I – Tâlib, Gönülden, Herşeyi Çıkarıp, Bütün Varlığı İle Pîrine Bağlanmalıdır. Onun Yanında, Ondan İzn Almadan, Nâfile İbâdet Ve Zikr Yapmamalıdır. Onun Yanında İken, Ondan Başka Hiçbirşeye Bakmamalıdır. Bütün Gücü İle, Ona Bağlanıp Oturmalıdır. O Emr Etmedikce, Zikr Bile Yapmamalıdır. Onun Yanında Farz Ve Sünnet Nemâzlardan Başka Nemâz Kılmamalıdır.
II – Her İşde, Yimekde, İçmekde, Elbise Giymekde, Yatmakda Ve İbâdetlerde, Hep Ona Uymalıdır. Nemâzı Onun Gibi Kılmalıdır. Fıkhı, Onun İbâdetlerini Görerek Öğrenmelidir.
.
I – Tâlib, Gönülden, Herşeyi Çıkarıp, Bütün Varlığı İle Pîrine Bağlanmalıdır. Onun Yanında, Ondan İzn Almadan, Nâfile İbâdet Ve Zikr Yapmamalıdır. Onun Yanında İken, Ondan Başka Hiçbirşeye Bakmamalıdır. Bütün Gücü İle, Ona Bağlanıp Oturmalıdır. O Emr Etmedikce, Zikr Bile Yapmamalıdır. Onun Yanında Farz Ve Sünnet Nemâzlardan Başka Nemâz Kılmamalıdır.
Tâlib, gönülden, herşeyi çıkarıp, bütün varlığı ile pîrine bağlanmalıdır. Onun yanında, ondan izn almadan, nâfile ibâdet ve zikr yapmamalıdır. Onun yanında iken, ondan başka hiçbirşeye bakmamalıdır. Bütün gücü ile, ona bağlanıp oturmalıdır. O emr etmedikce, zikr bile yapmamalıdır. Onun yanında farz ve sünnet nemâzlardan başka nemâz kılmamalıdır. Bir sultânın vezîri, sultânın yanında iken, kendi elbisesine bakar. Eli ile kuşağını düzeltir. O anda, sultân ona bakıyordu. Kendinden başkası ile olduğunu görünce, onu azarlıyarak, benim vezîrim olasın da, benim karşımda, elbisenin kuşağı ile oynıyasın. Buna dayanamam diyerek onu azarlar. Düşünmelidir ki, bu alçak dünyânın işleri için, ince edeblere dikkat edilince, ALLAHa kavuşduran işlerde edebleri tâm ve olgun olarak gözetmek ne kadar çok lâzım olacağı anlaşılır.
Kaynak: Mektubat-ı Rabbani, Cilt 1-2, Çile Yay.Türdav Ofset, İst.1980, 3. Baskı, Çev.Abdülkadir Akçiçek (S.807-808)
.
II – Her İşde, Yimekde, İçmekde, Elbise Giymekde, Yatmakda Ve İbâdetlerde, Hep Ona Uymalıdır. Nemâzı Onun Gibi Kılmalıdır. Fıkhı, Onun İbâdetlerini Görerek Öğrenmelidir.
O herşeyi ilhâm ile ve izn ile yapar. Bunun için, hiçbir işine, birşey söylenemez. İlhâmında hatâ olsa bile, ilhâmda yanılmak, ictihâdda yanılmak gibidir. Ayblamak ve karşı gelmek câiz olmaz. Bu yolda vâsıta olanı seven bir kimseye, Onun her yapdığı ve her sözü sevgili gelir. Ona karşılık vermenin yeri olmaz. Her işde, yimekde, içmekde, elbise giymekde, yatmakda ve ibâdetlerde, hep ona uymalıdır. Nemâzı onun gibi kılmalıdır. Fıkhı, onun ibâdetlerini görerek öğrenmelidir
Kaynak: Mektubat-ı Rabbani, Cilt 1-2, Çile Yay.Türdav Ofset, İst.1980, 3. Baskı, Çev.Abdülkadir Akçiçek (S.807-808)