Mesela Allah Dostları Kadının Rahmindeki Çocuğu Görebilir. Hz Debbağ’ın “Haberin Varmı, Senin Karın Hamile! Hemde Doğacak Çocuk Sana Değil Bana Benzeyecek” Kerameti; Günü Gelince Benim Hanım Aynen Şeyhimin Buyurduğu Gibi Bir Erkek Evlat Doğurdu, Dış Görünüşüyle de Aynen Şeyhime Benziyordu

I – Allah Dostu Kadının Rahmindeki Çocuğu Görür: Keşfi Açılan Velilere Nitekim Kadınların Rahmindeki Çocuk Bile Görünür:

II – Bir Kadınla Evlenmek İstiyordum. Fakat Hakkında Hiçbir Bilgim Yoktu. Durumu Şeyhime Arzettiğimde O Kadın Hakkında Bana Öyle Şeyler Anlattı Ki Onları Ancak Allah Ve Allah’ın Bildirdiği Veli Kulları Bilebilirdi. Evlendiğimde Cidden Şeyhimin Bahsettiği Bütün Sıfatları Gördüm

III – Bir Gün Şeyhimiz (Allah Kendisinden Razı Olsun), Benim Hanımım Söz Konusu Olunca, Onu Tepeden Tırnağa, Gizli Ve Aşikar Her Şeyini Ve Bütün Hususiyetleriyle Anlattı. O Kadar Ki, Ne Fazlalık Yaptı Ne De Noksanlık. Cidden Benim Hanımım Onun Anlattığı Gibi İdi. Eğer Ben Kendimi Zorlasam, Hiçbir Zaman Karımı Onun Nitelediği Ölçüde Anlatamam

IV – Müridin, Geceleri Abdulaziz Debbağ Hazretlerini Evinde Görmesi Kerameti: Başka Bir Defa Da Şöyle Buyurdu: “Bu Gece Sana Geleceğim, Kalbini Bana Çevir!. Gecenin Son Altıda Biri Olunca Uykuyla Uyanıklık Arasında Bulunuyordum . Allah Kendisinden Razı Olsun! Geldi

V – Geceleri Evimde Bulunduğumda, Kapılar Kapalı Bulunduğu Halde Şeyhim Kokusunu Evimize Sinerdi. Durumu Karıma Anlattığımda Farkına Vardı. Zaten O Da Şeyhimi Çok Sever Ve Sayardı. Şeyh Hazretleri De Karımı (Din Kardeşliği Yönünden Ve Saliha Sayılmasından Dolayı) Çok Severdi. Bir Gün Şeyhime Dedim Ki: “Efendim! Senin O Güzel Kokun Geceleyin Evimizde Yayılıyor Ve Onu Rahatlıkla Kokluyoruz. Acaba Sen Geceleyin Yanımızda Mı Bulunuyorsun?” Cevap Verdi Ki: “Evet Öyledir”.

VI – Mürid Şeyhini Sevdi Mi, Şeyh Müridinin Kalbine Yerleşir. O Zaman Şeyh Onun Vücuduna Yerleşmiş Mertebesine Gelir, Müridin Vücudu Şeyhine Mesken Olur…O Zaman Mürid Gebe Kadınlar Gibi Şeyhine Hamile Kalır

VII – Birgün Şeyh Hazretlerini Ziyaret Gittim Ve “Senin Hanımın 15 Gündür Hamile Bulunuyor. Doğacak Çocuğa Benim İsmini Koy Çünkü O Çocuk Ruhi Yapısı İtibariyle Dahaçok Bana Benzeyecek” Dedi. Eve Dönünce Durumu Hanımıma Anlattım, Hem Çok Sevindi Günü Gelince Şeyhimin Buyurduğu Gibi Bir Erkek Evlat Doğurdu, Dış Görünüşüylede Şeyhime Benziyordu

VIII – Görüldüğü Üzere, Hz Debbağ’ın Abdülaziz Ed-Debbağ’ın Kitab’ül İbriz Tercümesi, Tasavvufun Anlaşılması Zor Bazı Meselelerini Aydınlatmaktadır

IX – Ebü’l Vefa Hazretlerinin Yıllarca Çocuğu Olmayan Kişiye Çocuk Kerameti: O Yolcunun Yıllardır Çocuğu Olmuyordu. Ebü’l Vefa Hazretleri Saadetli Eliyle Yolcunun Ağzına Lokmayı Koydu, Kadın Bu Verdiği Lokmayı Yiyince Kan Oldu. Hanımı Hamile Kaldı. Vakti Gelince Bir Oğulları Oldu. İsmini Hüseyin Koydular. 
.

I – Allah Dostu Kadının Rahmindeki Çocuğu Görür: Keşfi Açılan Velilere Nitekim Kadınların Rahmindeki Çocuk Bile Görünür:
Yine A. Debbağ Haz.leri buyurdu ki:
Cenab-ı Hak bir veliyi velilik mertebesine çıkardı mı, o velinin böyle şehvet sinirlerini söker, atar da artık o velinin gözünde ha bir kadın, ha şu taş birdir. Hiç kötü bir şey duymaz. Keşfi açılan velilere nitekim kadınların rahmindeki çocuk bile görünür
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.213)

.

II – Bir Kadınla Evlenmek İstiyordum. Fakat Hakkında Hiçbir Bilgim Yoktu. Durumu Şeyhime Arzettiğimde O Kadın Hakkında Bana Öyle Şeyler Anlattı Ki Onları Ancak Allah Ve Allah’ın Bildirdiği Veli Kulları Bilebilirdi. Evlendiğimde Cidden Şeyhimin Bahsettiği Bütün Sıfatları Gördüm
‘Bir kadınla evlenmek istiyordum. Fakat hakkında hiçbir bilgim yoktu. Durumu şeyhime arzettiğimde o kadın hakkında bana öyle şeyler anlattı ki onları ancak Allah ve Allah’ın bildirdiği veli kulları bilebilirdi. Evlendiğimde cidden şeyhimin bahsettiği bütün sıfatları gördüm. Şeyhim bir ara bana: ‘Zifaf gecesi ben yanınızda olurum’ buyurdu. ‘Bunu nasıl bilebilirim?’ diye sorduğumda ‘Sana bir alamet bırakırım’ diye cevap verdi. Zifaf gecesi bir ara evlendiğim kadının burnundan fazlaca kan aktığını gördüm. Sebebini sorduğunda ‘Yanlışıkla sen burnuma vurdun da ondan’ diye cevap verdi. O zaman bu işi şeyhimin ruhaniyetinin yaptığını anladım ama sebebini idrak edemedim. Ziyaretine gittiğimde olup bitenleri kendisine anlattım. ‘Evet’ dedi. ‘Eğer kadının o gece burnundan kan akıtılmasaydı, beyin kanaması geçirip hastalanacaktı. Çünkü hem uzak bir yerden hem de soğuk bir havada gelmiş ve çok yorulmuştu.’ ‘
Kaynak: (Abdulaziz Debbağ, Demir Kitabevi, el-İbriz 1/81)

.

III – Bir Gün Şeyhimiz (Allah Kendisinden Razı Olsun), Benim Hanımım Söz Konusu Olunca, Onu Tepeden Tırnağa, Gizli Ve Aşikar Her Şeyini Ve Bütün Hususiyetleriyle Anlattı. O Kadar Ki, Ne Fazlalık Yaptı Ne De Noksanlık. Cidden Benim Hanımım Onun Anlattığı Gibi İdi. Eğer Ben Kendimi Zorlasam, Hiçbir Zaman Karımı Onun Nitelediği Ölçüde Anlatamam
“….Bir gün şeyhimiz (Allah kendisinden razı olsun) , benim hanımım söz konusu olunca , onu tepeden tırnağa , gizli ve aşikar her şeyini ve bütün hususiyetleriyle anlattı. O kadar ki , ne fazlalık yaptı , ne de noksanlık . Cidden benim hanımım onun anlattığı gibi idi. Eğer ben kendimi zorlasam , hiçbir zaman karımı onun nitelediği ölçüde anlatamam.
Halbuki aramızda dört günlük bir mesafe bulunuyordu ve hanımımı görmüş değildi. ( Şeyh hazretleri bu keşfi yapmakla Seyyid Ali Hazretlerine , karısına karşı takınacağı tavırda bir ölçü vermeyi dilemiş ve ayrıca kadının dine karşı ilgisini kamçılamak istemişti)…”
Kaynak: El-İbriz . Abdulaziz Debbağ . Demir Kitabevi . S. :91

.

IV – Müridin, Geceleri Abdulaziz Debbağ Hazretlerini Evinde Görmesi Kerameti: Başka Bir Defa Da Şöyle Buyurdu: “Bu Gece Sana Geleceğim, Kalbini Bana Çevir!. Gecenin Son Altıda Biri Olunca Uykuyla Uyanıklık Arasında Bulunuyordum . Allah Kendisinden Razı Olsun! Geldi
“….. Yine bir gün kendisine bu güzel kokudan söz ettiğimde şöyle buyurdu :
“ Bu koku , ya şevk ve heyecan nerede? …”
Başka bir defa da şöyle dedi :
“ Ben gece ve gündüz senden ayrılmam…” Bir defa da şöyle buyurdu:
“ Bir günde beş yüz defa senin hakkında uyanık bulunmazsam , Cenabı Hakk’ın huzurunda bundan dolayı hesaba çekilirim.” Kendisine bir gün dedim ki:
“ Efendim rüyamda senin zatınla kendi zatımı bir elbise içinde gördüm… (ne buyurursunuz)”
“ Bu hak bir rüyadır” dedi ve gece gündüz benden ayrılmadığına işaret etti.
Başka bir defa da şöyle buyurdu: “ Bu gece sana geleceğim . Kalbini bana çevir! “
Gecenin son altıda biri olunca uykuyla uyanıklık arasında bulunuyordum . Allah kendisinden razı olsun! Geldi , bana yaklaşınca mübarek elini tuttum ve öpmek için bırakmadım. Ben onun elini öptüğümde, mübarek başını da öptüm, o da ayrılp gitti …..”
Kaynak: El-İbriz . Abdulaziz Debbağ. demir Kitabevi . S. :63

.

V – Geceleri Evimde Bulunduğumda, Kapılar Kapalı Bulunduğu Halde Şeyhim Kokusunu Evimize Sinerdi. Durumu Karıma Anlattığımda Farkına Vardı. Zaten O Da Şeyhimi Çok Sever Ve Sayardı. Şeyh Hazretleri De Karımı (Din Kardeşliği Yönünden Ve Saliha Sayılmasından Dolayı) Çok Severdi. Bir Gün Şeyhime Dedim Ki: “Efendim! Senin O Güzel Kokun Geceleyin Evimizde Yayılıyor Ve Onu Rahatlıkla Kokluyoruz. Acaba Sen Geceleyin Yanımızda Mı Bulunuyorsun?” Cevap Verdi Ki: “Evet Öyledir”.
Abdulaziz Debbağ Hazretlerinin “Kokun Evimize Sinmiş” Kerameti
“ …..Şeyhim (Allah kendisinden razı olsun ) , göğsündeki bir rahatsızlığından dolayı sık sık karanfil yer ve koklardı. Bu sebeble kendisinden karanfilin o güzel kokusu eksik olmazdı. Ben de çoğu zaman gündüzleri şeyhimle beraber bulunduğumda bu kokudan yararlanırdım. Nefes alıp verdiğimde onun güzel nefesiyle birlikte bu koku da çıkar, etrafa yayılırdı. Geceleri evimde bulunduğumda, kapılar kapalı bulunduğu halde Şeyhim nefes alıp verdikçe o kokuyu rahatlıkla hissederdim. Halbuki aramızda hayli mesafe vardı. O Resul Cihan’da , ben Nakirikaf’ta oturuyordum. Koku ardı ardına evimize doğru yayılır dururdu. Durumu karıma anlattığımda farkına vardı. Zaten o da şeyhimi çok sever ve sayardı. Şeyh hazretleri de karımı (din kardeşliği yönünden ve saliha sayılmasından dolayı ) çok severdi. Sonra böylece bu güzel koku uzun müddet evimizden ve burnumuzdan eksik olmadı.
Bir gün şeyhime dedim ki : “ Efendim ! Senin o güzel kokun geceleyin evimizde yayılıyor ve onu rahatlıkla kokluyoruz. Acaba sen geceleyin yanımızda mı bulunuyorsun ?”
Cevap verdi ki : “Evet öyledir.”
Bunun üzerine ben latife yollu güldüm ve :
“ O takdirde senin konunu alıp yüzüme sürerek elinizi yakalamış olurum …” dedim O da tebessüm ederek buyurdu ki : “ O zaman ben de evin başka bir bölümüne geçerim …”
Kaynak: El-İbriz . Abdulaziz Debbağ . demir Kitabevi . (S. :62)

.

VI – Mürid Şeyhini Sevdi Mi, Şeyh Müridinin Kalbine Yerleşir. O Zaman Şeyh Onun Vücuduna Yerleşmiş Mertebesine Gelir, Müridin Vücudu Şeyhine Mesken Olur…O Zaman Mürid Gebe Kadınlar Gibi Şeyhine Hamile Kalır
Ben(Ibni Mübarek) dedim ki:
-Şeyh müridi ile beraber, müridin zatında olur,
orada yerleşir diyorlar?
Debbağ Hz.leri buyur du ki:
-Bu doğrudur. Mürid şeyhini sevdi mi, Şeyh müridinin kalbine yerleşir. Çünkü müridin muhabbeti kuvvetlendiği vakitte şeyhi cezbeder. O zaman şeyh onun vücuduna yerleşmiş mertebesine gelir, müridin vücudu şeyhine mesken olur. Herkes meskenini süsler, ziynetlendirir. Mürid şeyhini kâmil bir muhabbetle severse, şeyh mürid ile beraber, müridin zatında yerleşir. O zaman mürid gebe kadınlar gibi şeyhine hamile kalır.
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.382)

.

VII – Birgün Şeyh Hazretlerini Ziyaret Gittim Ve “Senin Hanımın 15 Gündür Hamile Bulunuyor. Doğacak Çocuğa Benim İsmini Koy Çünkü O Çocuk Ruhi Yapısı İtibariyle Dahaçok Bana Benzeyecek” Dedi. Eve Dönünce Durumu Hanımıma Anlattım, Hem Çok Sevindi Günü Gelince Şeyhimin Buyurduğu Gibi Bir Erkek Evlat Doğurdu, Dış Görünüşüylede Şeyhime Benziyordu
Birgün şeyh hazretlerini ziyaret gittim beni görünce sordu hanımın hamile kaldımı. Efendim bilmiyorum diye cevap verdim. Hanımın 15 gündür hamile bulunuyordu inşallah oda erkek çocuğu doğuracaktır. Çocuk dediğim gibi erkek olursa ona benim ismini koy çünkü o çocuk ruhi yapısı itibariyle dahaçok bana benzer inşallah. Eve dönünce durumu hanımıma anlattım, hem çok sevindi günü gelince şeyhimin buyurduğu gibi bir erkek evlat doğurdu, dış görünüşüylede şeyhime benziyordu.
Kaynak: El-İbriz . Abdulaziz Debbağ . Demir Kitabevi (sy 76.)

.

VIII – Görüldüğü Üzere, Hz Debbağ’ın Abdülaziz Ed-Debbağ’ın Kitab’ül İbriz Tercümesi, Tasavvufun Anlaşılması Zor Bazı Meselelerini Aydınlatmaktadır
Kitabın Ön Sözü: 
İslâmın nuru ile nurlannuş mü’min kardeşlerimizin ve faziletli evlâtlarımızın istifadesine sunduğumuz Kitâb-ül-İbrîz tercümesi, büyük kültür, ilim ve irfan hayatımızın çok kıymetli hazinelerindendir.
Büyük velilerden Fas’b Abdülaziz Debbağ Hazretlerinin sohbet¬lerinden, menkıbelerinden, bazı sorulara verdiği cevaplardan meydana gelen ve değerli kâtibi ve talebesi Ahmet Ibni Mübarek tarafından kaydedilen kitap, Kur’an ve hadis ilimleriyle tasavvufun anlaşılması zor bazı meselelerini aydınlatmakta ve okuyanları hayrete düşürebilecek bir rahatlıkla, ruhanî bir hazla tesir etmektedir.
Yaşadığımız devirde uzay çağına ulasan insanlığın yeryüzü ve kâinat hakkında çok şeyler öğrendiği fakat henüz insan ve onun ruhî hayatı hakkında meçhullerle karşı karşıya bulunduğu hatırlanır ve yeni ruhiyat ilminin üzerine eğilip de halledemediği çetin meseleler düşünülürse Kitâb-ül-lbrîz ve benzeri kıymetli eserlerin ne büyük yararlar sağlayacağı anlaşılır.
Eseri tercüme ederek Türk oyuncularına sunan değerli zevatı tebrik ederiz.
Aziz müellifimizden, saygılı okuyucularına kadar bu yolda ihlâsla çalışanların hepsinden Allah razı ojsun. Amin Tevfik Allah’tandır.
Mehmet Zahid KOTKU (RH. A.)
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst.1997 (S.9)

.

IX – Ebü’l Vefa Hazretlerinin Yıllarca Çocuğu Olmayan Kişiye Çocuk Kerameti: O Yolcunun Yıllardır Çocuğu Olmuyordu. Ebü’l Vefa Hazretleri Saadetli Eliyle Yolcunun Ağzına Lokmayı Koydu, Kadın Bu Verdiği Lokmayı Yiyince Kan Oldu. Hanımı Hamile Kaldı. Vakti Gelince Bir Oğulları Oldu. İsmini Hüseyin Koydular.
Evliya-i izamdan Tacü’l-Arifin Ebü’l Vefa hazretleri bir gün müridleri ile beraber bir sahraya çıktılar. Orada bir sofra kurup yemek yediler. Yanlarından bir yolcu geçiyordu. Ebü’l Vefa hazretleri yolcuyu çağırdı ve “Sofraya buyurun.” dedi. Yolcu karnının tok olduğunu söyleyince “Ey yolcu, misafirin hakkıdır. Bari elimdeki bir lokmayı ye.” diyerek saadetli eliyle yolcunun ağzına lokmayı koydu. Lokmayı yiyen yolcu “Allaha ısmarladık” deyip gitti.
Tacü’l-Arifin, o zat uzaklaşınca sofi cemaatine şöyle dedi: “Bu yediği lokmadan bir oğlu olsa gerek. Onun adına Hüseyin koysa gerek. O, büyüyünce evliyadan olsa gerek. Bize de gelip mürid olsa gerek.” Meğer o yolcunun çocuğu olmuyordu. Tacü’l-Arifin’in verdiği lokmayı yiyince kan oldu. Hanımı hamile kaldı. Vakti gelince bir oğulları oldu. İsmini Hüseyin koydular. Babası çok zengindi. Çocuk büyüyünce sürülerinin başına çoban oldu. Sürülerin sayısı, ineklerin sütü arttı. Herşey bereket kazandı. Rai, Arapçada çoban demektir. Hüseyin Rai, Hz. Tacü’l-Arifin’i duydu. “Allah yoluna girmeden bir kamil el tutmak gerek.” diyerek yerini öğrenip Ebü’l Vefa hazretlerinin yanına geldi.
Ebü’l Vefa hazretleri, uzaktan Hüseyin gelirken, “Haza eserü’l lokma” dedi. 15 veya 20 sene önce o meseleye şahid olanlar, tebessüm ettiler ve dediler ki, “Ne lokrnadır ki Allah ona,bu zatı getirdi”
Hüseyin Rai, Ebü’1-Vefa hazretlerinden ders aldı. Kamil bir zat oldu.Ravda ismindeki köyün ahalisindedi. Şeyh Vefa hazretleri, bulunduğu semte şeyh olmasını söyledi. Zaviye kurdu, nice azmışları yola getirdi. Ölünceye kadar halkı ve gafilleri irşad ile meşgul oldu. Derman arayan nice dertlilere yardım elini uzattı. Bütün bunlar Hz. Seyid Tacü’l-Arifin Ebü’l Vefa’nın yüce himmet ve bereketiyle oldu.
Kaynak: Tasavvufi Hayat – Mehmet Ildırar, Sey-Taç Yay., 1.Baskı, Ankara 1996(S.22-23)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın