I – Sofiler Rabıtada Genellikle Şeyhlerini Karşılarında Yüksek Bir Tahta Oturmuş Surette Canlandırırlar. Gerçekten Rabıta İçin Açık Bir Nas Olmadığı Gibi Peygamber Döneminde Böyle Bir Uygulama Da Yoktu.
II – Rabıta Nezaman Ortaya Çıktı? Nakşibendilerin İlk Yazılı Kaynağı Olan Raşahât Adlı Kitaba Bakılacak Olursa Rabıta Kelimesini İlk Kez Telaffuz Eden Yakub-i Çarkhî Adlı Ruhanîdir. Bu Şahıs Gazneli Bir Türktür Ve Milâdî 1444’te Ölmüştür. Üçüncü Olaraksa Halid Bağdadî Rabıtayı Ele Almış Ve Onu Bu Tarikatın Önemli Bir Kuralı Haline Getirmiştir. Bu Kişi, Rabıtaya İlişkin Olarak Sıralanan Şartları Koymuş Ve Bu Kural İçin Bir De Uygulama Şekli Belirlemiş, 1826 Yılında Ölmüştür
III – Ya Seyidim, Bir İnsanın Rabıta Zamanında Dünya İşi Olsa, Bu Rabıtayı Sonra Kaza Mı Edecek, Ne Yapacak?”
.
I – Sofiler Rabıtada Genellikle Şeyhlerini Karşılarında Yüksek Bir Tahta Oturmuş Surette Canlandırırlar. Gerçekten Rabıta İçin Açık Bir Nas Olmadığı Gibi Peygamber Döneminde Böyle Bir Uygulama Da Yoktu.
Rabıtanın pek çok şekli vardır. En güçlüsü telebbüsü rabıtadır. Bu rabıtada mürid kendisini şeyh farzeder, onun şeklini vüvuduna sokar.
Artık kendisi değil şeyh vardır.
Ama sofiler rabıtada genellikle şeyhlerini karşılarında yüksek bir tahta oturmuş surette canlandırırlar.
Gerçekten rabıta için açık bir nas olmadığı gibi peygamber döneminde böyle bir uygulama da yoktu.
Zaten ehli tasavvuf da rabıtanın bir ibadet biçimi olmadığını, bir sevgi tezahürü ve manevi ilerlemede bir teknik olduğunu belirtmektedirler.
Tevillerle yeni bir ibadet tesis etmek dine bidat koymaktır. Zaten ehli tasavvuf özellikle Nakşibendiler bu konuda çok hassastırlar.
Kaynak: https://yakazaa.wordpress.com/2008/12/16/mursid-rabitasimursidi-dusunmek/
.
II – Rabıta Nezaman Ortaya Çıktı? Nakşibendilerin İlk Yazılı Kaynağı Olan Raşahât Adlı Kitaba Bakılacak Olursa Rabıta Kelimesini İlk Kez Telaffuz Eden Yakub-i Çarkhî Adlı Ruhanîdir. Bu Şahıs Gazneli Bir Türktür Ve Milâdî 1444’te Ölmüştür. Üçüncü Olaraksa Halid Bağdadî Rabıtayı Ele Almış Ve Onu Bu Tarikatın Önemli Bir Kuralı Haline Getirmiştir. Bu Kişi, Rabıtaya İlişkin Olarak Sıralanan Şartları Koymuş Ve Bu Kural İçin Bir De Uygulama Şekli Belirlemiş, 1826 Yılında Ölmüştür
Rabıta ne zaman çıktı ortaya? ilk kim rabıta yapıp tavsiye etti?
Nakşibendilerin ilk yazılı kaynağı olan Raşahât adlı kitaba bakılacak olursa rabıta kelimesini ilk kez telaffuz eden Yakub-i Çarkhî adlı ruhanîdir. Bu şahıs Gazneli bir Türktür ve milâdî 1444’te ölmüştür. Onun çağdaşı olan Raşahat’ın yazarı Ali bin Hüseyn el-Vaiz, Farsça yazdığı eserinin (Osmanlıca’ya çevrilmiş tercümesinin) 354 üncü sayfasında birkaç kelime ile bu konuya dokunmaktadır. Ancak bu çok kısa değinmeden, rabıtanın o dönemde ne anlama geldiği ve nasıl uygulandığı hakkında hiçbir şey anlaşılmamaktadır. Aslında bu sembolik sözler, rabıtanın o tarihlerde henüz tarikatın bir kuralı haline gelmekten çok uzak olduğunu ve sade bir düşünceden öteye gitmediğini göstermektedir. Buna, rabıta sürecinin ilk aşaması demek doğru olur.
Nakşilik tarihinde rabıtadan belgesel olarak söz eden ikinci şahıs Tacuddîn bin Zekeriyya el-Hindî’dir. Hintli olan bu kişi, bir süre Mekke’de kalmış, milâdî 1641’de orada ölmüş ve tarikat hakkında Arapça iki kitap bırakmıştır. Bunlardan biri Risâle-i Tajiyye’dir; ikincisi de Âdab’ul-Meshikhati wa’l-Muridîn’dir. Her iki kitapçıkta da rabıtadan söz etmiş ve en azından onu, «Şeyhin şeklini zihinde canlandırmaktır» diye tanımlamıştır. Bu da rabıta sürecinin ikinci aşamasıdır.
Tacuddin’in ölümünden yaklaşık iki yüz yıl sonra Halid Bağdadî adında bir Nakşibendi şeyhi rabıtayı ele almış ve onu bu tarikatın önemli bir kuralı haline getirmiştir. Bu kişi, rabıtaya ilişkin olarak sıralanan şartları koymuş ve bu kural için bir de uygulama şekli belirlemiştir. Bu da rabıta sürecinin üçüncü ve şimdiye kadarki son aşamasıdır. Halid Bağdadî’nin 1826 yılında öldüğüne bakılacak olursa işbu rabıta meselesinin, 1444 ile 1826 yılları arasında 382 yıllık bir süre boyunca üç aşamada pişirilerek Nakşibendilere hazmettirildiği açıkça anlaşılmaktadır.
Kaynak: https://www.mumsema.org/misafir-sorulari/97000-rabita-ne-zaman-cikti-ortaya-ilk-kim-rabita-yapip-tavsiye-etti.html
.
III – Ya Seyidim, Bir İnsanın Rabıta Zamanında Dünya İşi Olsa, Bu Rabıtayı Sonra Kaza Mı Edecek, Ne Yapacak?”
Şeyh Muhammed Raşid hazretlerinin sağlığında, kardeşi ve halifesi Abdülbaki hazretlerine soruluyor: “Ya seyidim, bir insanın rabıta zamanında dünya işi olsa, bu rabıtayı sonra kaza mı edecek, ne yapacak?” Şöyle cevap verdi: “Bizi birisi çağırırsa, 25 estağfirullah çekip gözümüzü açarız. Giderken gözler açık olduğu halde rabıta devam eder. Mecbur olmadıkça konuşmayız, elimiz işte olsa da gönlümüz rabıtada olur.
Kaynak: Tasavvufi Hayat – Mehmet Ildırar, Sey-Taç Yay., 1.Baskı, Ankara 1996 (S.114)