I – “Şeyhimiz İbnu’l-Arabinin ya Ruhun Bu Dünyaya İnmesini Sağlamak Ve Onu İstenen Şahsın Duyulur Suretine Benzeyen Bir Surette (Sûre Misâliyye) Tecessüm Etmiş Görmek Suretiyle, Veya Ruhun, Rüyalarında Görünmesini Sağlayarak, Yahut Da Bedeninden Soyunup Ruhla Buluşarak Herhangi Bir Ölü Peygamber Ya Da Velinin Ruhuyla Buluşma Kudreti Vardı”.
II – Büyük Velîlerde Ruhu Başka Şekle Geçse Bile Vücudu, Sanki Ruhu Mevcutmuş Gibi Eski Hali Üzere Durur; Güler, Konuşur, Kuran-ı Kerim Okur ve Nasihat Eder
III – Yemin Ederim Ki, Leyle-i Kadir Gelse, Ben De Ölmüş Olsam, Kazık Gibi Olsam, Muhakkak Leyle-i Kadiri Bilirim!
IV – Muhyiddîni Arabi’nin Mezarına Gidiyordum, Bir De Baktım Ki, Muhyiddîni Arabî Karşımda Duruyordu. Hemen Selâmlaştım, Elini Öptüm Ve Kucaklaştım. Allah’a Şükür Ki, Mezarına Giderken, Onu Bizzat Hayatta Olduğu Gibi Gördüm, Konuştum Ve Bildim
V – Mezarcı İbrahim: “Bir Mezar Kazmışdım Mezardan Ve Kerpiç Parçalarından Misk Kokusu Duydum. Kabre Bakdım. Bir İhtiyar Oturmuş Kur’ân-ı Kerîm Okuyordu. Yanındaki Kabrin İçi Göründü, İçeride Yeşil Kefenli Bir İhtiyar, Elinde Kur’ân-ı Kerim Okuyordu
.
I – “Şeyhimiz İbnu’l-Arabinin ya Ruhun Bu Dünyaya İnmesini Sağlamak Ve Onu İstenen Şahsın Duyulur Suretine Benzeyen Bir Surette (Sûre Misâliyye) Tecessüm Etmiş Görmek Suretiyle, Veya Ruhun, Rüyalarında Görünmesini Sağlayarak, Yahut Da Bedeninden Soyunup Ruhla Buluşarak Herhangi Bir Ölü Peygamber Ya Da Velinin Ruhuyla Buluşma Kudreti Vardı”.
“Yaratma” terimini İbnu’l-Arabininki gibi vahdet-i vucudcu bir dokt¬ rinde Allah’a iliştirmek yanıltıcıdır; fakat onu, ibnu’l-Arabinin yaptığı gi¬ bi, ariflere iliştirmek daha da yanıltıcı olur. Arifler, diyor ibnu’l-Arabi, sır¬ lı bir kudretle yaratır. ibnu’l-Arabf bu kudrete, değişmeler hasıl edebilen ve dış dünyada teksif edildiği her yerde şeyleri yaratabilen himmet (irade kudreti) adını veriyor; bu görüş modern spiritualızmde ruhların maddileştirilmesine pek benzeyen bir görüştür. Risâlet el-Kuds adlı eserinde ibnu’l-Arabi, her istediğinde, şeyhi Yûsuf el-Kûmi nin ruhunu çağırdığı birçok vesileleri ve şeyhin kendisini ibnu’l-Arabfye nasıl takdim edip, sorularını cevaplandırdığını hatırlar. İbnu’l-Arabinin şahsf müridi olan ünlü Sadruddinf el-Konevi de diyor ki: “Şeyhimiz İbnu’l-Arabinin ya ruhun bu dünyaya inmesini sağlamak ve onu istenen şahsın duyulur su¬retine benzeyen bir surette (sûre misâliyye) tecessüm etmiş görmek su-retiyle, veya ruhun, rüyalarında görünmesini sağlayarak, yahut da bede¬ ninden soyunup ruhla buluşarak herhangi bir ölü peygamber ya da ve¬ linin ruhuyla buluşma kudreti vardı”. Bu, sadece İbnu’l-Arabi’ye has bir şey değildir. Diğer sûfiler de kendileri hakkında aynı şeyleri söylemiş¬lerdir.
Kaynak: Muhyiddin İbnu’l Arabi’de Tasavvuf Felsefesi – Ebu’l Ala El Afifi, Kırkambar Yayınları (S.133-134)
.
II – Büyük Velîlerde Ruhu Başka Şekle Geçse Bile Vücudu, Sanki Ruhu Mevcutmuş Gibi Eski Hali Üzere Durur; Güler, Konuşur, Kuran-ı Kerim Okur ve Nasihat Eder
Yine Abdülaziz Debbağ Hz.lerine sordum:
-Velînin ruhu vücudundan çıkınca vücut ne halde kahr?
Vücut ruhsuz kahr, buyurdu. Eğer velî küçük velilerden ise ruhu gitti mi, vücudu öyle mephut bir torba gibi yığılır, kalır. Vücut bu şey konuşsa ne dediği anlaşılmaz. Büyük velîlerde ise ruhu başka şekle geçse bile vücudu, sanki ruhu mevcutmuş gibi eski hali üzere durur; güler, konuşur, nasihat eder
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.243-44)
.
III – Yemin Ederim Ki, Leyle-i Kadir Gelse, Ben De Ölmüş Olsam, Kazık Gibi Olsam, Muhakkak Leyle-i Kadiri Bilirim!
Şeyn Hz.lerine Leyle-i Kadir’in marifeti hususunda da ulemânın ihtilâfını sordum:
–Bazı ulemâ, Resulullah(s.a.s.)’de bunu bilemediği için Leyle-i Kadir’i Ramazan’ın 25, 27, 29. gecelerinde arayın buyurmuş diyorlar. Siz ne dersiniz? dedim.
Abdülaziz Debbağ Hz.leri kızdı, Sübhanallah dedi ve buyurdu ki:
–Yemin ederim ki, Leyle-i Kadir gelse, ben de ölmüş olsam, kazık gibi olsam, muhakkak Leyle-i Kadiri bilirim! Ben o halde olduğum halde bilir de Seyyid-i vücud olan Resulullah(s.a.s.) Efendimiz’e bu nasıl gizli kalır!Olacak şey mi?
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.243-44)
.
IV – Muhyiddîni Arabi’nin Mezarına Gidiyordum, Bir De Baktım Ki, Muhyiddîni Arabî Karşımda Duruyordu. Hemen Selâmlaştım, Elini Öptüm Ve Kucaklaştım. Allah’a Şükür Ki, Mezarına Giderken, Onu Bizzat Hayatta Olduğu Gibi Gördüm, Konuştum Ve Bildim
Sadreddin Konevî bize Muhyiddîni Arabi’nin bu husustaki kerâmâtını anlatarak, Kitabı Cevâmî, kerâmâtı evliya bahsinde der ki:
«Muhyiddîni Arabi’nin vefatından sonra kabrini ziyarete gidiyordum. Tarsus’un sıcak bir günü idi. Hafif bir rüzgâr ovanın çiçeklerini okşuyordu. Ben de bunlara bakıp kudreti ilâhiyeyi düşünüyordum. Allah’ın sevgi ve aşkı kalbimde yandı. Bir de baktım ki Muhyiddîn pek güzel surette karşımda tecellî etti. O güya bir nur halindeydi. «Bana bak» diyordu. Sonra bir tecellîyi Hak zuhur etti, kendimden geçtim. Göz açıp yumuncaya kadar bir de baktım ki, Muhyiddîni Arabî karşımda duruyordu. Hemen selâmlaştım, elini öptüm ve kucaklaştım. Allah’a şükür ki, mezarına giderken, onu bizzat hayatta olduğu gibi gördüm, konuştum ve bildim.»
Kaynak: Muhyiddini Arabi Hazretleri – M.Kemal Pilavoğlu, Elifbe Yayınları, 3.Baskı, İst-1979 (S.47)
.
V – Mezarcı İbrahim: “Bir Mezar Kazmışdım Mezardan Ve Kerpiç Parçalarından Misk Kokusu Duydum. Kabre Bakdım. Bir İhtiyar Oturmuş Kur’ân-ı Kerîm Okuyordu. Yanındaki Kabrin İçi Göründü, İçeride Yeşil Kefenli Bir İhtiyar, Elinde Kur’ân-ı Kerim Okuyordu
Ebül-Hasen bin Berâ’ (Havda) kitabında bildiriyor ki, mezarcı ibrahim, (bir mezar kazmışdım. Mezardan ve kerpiç parçalarından misk kokusu duydum. Kabre bakdım. Bir ihtiyar oturmuş Kur’ân-ı kerîm okuyordu) dedi. Muhammed bin Ishâk Ibni Mende, Âsım-ı Sekâtîden haber veriyor ki, Belh şehrinde bir kabr kazdık. Yanındaki kabrin içi göründü, içeride yeşil kefenli bir ihtiyar, elinde Kur’ân-ı kerim okuyordu. Bu kitâbda, bunun gibi çok şeyler yazılıdır.
Kaynak: Vehhabiye Nasihat, H.Hilmi Işık, İhlas Vakfı, 11.Baskı, İst. 1979 (S.110)
.
(Ayet) Sen, ölülere şüphesiz ki işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın”
NEML-80 ayeti
Sen, ölülere şüphesiz ki işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın
.
(Ayet) (Resûlüm!) Elbette sen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken sağırlara o daveti işittiremezsin
RUM Suresi 52. ayet
(Resûlüm!) Elbette sen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken sağırlara o daveti işittiremezsin