Kişi Gavsiyet Makamına Ulaştığında, Beşeriyet Sıfatı Ondan Kaldırılıp Hakk’ın (Allah’ın) Sıfatlarından Bir Sıfat Olunca, Allah Onu Gaybına Muttali Kılar

I – Ona Yerle Sema Arasının İdaresi Verilir… Yükselmeye Devam Eder. Ta Ki Gavsiyet Makamına Ulaşır. Yükselmeye Devam Eder, Ta Ki Beşeriyet Sıfatı Ondan Kaldırılıp Hakk’ın (Allah’ın) Sıfatlarından Bir Sıfat Oluncaya Dek. Allah Onu Gaybına Muttali Kılar.

II – Salik-i Meczub Makamı: Kendisine Gayb Alemi Açılıp, Peşpeşe Manevi Fetihler Gelir. Zahiri Halka Kapalı (Masivadan İlgisini Kesmiş Bir Halde), Batını İse Manevi Alemleri Görür Bir Duruma Gelir. O, Hal Ve Şartlara Hakim Olur, Şartlar Onu Mağlub Edip Hakk’tan Koparamaz. Bu Durumda, Kendisine Tabi Olanlar Olur Ve Ondan Tabi Olanların Birçok Manevi İlimler İntikal Eder. Onun Vasıtasıyla Bereket Yayılır

.

I – Ona Yerle Sema Arasının İdaresi Verilir… Yükselmeye Devam Eder. Ta Ki Gavsiyet Makamına Ulaşır. Yükselmeye Devam Eder, Ta Ki Beşeriyet Sıfatı Ondan Kaldırılıp Hakk’ın (Allah’ın) Sıfatlarından Bir Sıfat Oluncaya Dek. Allah Onu Gaybına Muttali Kılar.
Ahmed er-Rufai’den velilerin gayba nasıl muttali olduklarını dinleyelim:
‘… Ona yerle sema arasının idaresi verilir… Yükselmeye devam eder. Ta ki gavsiyet makamına ulaşır. Yükselmeye devam eder ta ki beşeriyet sıfatı ondan kaldırılıp Hakk’ın (Allah’ın) sıfatlarından bir sıfat oluncaya dek. Allah onu gaybına muttali kılar. Onun nazarı olmadan ne bir bitki biter ne de yaprak yeşerir. Sonra Allah’la konuşmaya başlar. Beşerin aklı bu kelamı idrak edemez.’
Kaynak: Tabakatu’l Evliya, 1/142. Evliyalar Ansiklopedisi, 2/511)
Kaynak: http://tevhiddergisi.net/makale/tasavvufta-veli-seyh-tasavvuru

.

(Ayet) O, (Allah bütün) gaybı bilendir, gaybına kimseyi muttali kılmaz. Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır.”
Cin, 26-27
O, (Allah bütün) gaybı bilendir, gaybına kimseyi muttali kılmaz. Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır.”

.

II – Salik-i Meczub Makamı: Kendisine Gayb Alemi Açılıp, Peşpeşe Manevi Fetihler Gelir. Zahiri Halka Kapalı (Masivadan İlgisini Kesmiş Bir Halde), Batını İse Manevi Alemleri Görür Bir Duruma Gelir. O, Hal Ve Şartlara Hakim Olur, Şartlar Onu Mağlub Edip Hakk’tan Koparamaz. Bu Durumda, Kendisine Tabi Olanlar Olur Ve Ondan Tabi Olanların Birçok Manevi İlimler İntikal Eder. Onun Vasıtasıyla Bereket Yayılır
3- Salik-i meczub: Bu kimse, işin başında mücahede, manevi sıkıntı, ihlas ile muamele ve bu yolun şartlarını tam olarak yerine getirmekle işe başlar. Sonra (riyazat ve mücahadenin yakıcı ve sıkıcı sıkıntılarından kur tarılıp, manevi halin rahatlığına çıkarılır. Böylece, acıdan sonra tatlıyı bulmuş olur.
İlahi lütuf esintileriyle rahatlar.
Sıkıntı ve güçlüklerin darboğazın dan sıyrılıp, kolaylığın genişliği ve rahatlığına erer.
İlahi yakınlık feyizleriyle, nefhalarıyla tanıştırılır. Kendisine müşahede kapısı açılır. Artık ilacını bulmuş olur. Nur kabı kaynayıp taşmaya başlar; kalb ve dilinden hikmetler dökülür. Kalbler ona meyledip sevmeye başlar. Kendisine gayb alemi açılıp, peşpeşe manevi fetihler gelir. Zahiri halka kapalı (masivadan ilgisini kesmiş bir halde), batını ise manevi alemleri görür bir duruma gelir. Artık insanların arasına girmeye hazır ve layık bir haldedir. Celvetinde (halkın içinde) bir nevi halvette gibi (halk içinde Hakk’la) olur. O, hal ve şartlara hakim olur, şartlar onu mağlub edip Hakk’tan koparamaz. O, parçalar, parçalanmaz (dağılıp bozulmaz).
Bu halde olan kimse, irşada ehil olur. Çünkü o, muhiblerin yolunda işe başlamış, salihlerin amel (ve mücahede) yollarından geçtikten sonra, Allah’a yakınlığı tahsil etmiş hallerinden bir hal kendisine bahşedilmiştir.
Bu durumda, kendisine tabi olanlar olur ve ondan tabi olanların birçok manevi ilimler intikal eder. Onun vasıtasıyla bereket yayılır. Ancak bazen bu kimsede bulunduğu halde mahpus (hapis) kalır; halin dışına çıkıp, bağından kurtulamaz, hal onu meşgul eder. En büyük kemal hallerine ulaşamaz, (bu makamdaki) ilahi nasible yetinir. Aslında bu, çok yüksek ve şerefli bir nasibdir.
Malumdur ki; kendilerine ilim verilenler derece derecedir. Şeyhlik (ir- şad) makamında en yüksek derece, bundan sonra anlatacağımız dördüncü gruptaki kimsenin derece ve halidir.
Kaynak: Cennet Yolunun Rehberi – Şeyh Seyda Muhammed Konyevi, Özkevser Vakfı Yayınları, Konya 1997 (S.189-190)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın