I – Eğer Bir Mürid Hatmeye Katılırsa, Katılan Kişinin Cennette Köşkleri Olur. Ama O Köşklerin Sahibi Şeyhimiz Olur. Eğer Sofi Kul Hakkı İşlerse, Şeyhimiz O Köşklerden Birini O Kişiye Kul Hakkına Karşılık Verir
(Ayet) Şimdi âyetlerimizi inkâr eden ve “Elbette bana mal ve evlat verilecektir.” diyen adamı gördün mü? O (kâfir), gaybı mı bildi? Yoksa Rahmân (olan Allah) katından bir söz mü aldı?
II – Halife Hârûn Reşîd Zamanında Yaşayan Meczuba (Allah Aşkının Sarhoşu) Bir Veli Ve Padişaha Sattığı Köşk: Harun Reşit Ve Hanımı O Gece Rüyalarında Kendilerini Cennette Gördüler. Zübeyde Hanım Lüks Bir Köşkte Oturuyordu. Harun Reşit Sordu: Hanım, Sen Bu Köşke Ne Zaman Sahip Oldun? Dün Bir Akçeye Behlûl’den Satın Almıştım. Sabah Oldu, Hükümdar Hemen Behlûl’ü Çağırttı. Dün Hanıma Sattığın Köşkten Bir Tane De Bana Yap, Dedi…
(Ayet) Ey iman edenler! (Biliniz ki), hahamlardan ve râhiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve (insanları) Allah yolundan engellerler. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!
.
I – Eğer Bir Mürid Hatmeye Katılırsa, Katılan Kişinin Cennette Köşkleri Olur. Ama O Köşklerin Sahibi Şeyhimiz Olur. Eğer Sofi Kul Hakkı İşlerse, Şeyhimiz O Köşklerden Birini O Kişiye Kul Hakkına Karşılık Verir
TASAVVUF HİKAYELERİNDEN ÖRNEKLER -ÇOĞUNU BİZZAT KULAKLARIMLA DİNLEDİM!-
Bir nakşi dergahında vekil sohbet etmektedir. “Eğer bir mürid hatmeye katılırsa, katılan kişinin cennette köşkleri olur. Ama o köşklerin sahibi şeyhimiz olur. Eğer sofi kul hakkı işlerse, şeyhimiz o köşklerden birini o kişiye kul hakkına karşılık verir.”
Kaynak: http://www.islamustundur.com/tasavvuf.htm
.
(Ayet) Şimdi âyetlerimizi inkâr eden ve “Elbette bana mal ve evlat verilecektir.” diyen adamı gördün mü? O (kâfir), gaybı mı bildi? Yoksa Rahmân (olan Allah) katından bir söz mü aldı?
Meryem Suresi;
76. Allah, hidayeti kabul edenlere, daha çok hidayet verir. Baki kalacak olan salih ameller, Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır, sonuç bakımından da daha hayırlıdır.
77. Şimdi âyetlerimizi inkâr eden ve “Elbette bana mal ve evlat verilecektir.” diyen adamı gördün mü?
78. O (kâfir), gaybı mı bildi? Yoksa Rahmân (olan Allah) katından bir söz mü aldı?
79. Hayır, asla öyle değil; biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını çoğalttıkça çoğaltacağız.
80. O söylediği (mal ve evlat gibi) şeyleri de hep elinden alacağız ve o, tek başına bize gelecektir.
81. Onlar, kendilerine kuvvet ve şeref kazandırsın diye, Allah’dan başka ilâh edindiler.
82. Hayır, (zannettikleri gibi değil) tapındıkları ilâhlar onların ibadetlerini inkâr edecekler ve aleyhlerine dönüp düşman olacaklardır.
83. Görmedin mi? Biz şeytanları o kâfirler üzerine musallat ettik. Onları (günaha) kışkırtıp duruyorlar.
84. Öyleyse onların hemen azaba uğratılmalarını isteme. Biz onların (ecel) günlerini sayıyoruz.
85. O gün, takva sahiplerini, heyet olarak Rahmân’ın huzuruna toplayacağız.
86. Suçluları da susuz olarak cehenneme süreceğiz.
87. (O gün) Rahmân (olan Allah)’ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.
.
II – Halife Hârûn Reşîd Zamanında Yaşayan Meczuba (Allah Aşkının Sarhoşu) Bir Veli Ve Padişaha Sattığı Köşk: Harun Reşit Ve Hanımı O Gece Rüyalarında Kendilerini Cennette Gördüler. Zübeyde Hanım Lüks Bir Köşkte Oturuyordu. Harun Reşit Sordu: Hanım, Sen Bu Köşke Ne Zaman Sahip Oldun? Dün Bir Akçeye Behlûl’den Satın Almıştım. Sabah Oldu, Hükümdar Hemen Behlûl’ü Çağırttı. Dün Hanıma Sattığın Köşkten Bir Tane De Bana Yap, Dedi…
Behlûl Dane bir gün düzgünce kesilmiş tahta parçalarından eve benzer bir şey yapıyordu. Abbasi hükümdarı Halife Harun Reşid’in hanımı Zübeyde Behlül’e sordu:
-” Ey Behlül ne yapıyorsun öyle?
Behlûl:
– “Cennet köşkü yapıyorum efendim” diye cevap verdi.
Dindar bir kadın olan Zübeyde köşke müşteri çıktı:
-Bu köşkü bana satar mısın? dedi.
Behlül:
-İsterseniz satarım!
-Kaç paraya satarsın?
-Sana bir akçeye veririm. dedi.
Halifenin hanımı hemen bir akçeyi verip köşkü satın aldı. Harun Reşit ve hanımı o gece rüyalarında kendilerini cennette gördüler. Zübeyde Hanım lüks bir köşkte oturuyordu. Harun Reşit sordu:
-Hanım, sen bu köşke ne zaman sahip oldun?
-Dün bir akçeye Behlûl’den satın almıştım.
Sabah oldu, hükümdar hemen Behlûl’ü çağırttı.
-Dün hanıma sattığın köşkten bir tane de bana yap, dedi. Behlül:
-Olur yaparım, dedi.
Harun Reşit:
-Kaça yapacaksın?
Behlül:
-Bin akçeye yaparım, dedi.
Harun Reşit:
-Ama hanıma bir akçeye vermişsin, dedi.
Behlül:
-Doğrudur, bir akçeye verdim. Ama o köşkün değerini bilmeden aldı. Sen ise dün gece onun nasıl görkemli bir köşk olduğunu gördün. Ben ona göre fiyat istiyorum, dedi.
Altının kıymetini bilirse sarraf bilir. Peygamber (salat ve selam üzerine olsun) Efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurdular, mealne:
-” Bilerek yapılan az ibadet bilmeyerek yapılan çok ibadetten üstündür.”
Her değerli şeyin değerini ancak hakkında bilgi sahibi olanlar bilir. Cennetin de İslam’ın da değerini de ancak samimi mü’minler bilir. Zira öyle olmasaydı, kişi az bir dünya menfaatine sonsuz geleceğini satar mıydı…?
Kaynak: http://www.islamdergisi.com/sohbetler/behlul-dane-ve-cennetten-satin-alinan-kosk/
.
(Ayet) Ey iman edenler! (Biliniz ki), hahamlardan ve râhiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve (insanları) Allah yolundan engellerler. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!
Tevbe
34. Ey iman edenler! (Biliniz ki), hahamlardan ve râhiplerden birçoğu insanların mallarını haksız yollardan yerler ve (insanları) Allah yolundan engellerler. Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!