O Gavski Hz Musa İle Allah Arasında Geçen Hiçkimsenin Bilmediği Konuşmalar ve İnen Vahiler Hakkındaki Gaybi Bilgiye Sahiptir: İhtiyar Adam Dedi Ki: “Ya Musa! Bana Kelime-i Tevhidi Öğret.” Musa (as): “Eşhedü En La İlahe İllellah Ve Enne Musa Rasulullah” Demesini Söyledi. Bunu Söyleyince Öyle Bir Ferahlandı Ki Bir Cezbe Hali Geldi Ve Yuvarlanmaya Başladı

I – Hazret-i Musa Aleyhisselam Zamanında Kıtlık Olmuştu. Kaç Defa Yağmur Duasına Çıkılmışsa Da Duaları Kabul Olmamıştı. Allahu Teala Musa Aleyhisselam’a Vahyetti Ki: “İçinizde Bir Koğucu Vardır. O Bulunduğu Müddetçe Duanızı Kabul Etmem”

II – Hz. Musa; Ey Rabbim! İblisin Tevbesini Kabul Et, Dedi. Hak Teâlâ: Varsın Adem’in Kabrine Secde Etsin. O Zaman Secdesini Kabul Edeyim, Buyurdu.”

III – Bunun Üzerine ALLAH (c.c.), Vahiy Yolu İle Musa’ya (a.s.) Duasını Kabul Ettiğini Bildirerek; «Şimdi Şeytana Söyle De, Ademin (a.s.) Mezarına Secde Etsin. Ben De Tövbesini Kabul Edeyim» Buyurdu. Bu Vahiy Karşısında Çok Sevinen Musa (a.s.), Hemen Geri Dönüp Şeytana Durumu Anlattı. Fakat Şeytan, Musa’nın (a.s.) Anlattıkları Konusunda Küplere Bindi Ve Büyük Bir Kibirlilik Edası İle; «Ben Ona Diri İken Secde Etmemiştim, Hiç Onun Ölüsüne Secde Eder Miyim!..» Dedi.

IV – Hak Teâlâ, Musa’ya (aleyhisselâm) Buyurdular: ‘Ya Musa Sen Garipsin Ve Senin Vatanın Benim”

V – Yüce Allah Şöyle Buyurdu: Ya Musa! Ben Alemlerin Rabbi İken, Kullarım Benim Dahi Aleyhimde Bulunuyor. Ben Bile Kullarımın Dillerinden Kurtulamazken, Sen Nasıl Kurtulursun.

VI – İhtiyar Adam Dedi Ki: “Ya Musa! Bana Kelime-i Tevhidi Öğret.” Musa (as): “Eşhedü En La İlahe İllellah Ve Enne Musa Rasulullah” Demesini Söyledi. Bunu Söyleyince Öyle Bir Ferahlandı Ki Bir Cezbe Hali Geldi Ve Yuvarlanmaya Başladı. Bu Kadar Sene Ateşe İbadet Etti, Bir Kelime-i Tevhid İle Aşka Geldi Öyle Bir Ferahlandı Ki Allah’ın Aşkından Yandı.

VII – Allahu Zülcelal Musa (As)’a Vahyetti: “Ey Musa (As), O Adam Yüzünden Şehir Hal Kının Başına Bir Bela Gelmeden O Fasık Adamı Şehirden Çıkart.” Musa (AS), o Fasık Adamı, Şehirden Uzaklaştırdı. Fasık Adam, Bir Köye Gitti. Allahu Zülcelal Yine Musa (As)’A Vahyetti: “Fasık Adamı O Köyden De Çıkart.”.

VIII – Hz. Musa Zamanında, Ümmetinden Biri: “Ya Musa, Bana Hayvan Dilini Öğret.” Dedi. Musa (a.s.): “Bunu Bilsen Ne Çıkar, Gel Bundan Vazgeç, Allah’a İtaatkar Ol.” Karşılığını Verdi. Adam Çok Israr Edince Ona, Evine Gitmesini Ve Birkaç Hayvanın Konuşmasına Şahid Olabileceğini Söyledi… Horoz (‘Un Şöyle Dediğini İşitti) : “Biz Asla Yalan Söylemeyiz. Allah Bize Arş-ı Alada Öten Meleğin Sesini Duyurur.

.

I – Hazret-i Musa Aleyhisselam Zamanında Kıtlık Olmuştu. Kaç Defa Yağmur Duasına Çıkılmışsa Da Duaları Kabul Olmamıştı. Allahu Teala Musa Aleyhisselam’a Vahyetti Ki: “İçinizde Bir Koğucu Vardır. O Bulunduğu Müddetçe Duanızı Kabul Etmem”
“Hazret-i Musa Aleyhisselam zamanında kıtlık olmuştu. Kaç defa yağmur duasına çıkılmışsa da duaları kabul olmamıştı. Allahu Teala Musa aleyhisselam’a vahyetti ki: (içinizde bir koğucu vardır. O bulunduğu müddetçe duanızı kabul etmem?) Musa aleyhiselam dedi ki:
– Ya Rabbi, onu bildir, aramızdan çıkaralım. Allahu Teala buyurdu ki:
Ey Musa! Ben sizi koğuculuktan men ederken, kendim koğuculuk yapar mıyım?”
Kaynak: Rehber ilmihâli -E. Müftü Hasan Yavaş -Hakikat Kitabevi (Türkiye Gazetesi) -Baskı: 1986 (Sayfa 325)

.

(Kuran-ı Kerim) Yoksa Gayb onların yanlarında da onlar mı yazıyorlar? Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur. Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. O, size ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder
KALEM Suresi 47. ayet
Diyanet İşleri (eski): Yoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar?
Diyanet Vakfi: Yahut gaybın bilgisi onların nezdinde de, onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar?
Edip Yüksel: Yoksa geçmişin ve geleceğin bilgisi onların yanında da onlar mı kaydediyorlar?

TUR Suresi 41. ayeti
Yoksa gayba ait bilgiler kendi yanlarında da, onlar mı yazıyorlar?

BAKARA
168. Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.
169. O, size ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.
170. Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?

İsra Suresi 36. Ayet
Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.

.

II – Hz. Musa; Ey Rabbim! İblisin Tevbesini Kabul Et, Dedi. Hak Teâlâ: Varsın Adem’in Kabrine Secde Etsin. O Zaman Secdesini Kabul Edeyim, Buyurdu.”
“Hz. Musa:
-Ey Rabbim! iblisin tevbesini kabul et, dedi.
Hak Teâlâ:
Varsın Adem’in kabrine secde etsin. O zaman secdesini kabul edeyim, buyurdu.”
Kaynak: Aşıkların Nurları (Envâru’l-Âşıkîn)- Ahmed Bican- Türkçesi: Fatih Selim- Kitabı Sunan- Ahmed Karaman- Tercüman 1001 Temel Eser:48 Baskı: 1973 (Sayfa 222),

.

III – Bunun Üzerine ALLAH (c.c.), Vahiy Yolu İle Musa’ya (a.s.) Duasını Kabul Ettiğini Bildirerek; «Şimdi Şeytana Söyle De, Ademin (a.s.) Mezarına Secde Etsin. Ben De Tövbesini Kabul Edeyim» Buyurdu. Bu Vahiy Karşısında Çok Sevinen Musa (a.s.), Hemen Geri Dönüp Şeytana Durumu Anlattı. Fakat Şeytan, Musa’nın (a.s.) Anlattıkları Konusunda Küplere Bindi Ve Büyük Bir Kibirlilik Edası İle; «Ben Ona Diri İken Secde Etmemiştim, Hiç Onun Ölüsüne Secde Eder Miyim!..» Dedi.
Rivayet edildiğine göre şeytan birgün Hz. Musa’ya (a.s.) gelerek, kendisi ne; «Sen ALLAH tarafından seçilerek peygamber olarak gönderilmiş ve doğru dan doğruya onunla konuşma mazhariyetine erişmiş bir kimsesin. Ben de ALLAH’ın mahlukatından biriyim. Rabbine karşı tövbekar olmak istiyorum ona söyle de tövbemi kabul etsin.» dedi. Hz. Musa (a.s.) duyduğu bu sözlerden dolayı sevindi. Hemen su isteyerek abdest aldı ve ALLAH’ın dilediği kadar namaz kıldıktan sonra, Rabbine; «ALLAHım şeytan senin mahlukatından biridir. Senden tövbesini kabul etmesini istiyor, onun tövbesini kabul et!» diye dua etti. Bu sırada kulağı na, «Ya Musa, o tövbe etmez.» diye bir ses geldi. Fakat Musa yine, «Ya Rabbi. o tövbesini kabul etmeni istiyor.» dedi. Bunun üzerine ALLAH (c.c.), vahiy yolu ile Musa’ya (a.s.) duasını kabul ettiğini bildirerek; «Şimdi Şeytana söyle de, Ademin (a.s.) mezarına secde etsin. Ben de tövbesini kabul edeyim» buyurdu. Bu vahiy karşısında çok sevinen Musa (a.s.), hemen geri dönüp şeytana durumu anlattı. Fakat şeytan, Musa’nın (a.s.) anlattıkları konusunda küplere bindi ve büyük bir kibirlilik edası ile; «Ben ona diri iken secde etmemiştim, hiç onun ölüsüne secde eder miyim!..» dedi. Böyle dedikten sonra Hz. Musa’ya (a.s.) dönerek, “Ya Musa, benimle Rabbin arasında şefaatçi olduğundan dolayı hakkın var. Bu yüz den sana 3 öğüt vereyim, şu üç durumda beni hatırlayıver:
“Öfkelenince beni hatırla Çünkü o sırada ben vücudunda dolaşan kan gibi kalbinde dolaşırım. Düşmanla karşılaştığın an beni cephede hatırla. Çünkü düşmanı ile karşılaşınca insanoğluna sokulur ve ona eşini, ailesini, malımı ve çocuklarını hatırlatırım ki; cepheden kaçıversin. Sakın namahrem kadınlarla oturma. Çünkü ben o sırada, bir yandan undan sana ve bir yandan da senden o na gidip gelerek aranızda mekik dokurum.”
Kaynak: Sohbetler 2 – Şeyh Muhmmed Konyevi, Reyhani Yayınları, İstanbul 1998 (S.71-72)

.

IV – Hak Teâlâ, Musa’ya (aleyhisselâm) Buyurdular: ‘Ya Musa Sen Garipsin Ve Senin Vatanın Benim”
“Güneyde dediler ki: ‘Vatanın nerededir? Arşın altındadır’ dedi. Hak Teâlâ, Musa’ya (aleyhisselâm) buyurdular: ‘Ya Musa sen garipsin ve senin vatanın benim”
Kaynak: Nefahatü’l-Üns -Molla Cami -Çevirenler: Kâmil Candoğan, Sefer Malak -Bedir Yayınevi -Baskı: 1971 (Sayfa 123)

.

V – Yüce Allah Şöyle Buyurdu: Ya Musa! Ben Alemlerin Rabbi İken, Kullarım Benim Dahi Aleyhimde Bulunuyor. Ben Bile Kullarımın Dillerinden Kurtulamazken, Sen Nasıl Kurtulursun.
“.Hz. Musa Tur Dağı’nda Yüce Allah’a şöyle niyazda bulunur:
Ya Rabbi! Kullarının dilinden şikayetçiyim. Beni onların dillerinden kurtar ki, aleyhimde konuşmasınlar!
Bunun üzerine yüce Allah şöyle buyurdu:
Ya Musa! Ben alemlerin Rabbi iken, kullarım benim dahi aleyhimde bulunuyor. Ben bile kullarımın dillerinden kurtulamazken, sen nasıl kurtulursun.”
Kaynak: Nura Doğru – Yazan ve Tercüme Eden: Abdullah Aydın – İlaveli 4. Baskı (Tarihi Görülmedi) Sayfa 1634:

.

VI – İhtiyar Adam Dedi Ki: “Ya Musa! Bana Kelime-i Tevhidi Öğret.” Musa (as): “Eşhedü En La İlahe İllellah Ve Enne Musa Rasulullah” Demesini Söyledi. Bunu Söyleyince Öyle Bir Ferahlandı Ki Bir Cezbe Hali Geldi Ve Yuvarlanmaya Başladı. Bu Kadar Sene Ateşe İbadet Etti, Bir Kelime-i Tevhid İle Aşka Geldi Öyle Bir Ferahlandı Ki Allah’ın Aşkından Yandı.
Nebi Musa (as) bir yerden geçerken kamburu çıkmış bir ihtiyarı ateşe ibadet ederken gördü. “Ne yapıyorsun?” diye sorduğunda ihtiyar dedi ki: “İbadet ediyorum.” Musa (as) ihtiyara şöyle hitap etti: “Senin ALLAH’a dönme zamanın gelmedi mi? Ateşe ibadet ediyorsun ama sana bir kar sağlamayacağı gibi bir zarar da vermez. Nerede ise öleceksin, artık ALLAH’a dönme zamanın gelmedi mi?” İhtiyar adam dedi ki: “Ta Musa! Ben tövbe edip ALLAH’a dönersem bu yaşımda beni af eder mi?” Nebi Musa (as) “Kaç yaşındasın?” diye sordu. Cevaben “Doksan dört yaşındayım” dedi. Musa (as) dedi ki: “Allan at edici ve merhamet sahibidir. Tövbe et, gerisine sen karışma.” İhtiyar adam dedi ki: “Ya Musa! Bana kelime-i tevhidi öğret.” Musa (as): “Eşhedü en la ilahe illellah ve enne Musa Rasulullah” demesini söyledi. Bunu söyleyince öyle bir ferahlandı ki bir cezbe hali geldi ve yuvarlanmaya başladı. Hz.Musa (as) yanına gittiğinde, vefat etmiş olduğunu gördü. Öyle şaşırdı ki bu kadar sene ateşe ibadet etti, bir kelime-i tevhid ile aşka geldi öyle bir ferahlandı ki ALLAH’ın aşkından yandı. Acaba, ALLAH-u Zülcelâl ona nasıl muamele etti ki bir Kelime-i Tevhid ile bu hale geldi diye merak etti. ALLAH-u Zülcelâl’e münacaatta bulunup “Ya Rabbi! Bu kulunun hali ne oldu?” diye sordu. ALLAH-u Zülcelâl şöyle hitap etti: “Ya Musa! bana Kelime-i Tevhid ile, gelenden razı olup Cennetimi vereceğimi bilmiyor musun?” İşte ALLAH-u Zulcelâl’e inandığımız zaman, imanımızda biraz samimi olursak bize karşı merhameti böyle olmaktadır.
ALLAH-u Zülcelâl hepimize; amel-i salih, samimi bir iman ve rızasını kazanmayı nasip etsin, inşALLAH.
Kaynak: Sohbetler 3 – Şeyh Muhammed Konyevi(S.319-320)

.

VII – Allahu Zülcelal Musa (As)’a Vahyetti: “Ey Musa (As), O Adam Yüzünden Şehir Hal Kının Başına Bir Bela Gelmeden O Fasık Adamı Şehirden Çıkart.” Musa (AS), o Fasık Adamı, Şehirden Uzaklaştırdı. Fasık Adam, Bir Köye Gitti. Allahu Zülcelal Yine Musa (As)’A Vahyetti: “Fasık Adamı O Köyden De Çıkart.”.
Ben İsrail’den fasık bir adam vardı. Bu adam hiçbir zaman “fısk’ın dan ayrılmadı. Bu adamın yüzünden, bulunduğu şehir halkı rahatsız olduklarından, Allah’a müracaat ettiler. Allahu Zülcelal bu münacatı kabul etti. Ve Musa (AS)’a vahyetti: “Ey Musa (AS), o adam yüzünden şehir hal kının başına bir bela gelmeden o fasık adamı şehirden çıkart.” Musa (AS), o fasık adamı, şehirden uzaklaştırdı. Fasık adam, bir köye gitti. Allahu Zülcelal yine Musa (AS)’a vahyetti: “Fasık adamı o köyden de çıkart.” Musa (AS) fasık adamı o köyden de uzaklaştırdı. Öyle ki, fasık adam hiçbir yerde barınamayarak, kurdun kuşun dahi olmadığı, hiçbir toprak mahsulünün yetişmediği, bomboş bir araziye, çorak bir çöle gitti. Orada hastalanarak toprağın üzerine düştü ve başını yere koyarak şöyle dedi: Eğer annem yanımda olsaydı, bana merhamet edip, bu fakirliğim, bu zelilliğim üzerine acıyacaktı. Eğer babam yanımda olsaydı, o da bana acıyarak bu durumuma mutlak bir çare arıyacaktı. Benim cenazemin arkasından ise ağlayacaktı. Eğer, benim çocuklarım olsaydı, cenazemi hazırlayıp, ağlayarak beni toprağa uğurlayacaklardı. Ailem olmuş olsaydı, merhamet edip, belki hastalığım boyunca beni iyileştirmek için çırpınacaktı. Evet, bunlar diyeceklerdi ki; Yarabbi, garip, asi ve fasık babamızı affet. Şehirden köye, köyden de çöle, çölden de ahirete giden, herşeyden umutsuz kalmış babamızı affet. Fasık adam, Rabbül Alemine ellerini açarak şöyle dua etti: Yarabbi, beni babamdan, çocuklarımdan, annemden ve ailemden uzaklaştırdın. Beni Rahmetinden uzaklaştırma, Yarabbi. Onları benden koparıp ayırarak beni yaktın Yarabbi, beni günahımdan dolayı ateşinle yakma Yarabbi… Bana rahmetinle muamele et, Yarabbi.
Allahu Zülcelal, fasık kulunun yürekten gelen bu yakarış ve pişmanlığı üzerine, annesi, babası, ailesi ve çocukları suretinde melekler gönderip, başında ağlamalarını emretti. Fasık adam, istediği yakınlarını başucunda görünce, ferahlayıp, sevindi. Allahu Teala, affını da mağfiret ederek, temiz bir şekilde Allah’ın Rahmetine kavuştu. Yine Allahu Zülcelal Musa (AS)’a vahyetti: “Filan çölde benim Evliyalarımdan birisi ölmüştür. Onun cenazesinde bulun ve onu defnef.” Hazreti Musa (AS) Allahu Teala’nın buyurduğu çöle gittiğinde gördüğü manzaraya şaşırdı. Çünkü, Allahu Teala’nın emriyle şehirden köye, köyden de çöle sürdüğü fasık adamın cenazesi duruyor. Huriler ise, bu adamın başında ağlaşıyorlar. Bunun üzerine Musa (AS) şöyle dedi: Yarabbi bu adam vilayetten köye, köyden çöle çıkarttığın gençtir. Allahu Zülcelal cevaben şöyle buyurdu: “Ey Musa (AS), ben ona rahmet ettim ve onu affettim. Onu, kendi ailesinden, babasından, anasından, çocuklarından ve şehrinden ayırarak, sürgün etmiştim. Ancak şimdi Ben onu affettim. Onun bu fakirliği, garipliği ve acizliği üzerine, aile efradının suretinde melekler göndererek, ona merhamet yapmalarını emrettim.”
Kaynak: Cennet Yolunun Rehberi – Şeyh Seyda Muhammed Konyevi, Özkevser Vakfı Yayınları, Konya 1997(S.115-116)

.

VIII – Hz. Musa Zamanında, Ümmetinden Biri: “Ya Musa, Bana Hayvan Dilini Öğret.” Dedi. Musa (a.s.): “Bunu Bilsen Ne Çıkar, Gel Bundan Vazgeç, Allah’a İtaatkar Ol.” Karşılığını Verdi. Adam Çok Israr Edince Ona, Evine Gitmesini Ve Birkaç Hayvanın Konuşmasına Şahid Olabileceğini Söyledi… Horoz (‘Un Şöyle Dediğini İşitti) : “Biz Asla Yalan Söylemeyiz. Allah Bize Arş-ı Alada Öten Meleğin Sesini Duyurur.
“Musa (a.s.) buyurdu: “İmana gelecek musibet cesede gelir.
Cesede gelecek musibet mala gelir.”
Hz. Musa zamanında, ümmetinden biri: “Ya Musa, bana hayvan dilini öğret.” dedi. Musa (a.s.): “Bunu bilsen ne çıkar, gel bundan vazgeç, Allah’a itaatkar ol.” karşılığını verdi. Adam çok ısrar edince ona, evine gitmesini ve birkaç hayvanın konuşmasına şahid olabileceğini söyledi.
Adam evine gitti, yemek yediler. Sofranın örtüsünü çocuklardan biri pencereden bahçeye silkeledi. Evin köpeği ile horozu koşuştular. Lokmayı horoz kaptı. Köpek ona, haksızlık ettiğini, sabahleyin de yem yediğini, dökülenlerin kendi hakkı olduğunu söyleyince horoz, üzülmemesini, o gün sahibinin katırının ayağı kırılacağını, böylece öldürmek zorunda kalacaklarını ve köpeğin de bol bol hissesine yiyecek düşeceğini anlattı. Ev sahibi bunları anlayınca çok sevindi. Katırı hemen sattı.
Ertesi gün yine sofra artığını silkelediler. Yine yiyecekleri horoz kaptı. Köpek kızdı. Horoz: “Bugün ev sahibinin öküzünün ayağı kırılacak, o da öküzü kesecek, merak etme sana da pay düşer.” dedi. Bunu duyan adam öküzü de sattı.
Üçüncü gün yemekten sonra yine örtü silkelendi. Yine horoz kaptı. Köpek, yalan söylediği için horoza kızdı. Bunun üzerine horoz: “Biz asla yalan söylemeyiz. Allah bize arş-ı alada öten meleğin sesini duyurur. Efendi katırı da, öküzü de sattı. Ama bugün efendi ölecek. Cenaze için çift öküz kesecekler, bol bol yersin.” dedi. Efendiyi tasa aldı. Kendini kime satsın! Katırın da öküzün de satıldıkları yerde ayaklan kırıldı. Ziyan, sattığı adamaların üzerine kaldı.
Adam Musa (a.s.)’a koştu. Durumu anlattı. Hz. Musa ona : “İmanın da gidecek. Allah’ın sırrına agah oldun. Allah sana sır olarak hayvanların dilinden kader muktezası, suçlarına karşı ceza olarak hayvan cezası verdi. Mala gelenler her bir cezanın karşılığıdır, sebebi vardır. Allah senin imanına zarar vermeden cesedine verir. Allah’ın adeti l budur. Cesede zarar vermeden malına verir. Cesedine zarar verecekti, imalına verdi. Sen onları sattın. Zarar o adamlara gitti, bile bile zalim oldun. Şimdi imanın gidecek, kafir öleceksin.” Adam çok pişman oldu. “Ya Nebiyallah! tövbe olsun, benim hayvan dili bilmek neyime idi. Beni Allah için bağışla” diye yalvardı. Hz. Musa elini açtı, Rabbim Teala bağışladı. “İmanına dokunmam ama cesedini alırım.” dedi. Musa (a.s) adama bu durunu söyledi. Adam, evine gitti ve öldü.
(S.114-120)
Kaynak: Tasavvufi Hayat – Mehmet Ildırar, Sey-Taç Yay., 1.Baskı, Ankara 1996

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın