O Gavski Hz İsa İle Allah Arasında Geçen Hiçkimsenin Bilmediği Konuşmalar ve Ona İnen Vahiler Hakkındaki Gaybi Bilgiye Sahiptir

I – Hz. İsa (a.s.) Hasta Olduğu Zaman, İlâç Tavsiye Etmişler Kabul Buyurmamış Ve Cenab-ı Hakka Arzetmiş Ve Cenab-ı Hakk: ‘Ya Îsâ! Ben Senin İçin Sebebleri Kaldırmam’ Diye Emir Buyurmuştur

II – Bir Gün Îsâ (aleyhisselâm) Helak Edilen Kavim İçin Ya Rabbi! Bu Ne Hal? Ne Oldu Bunlara Diye Sorunca Kendisine Şu Vahy Geldi: “Ey Isâ! Onların Kullandıkları Sudan, Bir Beynamaz Elini Yüzünü Yıkadı. O Suda Onların Diyanna Ulaştı, Bunun İçin Ben, Onları Helak Ettim,” Buyurdu.

.

I – Hz. İsa (a.s.) Hasta Olduğu Zaman, İlâç Tavsiye Etmişler Kabul Buyurmamış Ve Cenab-ı Hakka Arzetmiş Ve Cenab-ı Hakk: ‘Ya Îsâ! Ben Senin İçin Sebebleri Kaldırmam’ Diye Emir Buyurmuştur
“Hz. İsa (a.s.) hasta olduğu zaman, ilâç tavsiye etmişler kabul buyurmamış ve Cenab-ı Hakka arzetmiş ve Cenab-ı Hakk:
‘Ya îsâ! Ben senin için sebebleri kaldırmam’ diye emir buyurmuştur.”
Kaynak: Sohbetname II- İmam Efendi -Hazırlayan: Cemalettin Emiroğlu Baskı: 1984. (Sayfa 128)

.

(Kuran-ı Kerim) Yoksa Gayb onların yanlarında da onlar mı yazıyorlar? Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur. Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. O, size ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder
KALEM Suresi 47. ayet
Diyanet İşleri (eski): Yoksa, gaybın bilgisi kendilerinin katında da onlar mı yazıyorlar?
Diyanet Vakfi: Yahut gaybın bilgisi onların nezdinde de, onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar?
Edip Yüksel: Yoksa geçmişin ve geleceğin bilgisi onların yanında da onlar mı kaydediyorlar?

TUR Suresi 41. ayeti
Yoksa gayba ait bilgiler kendi yanlarında da, onlar mı yazıyorlar?

BAKARA
168. Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helâl ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.
169. O, size ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.
170. Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun!” denildiğinde, “Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol)a uyarız!” derler. Peki ama, ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı (onların yoluna uyacaklar)?

İsra Suresi 36. Ayet
Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.

.

II – Bir Gün Îsâ (aleyhisselâm) Helak Edilen Kavim İçin Ya Rabbi! Bu Ne Hal? Ne Oldu Bunlara Diye Sorunca Kendisine Şu Vahy Geldi: “Ey Isâ! Onların Kullandıkları Sudan, Bir Beynamaz Elini Yüzünü Yıkadı. O Suda Onların Diyanna Ulaştı, Bunun İçin Ben, Onları Helak Ettim,” Buyurdu.
“Bir gün îsâ (aleyhisselâm) Cenab-ı Hakk’a ciddi bir şekilde ibadet eden bir kavme uğradı. Baktı ki, çoluk çocuk toplanmış (….) refah içinde yaşadıklarını gördü. Ne iyi diyerek oradan uzaklaştı. Bir zaman sonra Hz. İsa oraya uğradı. İlk gördüğünden hiçbir şey kalmamış, orası bir harabelik olmuştu. Bunun üzerine Hazreti îsâ: Ya Rabbi! Bu ne hal? Ne oldu bunlara? Yoksa bunlar namızımı terketti, neden bunları helak ettin? deyince kendisine şu vahy geldi:
Ey Isâ! Onlar namazlarını terketmediler, bana isyan da etmediler. Fakat onların kullandıkları sudan, bir beynamaz elini yüzünü yıkadı. O suda onların diyanna ulaştı, bunun için ben, onları helak ettim, buyurdu.”
Kaynak: Otuz Ramazan Otuz Mev’iza – Yakup Altın -Salah Bilici Kitabevi Yayınları -Baskı: 1968 (Sayfa 119)

(Alternatifi)

“…îsâ peygamber bu olayın sebebini merak eder. Fakat soracak kimse yoktur. Yalvarıp yakararak ulu Allah’a, ‘Ey Rabbim! der. ‘Burada eskiden yaşayan o insan topluluğuna ne oldu? Yoksa namaz kılmadılar, sana baş mı kaldırdılar? Ulu Allah Hz. İsâ’ya, ‘Ey sevgili Peygamberim! O aklına gelenler yüzünden değil. Onlar gerçekten iyi insanlardı. Fakat aralarına bir beynamaz karıştı, îşte ne olduysa ondan sonra oldu. Birgün bize karşı da isyanında damlayı ta*şıran son bir çirkin harekette bulundu. Biz de birlikte silip süpürdük.”
Not: -Enisu’l-Mecalis- ilmi bir kaynak verilememiştir. Delil yok.
Kaynak: Dürretül Vaizin – Ermişlerden Osman Efendi – Tercüme Eden- Abdullah Aydın – İkinci Baskı: 1976 Sayfa 499:

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın