O Gavski Hz Adem’den Hz İbrahim’e, Hz İsa’dan Hz Musa’ya Kadar Bütün Peygamberlerin Allah-u Teala İle Aralarında Geçen Konuşmaları Sanki Bizzat Orada O Peygamberle Yanyana Bulunmuş, Onlarla Birlikteymiş Gibi Bize Aktarır, Onlara Gelen Vahiyi Bizimle Paylaşır

I – Allahu Teala, Adem (As)’In Tevbesini Kabul Ettiği Zaman, Melekler Onu Kutladılar. Cebrail Ve Mikail (As) Gözün Aydın Ya Adem, Senin Tevben Kabul Olundu, Dediler. Allahu Zülcelal Tarafından Adem (AS)’e Vahy Olundu: “Senin Zürriyetinden Olupta, Günah İşleyen, Sonra Da Tövbe Edenlerin Tövbesini Kabul Edeceğim. Kim Benden Mağfiret İsterse, Onu Geri Çevirmeyeceğim. Ben Tövbeleri Kabul Ediciyim. Ey Adem, Tövbe Eden Kimseleri, Güleryüzlü Ve Müjdekar Olarak Hasredeceğim. “Buyurdu.

II – Bu Arada Hazret-i İbrahim Aleyhisselâm Şöyle Bir Nida İşitti: “Sen Benim Kulumun Helak Olmasını İstediğin Geceyi Hatırlıyor Musun? Senin Oğluna Şefkatli Olduğun Gibi Benim De Kullarım İçin Şefkatli Ve Merhametli Olduğumu Bilmiyor Musun? Sen Benden Kulumu Helak Etmemi İstemiştin. Şimdi Ben De Senden Oğlunu Kesmeni İstiyorum. İlk Başlayan Daha Zalimdir!

III – Allah-u Teala Hz Yusuf Peygambere: Sen Baban İçin Ayağa Kalkmayı, Kendin İçin Bir Küçüklük Mü Sanıyorsun? İzzet Ve Celâlim Hakkı İçin Yemin Ederim: Bu Hareketinden Dolayı Senin Sulbünden Bir Tek Peygamber Bile Çıkarmayacağım.”

IV – 155.4 – Hz. Eyyûb İnlemekte İdi: Şeytan O Esnada Haykırdı. Ve Dedi Ki: Şimdi Tam Eyyûb’u Aldatmanın Zamanıdır

V – Ey Nuh! Sen Bir Oğluna Kıyamadın. Bunca İnsan Benim Kulum Değil Mi İdi Ki Onlara Beddua Ettin

VI – Hak Teâla Hazretleri Buyurdu: Ey İlyas Muhakkak Çok Kişileri Helak Ettin, Ölümlerine Sebeb Oldun. Halbuki Onlar Bana Âsi Olmadılar.”

VII – Hz. İbrahim’i Gülle Gibi Atmaya Kalktılar, Melekler Yardım Talep Etti, Hz İbrahim Dediki: “Rabbim Benim Halimi Bilir. Ben Cibril (a.s.)’dan Dahi Yardım İstemeye Haya Ederim.”

VIII – Zülkarneyn, Zamanında, Bir Yere Giderken Garib Bir Cemaat Gördü. Zülkarneyn «Ben Hiç Böyle Bir Cemaat Görmedim, Neden Evlerinizin Arası) Na Kabir Kazdınız?» Diye Sordu. Adam «Bu Kabri Daima Ölümü Hatırlamak İçirt Kazdık” Dedi. Zülkarneyn «Peki Neden Yemek Yemiyorsunuz?»’ Diye Sordu. Adam «Eğer Yemek Yersek Vücudumuz Büyür Ve O Vücudu, Bu Kabrin \ İçinde Kurtlar Yiyecektir. Allah’ın Otu Çoktur Ondan Yiyoruz.» Dedi.

IX – Biraz Sonra Azrail (as) Gelerek Dedi Ki “Ya Süleyman! Ben Çok Acayip Bir Olayla Karşılaştım.” “Nedir, Ya Azrail?” dedi. Azrail (as): “Allah-U Zülcelal Bana Bu Adamın Ruhunu Hindistan’da Almamı Emretti. Ben De Geldim Baktım Ki Adam Buradadır. Hindistan Neresi Burası Neresi? Ben Onun Ruhunu Nasıl Hindistan’da Alacağım Diye Düşünürken, Baktım Ki O Kendi Kendine Hindistan’a Gitmeyi İstedi. Ben De Gidip Onun Ruhunu Aldım

X – Allahu Zülcelal, Davud (AS)’a Vahyinde, Şöyle Buyurmuştur: “Ya Da’vud, Günahkar Kimsenin Ahı, Benim Yanımda Abid Kimselerin Sesinden Daha Hoştur

.

I – Allahu Teala, Adem (As)’In Tevbesini Kabul Ettiği Zaman, Melekler Onu Kutladılar. Cebrail Ve Mikail (As) Gözün Aydın Ya Adem, Senin Tevben Kabul Olundu, Dediler. Allahu Zülcelal Tarafından Adem (AS)’e Vahy Olundu: “Senin Zürriyetinden Olupta, Günah İşleyen, Sonra Da Tövbe Edenlerin Tövbesini Kabul Edeceğim. Kim Benden Mağfiret İsterse, Onu Geri Çevirmeyeceğim. Ben Tövbeleri Kabul Ediciyim. Ey Adem, Tövbe Eden Kimseleri, Güleryüzlü Ve Müjdekar Olarak Hasredeceğim. “Buyurdu.
Allahu Teala, Adem (AS)’ın tevbesini kabul ettiği zaman, melekler onu kutladılar. Cebrail ve Mikail (AS) gözün aydın ya Adem, senin tevben kabul olundu, dediler. Adem (AS) ise cevaben; Ya Cebrail, Allahu Teala bu günahı bana bir daha sorarsa benim yerim neresi olacaktır, dedi. Bunun üzerine Allahu Zülcelal tarafından Adem (AS)’e vahy olundu: “Senin zürriyetinden olupta, günah işleyen, sonra da tövbe edenlerin tövbesini kabul edeceğim. Kim benden mağfiret isterse, onu geri çevirmeyeceğim. Ben tövbeleri kabul ediciyim. Ey Adem, tövbe eden kimseleri, güleryüzlü ve müjdekar olarak hasredeceğim. “buyurdu.
Kaynak: Cennet Yolunun Rehberi – Şeyh Seyda Muhammed Konyevi, Özkevser Vakfı Yayınları, Konya 1997(S.112)

.

(Kuran-ı Kerim) İşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Gerçek şu ki, daha önce senin bundan hiç haberin yoktu. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin
Yûsuf
3. Sana bu Kur’ân’ı vahyetmekle Biz, sana kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Gerçek şu ki, daha önce senin bundan hiç haberin yoktu.

Hud;
49. İşte bunlar gayb haberlerindendir. Bunları sana vahiyle bildiriyoruz. Bundan önce bunları ne sen bilirdin, ne de kavmin. O halde sabret, âkıbet muhakkak müttakîlerindir.

.

(Kuran-ı Kerim) Yoksa Gayb onların yanlarında da onlar mı yazıyorlar? Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur. Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. O, size ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder
KALEM Suresi 47. ayet
Diyanet İşleri (eski): Yoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar?
Diyanet Vakfi: Yahut gaybın bilgisi onların nezdinde de, onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar?
Edip Yüksel: Yoksa geçmişin ve geleceğin bilgisi onların yanında da onlar mı kaydediyorlar?

TUR Suresi 41. ayeti
Yoksa gayba ait bilgiler kendi yanlarında da, onlar mı yazıyorlar?

BAKARA
168. Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.
169. O, size ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.
170. Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?

İsra Suresi 36. Ayet
Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.

.

II – Bu Arada Hazret-i İbrahim Aleyhisselâm Şöyle Bir Nida İşitti: “Sen Benim Kulumun Helak Olmasını İstediğin Geceyi Hatırlıyor Musun? Senin Oğluna Şefkatli Olduğun Gibi Benim De Kullarım İçin Şefkatli Ve Merhametli Olduğumu Bilmiyor Musun? Sen Benden Kulumu Helak Etmemi İstemiştin. Şimdi Ben De Senden Oğlunu Kesmeni İstiyorum. İlk Başlayan Daha Zalimdir!
“… İbrahim aleyhisselâm oğlunu kesmek için hazırlandı ve eline bıçağı alarak şöyle söyledi:
– ‘Ey Allah’ım! bu benim oğlumdur. Kalbimin meyvesidir ve bana insanların en sevgilisidir..’
Bu arada Hazret-i İbrahim aleyhisselâm şöyle bir nida işitti:
-” Sen benim kulumun helak olmasını istediğin geceyi hatırlıyor musun? Senin oğluna şefkatli olduğun gibi benim de kullarım için şefkatli ve merhametli olduğumu bilmiyor musun? Sen benden kulumu helak etmemi istemiştin. Şimdi ben de senden oğlunu kesmeni istiyorum. İlk başlayan daha zalimdir.” (Hikem-i Atâî)
Kaynak: İbrahim Ramazanoğlu Elhac Mahmud Sami Fatih Gençlik Vakfı Yayınları Nu. 2 (Sayfa 32)

.

III – Allah-u Teala Hz Yusuf Peygambere: Sen Baban İçin Ayağa Kalkmayı, Kendin İçin Bir Küçüklük Mü Sanıyorsun? İzzet Ve Celâlim Hakkı İçin Yemin Ederim: Bu Hareketinden Dolayı Senin Sulbünden Bir Tek Peygamber Bile Çıkarmayacağım.”
“Rivayet ediliyor ki, Cenab-ı Hak (c.c.) Musa’ya (aleyhisselam) şöyle buyurdu:
-‘Ya Musa! Herhangi bir kimse ki, annesine ve babasına karşı iyi davranır, sadece bana isyan ederse, onu mutî kullarımdan yazarım. Ve kim ki, bana itaat eder, babasına ve annesine isyan ederse, onu âsi yazarım.’
Deniliyor ki: Ya’kub (aleyhisselâm), oğlu Yusuf’un (aleyhisselam) huzuruna girdiği zaman, Yusuf (aleyhisselâm) ayağa kalkmadı. Bunun üzerine Cenab-ı Hak kendisine şu vahyi gönderdi:
– Sen baban için ayağa kalkmayı, kendin için bir küçüklük mü sanıyorsun? izzet ve celâlim hakkı için yemin ederim: Bu hareketinden dolayı senin sulbünden bir tek peygamber bile çıkarmayacağım.”
Kaynak: Ihyâ-i Ulûmi’d-Dîn İmâm-ı Gazali Tercüme Eden: Aîi Arslan Baskı: 1979 Ihyâ-i Ulûmi’d-Dîn İmâm-ı Gazali Tercüme Eden: Aîi Arslan Baskı: 1979 Cild 5, Sayfa 8:

.

IV – 155.4 – Hz. Eyyûb İnlemekte İdi: Şeytan O Esnada Haykırdı. Ve Dedi Ki: Şimdi Tam Eyyûb’u Aldatmanın Zamanıdır
“Hz. Eyyûb inlemekte idi: Şeytan o esnada haykırdı. Ve dedi ki:
– Şimdi tam Eyyûb’u aldatmanın zamanıdır. Rabbinden uzaklaştırdım. Aralarını ayırdım. Şikâyet etmesini temin ettim. Hak Teâlâ şiddetle buyurdu:
– Ben şikâyet edilecek miyim ki benden şikâyet edersin? İzzetim ve celâlim hakkı için bir daha âh edersen muhabbetimin yardımım senden keserim.”
Kaynak: Tam Müzekkin Nüfus – Eşrefoğlu Rumi – Arslan Yayınları (Sayfa 269-270)

.

V – Ey Nuh! Sen Bir Oğluna Kıyamadın. Bunca İnsan Benim Kulum Değil Mi İdi Ki Onlara Beddua Ettin
“Nuh (a.s.) iman etmemiş oğlunu kurtarmak isteyince: ‘Ey Nuh! Sen bir oğluna kıyamadın. Bunca insan benim kulum değil mi idi ki onlara beddua ettin’ hitabıyla, Allah’ın ikazı, Nuh’u (a.s.) uyandırmış..”
Kaynak: Ertelenen İslâmi Hayat – ibrahim Balcı, M. Balcı – iklim Yayınları -Baskı: 1986 (Sayfa 119:

.

VI – Hak Teâla Hazretleri Buyurdu: Ey İlyas Muhakkak Çok Kişileri Helak Ettin, Ölümlerine Sebeb Oldun. Halbuki Onlar Bana Âsi Olmadılar.”
” Hak Teâla hazretleri buyurdu:
– Ey İlyas muhakkak çok kişileri helak ettin, ölümlerine sebeb oldun. Halbuki onlar bana âsi olmadılar.”
Yaratıcısına asi olmayan kişileri Hz îlyas gibi bir nebi nasıl ve neden helak etmiş? Kaynak bile yok.
Kaynak: Aşıkların Nurları (Envâru’l-Âşıkîn)- Ahmed Bican- Türkçesi: Fatih Selim- Kitabı Sunan- Ahmed Karaman- Tercüman 1001 Temel Eser:48 Baskı: 1973 Sayfa 260:

.

VII – Hz. İbrahim’i Gülle Gibi Atmaya Kalktılar, Melekler Yardım Talep Etti, Hz İbrahim Dediki: “Rabbim Benim Halimi Bilir. Ben Cibril (a.s.)’dan Dahi Yardım İstemeye Haya Ederim.”
Hz. İbrahim (a.s.) nasıl Halilullah oldu? Allah (c.c.) Halilini bütün melaikeye göstermek için, onu niçin sevdiğini bildirmek için cilve-i Rabbaniye olarak sığırın çiğ derisi içine koydurttu. Hz. İbrahim’i onun içinde diktiler, gülle gibi atmağa kalktılar. Yeryüzündeki ve gökyüzündeki melekler hayrette kaldı. Allah’ın meleklerinin yardımını dahi talep etmedi. Melekler yardım teklif ettiler. Hz. İbrahim: “Rabbim benim halimi bilir. Ben Cibril (a.s.)’dan dahi yardım istemeye haya ederim.” dedi. Ondan sonra İbrahim (a.s.) Halilullah ismini aldı. Yusuf (a.s.) kırk sene zindanda, Yunus (a.s.) balığın karında kaldı. Eyüp (a.s)’ın dertler vücudunu sardı. Musa (a.s)’ın Firavun’dan ve Beni İsrail’den çekmediği kalmadı. Günahlarımız alemleri dolduracak kadar, bırakalım da dünyada temizlesin. Allah (c.c.) inayetiyle bağışlasın, günahlarımızı dünyada temizletsin , ahirete bırakmasın . Amin.
Kaynak: Tasavvufi Hayat – Mehmet Ildırar, Sey-Taç Yay., 1.Baskı, Ankara 1996(S.114-120)

.

VIII – Zülkarneyn, Zamanında, Bir Yere Giderken Garib Bir Cemaat Gördü. Zülkarneyn «Ben Hiç Böyle Bir Cemaat Görmedim, Neden Evlerinizin Arası) Na Kabir Kazdınız?» Diye Sordu. Adam «Bu Kabri Daima Ölümü Hatırlamak İçirt Kazdık” Dedi. Zülkarneyn «Peki Neden Yemek Yemiyorsunuz?»’ Diye Sordu. Adam «Eğer Yemek Yersek Vücudumuz Büyür Ve O Vücudu, Bu Kabrin \ İçinde Kurtlar Yiyecektir. Allah’ın Otu Çoktur Ondan Yiyoruz.» Dedi.
Zülkarneyn, zamanında, bir yere giderken garib bir cemaat gördü. Kendi evlerinin arasında kabir kazmışlar ve yemekleri de ottan ibaretti. Zülkarneyn yerine gittikten sonra onların ileri gelen büyüğüne bir elçi gönderdi. Fakat adam «Benim Zülkarneyn’e ihtiyacım yoktur. Eğer onun ihtiyacı varsa o yanıma gelsin» dedi. Elçi durumu Zülkarneyn’e anlatınca «Hakkikaten benim ona gitmem lazımdır» diyerek kalktı ve yola çıktı. Onların yanına gidince «Siz gelmediniz işte biz geldik» dedi. Adam «Doğrudur, çün’kü bizim sana ihtiyacımız yoktur” dedi. Zülkarneyn «Ben hiç böyle bir cemaat görmedim, neden evlerinizin arası) na kabir kazdınız?» diye sordu. Adam «Bu kabri daima ölümü hatırlamak içirt kazdık. Bu kabir önümüzde olduğu zaman, daima ahiret aklımızda oluyor ve daha çok ibadet alıyoruz» dedi. Zülkarneyn «Peki neden yemek yemiyorsunuz?»’ diye sordu. Adam «Eğer yemek yersek vücudumuz büyür ve o vücudu, bu kabrin \ içinde kurtlar yiyecektir. ALLAH’ın otu çoktur ondan yiyoruz.» dedi.
Bundan sonra bir kafatası eline aldı «Bu kimdir, biliyor musun?» diye sordu. Zülkarneyn «Hayır, bilmiyorum» diye cevap verdi. Adam «Bu da senin gibi bir padişah idi. Onun mülkleri, hâzineleri vardı ve o kadar zalim idi. Bak sonu ne oldu!..» dedi. Adam elini başka bir kafatasının üzerine koyarak «Bu da adaletli bir insandı. İşte onun sonu da böyle oldu» dedi. Adam daha sonra elini Zülkarneyn’in başına koydu ve «Acaba bu baş öldükten sonra zalim padişah gibi mi, yoksa adaletli bu kimse gibi mi olacak?» dedi. Bu esnada Zülkarneyn ağlamaya başladı ve «Senin bu nasihatin bana yeter. İstersen her gün bana nasihat etmek için vezirim ol.» dedi. Adam «Hayır! bütün dünyayı bana versen yine de olmam. Ben halimden memnun” dedi.
Kaynak: Sohbetler 2 – Şeyh Muhmmed Konyevi, Reyhani Yayınları, İstanbul 1998 (S.46)

.

IX – Biraz Sonra Azrail (as) Gelerek Dedi Ki “Ya Süleyman! Ben Çok Acayip Bir Olayla Karşılaştım.” “Nedir, Ya Azrail?” dedi. Azrail (as): “Allah-U Zülcelal Bana Bu Adamın Ruhunu Hindistan’da Almamı Emretti. Ben De Geldim Baktım Ki Adam Buradadır. Hindistan Neresi Burası Neresi? Ben Onun Ruhunu Nasıl Hindistan’da Alacağım Diye Düşünürken, Baktım Ki O Kendi Kendine Hindistan’a Gitmeyi İstedi. Ben De Gidip Onun Ruhunu Aldım
Süleyman (A.S.) ve Azrail’e Arasında Geçe Can Alma Meselesi;
Bir gün bir gençle bir kadın, nikahlarını yaptırmak için Süleyman Peygamber’in (as) yanına gelmişler. Hz. Süleyman–onların nikahlarını kıyar. Baktı ki ikisi de çok sevinçli., ferahlıktan uçacaklar, o kadar seviniyorlar. Azrail (as) Süleyman peygamber’in (a.s.) yanına gelir. “Ya Süleyman! Sen onların bu kadar sevinmesine, ferahlanmasına çok hayret ettin değil mi?” der. Hz.Süleyman (as) “Evet, ben bunlar kadar sevineni görmedim, sanki ebedül’ebed baki olarak yaşayacaklar” dedi. O zaman Azrail “Ya Süleyman! O gencin ruhunu almama beş (5)’gün kalmıştır dedi.
Yine bir gün, Hz.Süleyman (as) bir adamla beraberken Azrail (as) oraya geldi. Azrail (as) o adama baktı ve şaşırdı Adam, Hz.Süleyman’a “Ya ALLAH’ın Peygamberi Benim Hint ülkesinde çok acil bir işim var. Beni oraya gönderebilir mi-sin? dedi. Yalvardı ona. Süleyman Peygamber (as) onun bu dileğim kabul etti ve ALLAH’ın emriyle, çok kısa bir zamanda onu oraya gönderdi. Biraz sonra Azrail (as) gelerek dedi ki “Ya Süleyman! Ben çok acayip bir olayla karşılaştım.” “Nedir, ya Azrail?” dedi. Azrai1 (as): “ALLAH-u Zülcelal bana bu adamın ruhunu Hindistan’da almamı emretti. Ben de geldim baktım ki adam buradadır. Hindistan neresi burası neresi? Ben onun ruhunu nasıl Hindistan’da alacağım diye düşünürken, baktım ki o kendi kendine Hindistan’a gitmeyi istedi. Ben de gidip onun ruhunu aldım.”
Kaynak: Sohbetler 3 – Şeyh Muhmmed Konyevi (S.27)

.

X – Allahu Zülcelal, Davud (AS)’a Vahyinde, Şöyle Buyurmuştur: “Ya Da’vud, Günahkar Kimsenin Ahı, Benim Yanımda Abid Kimselerin Sesinden Daha Hoştur
Allahu Zülcelal, Davud (AS)’a vahyinde, şöyle buyurmuştur: “Ya Da’vud, günahkar kimsenin ahı, benim yanımda Abid kimselerin sesinden daha hoştur.”
Daha önceki bazı kitaplarda Allahu Teala buyuruyor ki: “İzzet ve Celalim hakkı için yemin ederim ki, Benim kulum Benim korkumdan dolayı ağlarsa, illaki onu güldürür ve nurla tebeddü ederim. Benim korkum için ağlayanlara müjdeler olsun, Benim Rahmetim nazil olduğu zaman, ilk önce sizin üzerinizde zuhur edecektir. Siz günahkar kimselere söyleyin ki, Benim için korkupta ağlayan kimselerle otursunlar da, Ben onlara Rahmet ettiğim zaman, bu Rahmetim, onlara da ulaşsın! Ey insanoğlu, Allah’ın rahmetine ermek için kendi nefs ve hevandan çık, vakit kaybetmeden Rabbinin dergahına dön.”
Kaynak: Cennet Yolunun Rehberi – Şeyh Seyda Muhammed Konyevi, Özkevser Vakfı Yayınları, Konya 1997 (S.112)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın