi, Ehl-i Beyt hakikatini, Ehli Beytin geçirdiği safhaları, Ehli Beytin keyfiyetini, şahıslarını, eserlerini, ehl-i beytle ilgili ne varsa hepsini bilmemiz icab ediyor. Bu bizim üzerimize bir vecibedir.
Kaynak: http://www.risalehaber.com/said-nursi-ve-risale-i-nurun-ustadi-hz-alidir-80452h.htm

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın