I – Ne Kadar Günah, O Kadar Tövbe: Kulun Günah İşlemiş De Olsa Tövbe İle Rabbine Rücu Ettiği Bu Hal, Hadislerden Öğrendiğimize Göre, Cenâb-ı Hakk’ı Hoşnut Etmektedir. Allahu Teâlâ Da, ‘Kulum Günah İşledi Ve Bildi Ki, Günahı Affeden Veya Günah Sebebiyle Cezalandıran Bir Rabbi Olduğunu Bildi. Ey Kulum, Dilediğini Yap, Ben Seni Affettim.’ Buyurdu.
II – Bu Hadisten Şu Hükmü Çıkarılır: Günahlar Yüz Kere, Hatta Bin Ve Daha Çok Kere Tekrar Edilse De Kişi Her Seferinde Tövbe Etse, Tövbesi Makbuldür. Veya Bütün Günahlar İçin Bir Tek Tövbe Etse Bile, Yine Tövbesi Sahihtir
III – Şayet Cenâb-ı Hak Kulunu Hayatı Boyu Sadece Bir Sefere Mahsus Olmak Üzere Affedecek Olsaydı, Ondan Sonra İnsana Günah İşleme İmkânı Ve Fırsatı Vermemesi Gerekirdi. Yani, Allah Affetmek İstemeseydi, Bize Af İsteme Duygusunu Vermezdi.
.
I – Ne Kadar Günah, O Kadar Tövbe: Kulun Günah İşlemiş De Olsa Tövbe İle Rabbine Rücu Ettiği Bu Hal, Hadislerden Öğrendiğimize Göre, Cenâb-ı Hakk’ı Hoşnut Etmektedir. Allahu Teâlâ Da, ‘Kulum Günah İşledi Ve Bildi Ki, Günahı Affeden Veya Günah Sebebiyle Cezalandıran Bir Rabbi Olduğunu Bildi. Ey Kulum, Dilediğini Yap, Ben Seni Affettim.’ Buyurdu.
Ne kadar günah, o kadar tövbe
İnsan nefsine aldanır, şeytana kanar, hislerine hâkim olamaz, iradesine söz geçiremez de, sonunda bir günah işler, ardında da yaptığına, yapacağına bin pişman olur ve tövbe üstüne tövbe eder. İşte, kulun günah işlemiş de olsa tövbe ile Rabbine rücu ettiği bu hal, hadislerden öğrendiğimize göre, Cenâb-ı Hakk’ı hoşnut etmektedir.
Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:
“Resûlullah aleyhissalâtü vesselâm Rabbinden naklen buyurdular ki:
Bir kul günah işledi ve ‘Yâ Rabbi, günahımı affet!’ dedi.
Hak Teâlâ da, ‘Kulum bir günah işledi; arkadan bildi ki günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır.’ buyurdu.
Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve ‘Ey Rabbim, günahımı affet!’ dedi.
Allahu Teâlâ da, ‘Kulum bir günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır.’ buyurdu.
Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve ‘Ey Rabbim, beni affeyle!’ dedi.
Allahu Teâlâ da, ‘Kulum günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi olduğunu bildi. Ey kulum, dilediğini yap, ben seni affettim.’ buyurdu.” (2. Buhârî, Tevhid 35; Müslim, Tövbe 29.)
Kaynak: https://sorularlaislamiyet.com/blog/gunaha-karsi-tovbe
.
II – Bu Hadisten Şu Hükmü Çıkarılır: Günahlar Yüz Kere, Hatta Bin Ve Daha Çok Kere Tekrar Edilse De Kişi Her Seferinde Tövbe Etse, Tövbesi Makbuldür. Veya Bütün Günahlar İçin Bir Tek Tövbe Etse Bile, Yine Tövbesi Sahihtir
Büyük hadis âlimi İmam Nevevî, bu hadisten şu hükmü çıkarır: “Günahlar yüz kere, hatta bin ve daha çok kere tekrar edilse de kişi her seferinde tövbe etse, tövbesi makbuldür. Veya bütün günahlar için bir tek tövbe etse bile, yine tövbesi sahihtir.”
Bir hadiste de, istiğfar eden kimsenin günde yetmiş defa günahını tekrar etse bile, ‘günahında ısrar etmiş’ sayılmayacağı belirtilir.(Müsned, 5:130)
Hz. Ali’nin bu konuya getirdiği açıklama daha ilginçtir:
“Beraberinde kurtuluş reçetesi olduğu halde helâk olan kimsenin durumuna hayret ediyorum. O reçete de istiğfardır.”
Kaynak: https://sorularlaislamiyet.com/blog/gunaha-karsi-tovbe
.
III – Şayet Cenâb-ı Hak Kulunu Hayatı Boyu Sadece Bir Sefere Mahsus Olmak Üzere Affedecek Olsaydı, Ondan Sonra İnsana Günah İşleme İmkânı Ve Fırsatı Vermemesi Gerekirdi. Yani, Allah Affetmek İstemeseydi, Bize Af İsteme Duygusunu Vermezdi.
Zaten Gaffâr ve Tevvâb isimleri, ‘çok çok bağışlayan, tövbeleri çok çok kabul eden, her günah işleyişte istiğfar edeni affeden, her tövbe edişte tövbe edenin tövbesini kabul eden’ anlamına geliyor. Şayet Cenâb-ı Hak kulunu hayatı boyu sadece bir sefere mahsus olmak üzere affedecek olsaydı, ondan sonra insana günah işleme imkânı ve fırsatı vermemesi gerekirdi. Yani, Allah affetmek istemeseydi, bize af isteme duygusunu vermezdi.
Diğer taraftan, Cenâb-ı Hakk’ın günahları bağışlaması O’nun fazlı, lütfu ve ikramıdır. Hadiste de ifade edildiği gibi, günahı sebebiyle cezalandırması ise adaletinin tecellisidir. Said Nursî’nin belirttiği üzere, “Cenâb-ı Hakk’ın günahkârları affetmesi fazldır, tâzib etmesi [azap ile cezalandırması] adldir.”
Efendimizin (a.s.m.) dizi dibinde yetişen sahabe nesli bu ince noktayı çok iyi kavramıştı. Allah’ın yüce isimlerini mükemmel mânâda hem çok iyi anlamışlar, hem de hayatlarına yansıtmışlardı. Rivayet ettikleri hadislere bakınca, bu eğitimin seviyesini ve anlayışlarının kapasitesini farketmek hiç de zor değildir.
Kaynak: https://sorularlaislamiyet.com/blog/gunaha-karsi-tovbe