I – Hüdayi, Şeyhinin Nezdinde Seyr-u Sülûkünü İkmâl Edince Sivrihisar’a Halîfe Olarak Gönderilmişti. Baba Yûsuf Efendi’nin Kabrini Ziyarete Gitmişti. Hüdâyî Onun Türbesinde Murakabeye Varınca Baba Yûsuf Zahit Olmuş Ve: “Hoş Geldiniz, Bu Makam Bizim Değil, Sizindir” Demişti. Bilâhare Hüdâyî, Ma’nevî İşaretle Bursa’ya Dönmüş Ve Şeyhine Bir Müddet Daha Hizmet Etmişti
II – Şeyh Muhyiddîn-i Arabî: Bu Beyti Duyunca, Bu Kimselerin Âlem-i Misâlden Olması Hatırıma Geldi. Böyle Düşünürken, İçlerinden Biri, Bana Bakarak, Ben, Senin Dedelerinden Birisiyim Dedi. Sen Öleli Kaç Sene Oldu? Dedim. Kırkbin Seneden Çok Dedi. Bu Sözüne Şaşdın Ve Tarihçiler, İnsanların İlk Babası Olan Âdemden (a.s) Bugüne Kadar Yedibin Sene Geçmediğini Söylüyor Dedim. Sen Hangi Âdemi Diyorsun? Ben, Yedibin Seneden Çok Önceki Zemânlarda Yaşıyan Âdemin Evlâdındanım, Dedi.
III – Hüdâyî, “Üç Günde Bir Elmayı Koklayıp Onunla İftar Edecek» Derecede Sıkı Bir Riyâzat Devresinin Sonunda Nefsini İyice Hakk’a Ram Etmiş, Ruhunu Kuvvetlendirmişti. Bu Yüzden De Yolda Dirilerden Çok Ölülere Mülâki Olmaya Başlamıştı. Hattâ Bir Gün Şeyhinin Halyethânesine Giderken Daha Önce Vefat Etmiş Bir Müezzine Tesadüf Etmiş Ve Ona Selâm Vermişti.
.
I – Hüdayi, Şeyhinin Nezdinde Seyr-u Sülûkünü İkmâl Edince Sivrihisar’a Halîfe Olarak Gönderilmişti. Baba Yûsuf Efendi’nin Kabrini Ziyarete Gitmişti. Hüdâyî Onun Türbesinde Murakabeye Varınca Baba Yûsuf Zahit Olmuş Ve: “Hoş Geldiniz, Bu Makam Bizim Değil, Sizindir” Demişti. Bilâhare Hüdâyî, Ma’nevî İşaretle Bursa’ya Dönmüş Ve Şeyhine Bir Müddet Daha Hizmet Etmişti
Hüdayi Hazretlerinin yatır ile konuşması
Hüdayi, şeyhinin nezdinde seyr-u sülûkünü ikmâl edince Sivrihisar’a halîfe olarak gönderilmişti. Burada daha önce «tarik-ı esma» tah-sîl ettiği Baba Yûsuf Efendi’yi ziyaret etmek istemiş; fakat okluğunu öğrenince bu sefer kabrini ziyarete gitmişti. Hüdâyî onun türbesinde murakabeye varınca-Baba Yûsuf zahit olmuş ve :
«— Hoş geldiniz, bu makam bizim değil, sizindir.» demişti. 192
Bilâhare Hüdâyî, ma’nevî işaretle Bursa’ya dönmüş ve şeyhine bir müddet daha hizmet etmişti.
Kaynak: Aziz Mahmud Hüdayi ve Celvetiyye Tarikati, Doç.Dr. Kamil Yılmaz, Erkam Yayınları, İst-1990 (S.80)
.
II – Şeyh Muhyiddîn-i Arabî: Bu Beyti Duyunca, Bu Kimselerin Âlem-i Misâlden Olması Hatırıma Geldi. Böyle Düşünürken, İçlerinden Biri, Bana Bakarak, Ben, Senin Dedelerinden Birisiyim Dedi. Sen Öleli Kaç Sene Oldu? Dedim. Kırkbin Seneden Çok Dedi. Bu Sözüne Şaşdın Ve Tarihçiler, İnsanların İlk Babası Olan Âdemden (a.s) Bugüne Kadar Yedibin Sene Geçmediğini Söylüyor Dedim. Sen Hangi Âdemi Diyorsun? Ben, Yedibin Seneden Çok Önceki Zemânlarda Yaşıyan Âdemin Evlâdındanım, Dedi.
Soruyorsunuz ki, şeyh Muhyiddîn-i Arabî “kuddise sirruh”, (Fütûhât-ı mekkiyye) kitabında, bir hadîs-i şerîf bildiriyor. Bu hadîs-i şerîfde, Peygamberimiz “sallALLAHü aleyhi ve sellem”, (ALLAHü teâlâ, yüzbin Âdem yaratmışdır) buyurmakdadır. Muhyiddîn-i Arabî “rahmetullahi aleyh” sonra âlem-i misâlden gördüğü birkaç şeyi yazıyor ve diyor ki, (Kâ’be-i mu’azzamayı tavaf ederken, yanımda birkaç kişi vardı. Bunları hiç tanımıyordum. Tavaf yaparken, arabî iki beyt okudular. Bir beytin ma’nası şöyle idi:
Yıllarca, biz de sizin gibi,
Hepimiz, tavaf etdik bu evi.
Bu beyti duyunca, bu kimselerin âlem-i misâlden olması hatırıma geldi. Böyle düşünürken, içlerinden biri, bana bakarak, ben, senin dedelerinden birisiyim dedi. Sen öleli kaç sene oldu? dedim. Kırkbin seneden çok dedi. Bu sözüne şaşdın ve tarihçiler, insanların ilk babası olan Âdemden “aleyhıisselâm”, bugüne kadar yedibin sene geçmediğini söylüyor dedim. Senj hangi Âdemi diyorsun? Ben, yedibin seneden çok önceki zemânlarda yaşıyan Âdemin evlâdındanım, dedi. Bunu işitince yukarıdaki hadîs-i şerifi hatırladım).
Kaynak: Tam İlmihal, Saadet-i Ebediye, Hakikat Kitabevi, 80.Baskı, İst.2000 (s:79)
.
III – Hüdâyî, “Üç Günde Bir Elmayı Koklayıp Onunla İftar Edecek» Derecede Sıkı Bir Riyâzat Devresinin Sonunda Nefsini İyice Hakk’a Ram Etmiş, Ruhunu Kuvvetlendirmişti. Bu Yüzden De Yolda Dirilerden Çok Ölülere Mülâki Olmaya Başlamıştı. Hattâ Bir Gün Şeyhinin Halyethânesine Giderken Daha Önce Vefat Etmiş Bir Müezzine Tesadüf Etmiş Ve Ona Selâm Vermişti.
Aziz Mahmud Hüdayi ‘nin daha önce vefat etmiş bir müezzine tesadüf etmiş ve ona selâm vermesi
Hüdâyî, «üç günde bir elmayı koklayıp onunla iftar edecek» derecede sıkı bir riyâzat devresinin sonunda nefsini iyice Hakk’a ram etmiş, ruhunu kuvvetlendirmişti. Bu yüzden de yolda dirilerden çok ölülere mülâki olmaya başlamıştı. Hattâ bir gün şeyhinin halyethânesine giderken daha önce vefat etmiş bir müezzine tesadüf etmiş ve ona selâm vermişti. Halvethaneye girip durumu şeyhine anlatınca Hz. Üftâde :
— Oğul, riyazatla ruhunu takviye etmişsin onun eseridir. Fakir dahi riyazatımız zamında bazan çarşıya çıktıkça ölüleri dirilerden çok müşahede ederdim.» buyurdu.
Kaynak: Aziz Mahmud Hüdayi ve Celvetiyye Tarikati, Doç.Dr. Kamil Yılmaz, Erkam Yayınları, İst-1990 (S.78-79)