I – Dünyanın Başından Kıyamete Kadar İlimler Ve Önemli Sırlar Bize, Tanıklık Derecesinde Açıldı. Kim Ne İsterse Sorsun, Sözümüzden Şüpheye Düşenler Zelil Olurlar
II – Muhyiddin B. Arabî, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşundan Bir Asır Önce Yaşamış Olmasına Rağmen, Osmanlılar Devrinde Zuhur Edecek Pek Çok Hâdiseyi Aynen Haber Vermiştir. Dünyâya Gelmesinden Asırlar Önce, Sultan Abdülaziz’in Katledileceğini Haber Verir. Muhyiddin b. Arabî, Bu Eserinde Rus-Japon Savaşından Söz Ettiği Gibi, Müslümanların Düşmanlarıyla Muharebe Edeceklerinden Ve Neticede Galip Geleceklerinden De Bahseder. Türkler Hakkında Da “Türkler İçin Muzafferiyet Ve Saadet Var” Der
III – İmam-ı Rabbanî: Kıyamete Kadara Bu Yola Girecek Olan Kimselerin İsmi Cismi Tek Tek Bana Bildirildi
IV – Âhir Ömrüme Kadar Bütün Ahvâl-İ Zahire Ve Batmayı Bilmek Arzusuyla Murakabeye Varmıştım. Allah Bana Cümlesini Gösterdi. Ümmete Acımasaydım, Kıyamete Kadar Gelecek Bütün Kutublan, İsim Ve Nesepleriyle Yazardım. Ümmete Muhabbetimden Bunu Setrettim. Çünkü Bunları Bilerek İnkâr, Bilmiyerek İnkâr İle Eşit Değildir, İlimle Özür Olmaz, Cehl İle Özür Olur
V – Said Nursi Hazretleri Bazı Konuları Tafsilen (Uzun Uzadıya) Yazmak Kaç Defa Niyet Ettiysede Yazmasına İzin Verilmemiş, Bunların Ancak Bir Kısmını Aktarmasına İzin Verilmiştir
.
I – Dünyanın Başından Kıyamete Kadar İlimler Ve Önemli Sırlar Bize, Tanıklık Derecesinde Açıldı. Kim Ne İsterse Sorsun, Sözümüzden Şüpheye Düşenler Zelil Olurlar
“Hazret-i Cebrail, Sekine adıyla bir sayfada yazılı İsm-i Âzam’ı, Peygamberimizin yanında Hz. Ali’nin (r.a.) kucağına düşürdü. Hz. Ali diyor ki: “Ben Cebrail’in şahsını yalnız gök kuşağı şeklinde gördüm. Sesini işittim, sayfayı aldım, bu isimleri içinde buldum”. İsm-i Âzam’dan bahsederek bazı olayları anlattıktan sonra diyor ki:
“Dünyanın başından kıyamete kadar ilimler ve önemli sırlar bize, tanıklık derecesinde açıldı. Kim ne isterse sorsun, sözümüzden şüpheye düşenler zelil olurlar
Yazının Orjinali;
Metnin aslı şöyledir: “Hazreti Cebrail’in, Âlâ Nebiyyina (a.s.m.) huzuru Nebevide getirip Ali’ye Sekine namıyla bir sayfada yazılı İsmi Âzam, Ali’nin (r.a.) kucağına düşmüş. Ali diyor: “Ben Cebrail’in şahsını yalnız alâim’üs-sema suretinde gördüm. Sesini işittim, sayfayı aldım, bu isimleri içinde buldum” diyerek bu Ismi Âzamdan bahs ile bazı hadisatı zikirden sonra tahdis-i nimet suretinde diyor ki: “Evveli dünyadan kıyamete kadar ulum-u esrar-ı mühimme bize meşhud derecesinde inkişaf etmiş, kim ne isterse sorsun, sözümüze şüphe edenler zelil olur.”
Kaynak: Sikke-i Tasdik-i Gaybî, Onsekizinci Lem’a, c. II, s. 2079;
.
II – Muhyiddin B. Arabî, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşundan Bir Asır Önce Yaşamış Olmasına Rağmen, Osmanlılar Devrinde Zuhur Edecek Pek Çok Hâdiseyi Aynen Haber Vermiştir. Dünyâya Gelmesinden Asırlar Önce, Sultan Abdülaziz’in Katledileceğini Haber Verir. Muhyiddin b. Arabî, Bu Eserinde Rus-Japon Savaşından Söz Ettiği Gibi, Müslümanların Düşmanlarıyla Muharebe Edeceklerinden Ve Neticede Galip Geleceklerinden De Bahseder. Türkler Hakkında Da “Türkler İçin Muzafferiyet Ve Saadet Var” Der
Muhyiddin b. Arabî, Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan bir asır önce yaşamış olmasına rağmen, Edirne kütüphanesinde bulunan ve Efranî tarafından tercümesi yapılmış olan “Şeceretü’n-Nu’mâniyye” adlı eserinde, Osmanlılar devrinde zuhur edecek pek çok hâdiseyi aynen haber vermiştir. Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan ve Şam’la Mısır’ın fethinden Yavuz Selim’in Şam’a girmesiyle kendi kabrinin ortaya çıkarılacağına kadar bir düzine hadiseden rümuzlu bir şekilde bahseder. Yine aynı eserde, Hafız Paşa’nın dokuz ay muhasara etmesine rağmen Bağdat’ı alamayacağı ve fethin 40 gün içinde Dördüncü Murad’a müyesser olacağı anlatılır. Dünyâya gelmesinden asırlar önce, Sultan Abdülaziz’in katledileceğini haber verir. Muhyiddin b. Arabî, bu eserinde Rus-Japon savaşından söz ettiği gibi, müslümanların düşmanlarıyla muharebe edeceklerinden ve neticede galip geleceklerinden de bahseder. Türkler hakkında da “Türkler için muzafferiyet ve saadet var” der.
Kaynak: İnancın Gölgesinde 1, M.fethullah Gülen, Nil Yayınları, 8.Baskı, 1996, Sayfa 83
Veya
Mesela, “Şeceretü’n-Nu’mauiye Fî Devleti’l-Osmaniye)’de Muhyiddîni Arabî: «(H) 9 ay muhasara ettiği, birçok âlet ve mal mahvettiği halde Bağdad’ı alamıyacak; Bağdad’ı 1048’de (M) alacak” demektedir.
(H) dediği, Osmanlılar tarafından Bağdad’ı muhasara eden Hafız Paşa olup, 9 ay muhasara ettiği, birçok mal telefat verdiği halde Bağdad’ı alamamıştır. Ancak Bağdad’ı almak şerefi, Muhyiddîni Arabi’nin (M) dediği Sultan Murad’a 1048 senesinde nasib olmuştur. Muhyiddîni Ârabî 600 sene-i hicriyesinin ricali olduğu halde bunları bilmesi onun kerâmât-ı âliyesini göstermeye kâfidir.
Kaynak: Muhyiddini Arabi Hazretleri – M.Kemal Pilavoğlu, Elifbe Yayınları, 3.Baskı, İst-1979 (S.79)
.
III – İmam-ı Rabbanî: Kıyamete Kadara Bu Yola Girecek Olan Kimselerin İsmi Cismi Tek Tek Bana Bildirildi
İmam-ı Rabbanî (k.s) Hazretlerimiz «Kıyamete kadara bu yola girecek olan kimselerin ismi cismi tek tek bana bildirildi,» buyuruyorlar.
Muhiddin Arabî (k.s) Hazretleri de, gelecek bütün mürşidlerin ismini bildiğini ifşa etmişlerdir.
Kaynak: Sözler ve Notlar – Ömer Öngüt, Akyol Matbaası, İzmir-1982 (S.341)
.
IV – Âhir Ömrüme Kadar Bütün Ahvâl-İ Zahire Ve Batmayı Bilmek Arzusuyla Murakabeye Varmıştım. Allah Bana Cümlesini Gösterdi. Ümmete Acımasaydım, Kıyamete Kadar Gelecek Bütün Kutublan, İsim Ve Nesepleriyle Yazardım. Ümmete Muhabbetimden Bunu Setrettim. Çünkü Bunları Bilerek İnkâr, Bilmiyerek İnkâr İle Eşit Değildir, İlimle Özür Olmaz, Cehl İle Özür Olur
Faslı Hitab’ın 285. babında bundan bahsederken der ki: «Endülüs’ten ayrılıp da gemiye bineceğimiz sırada, âhir ömrüme kadar bütün ahvâl-i zahire ve batmayı bilmek arzusuyla murakabeye varmıştım. Allah bana cümlesini gösterdi.»
Tâbütü’s-Sekîne kitabında Muhyiddîn: «Ümmete acımasaydım, kıyamete kadar gelecek bütün kutublan, isim ve nesepleriyle yazardım. Ümmete muhabbetimden bunu setrettim. Çünkü bunları bilerek inkâr, bilmiyerek inkâr ile eşit değildir, ilimle özür olmaz, cehl ile özür olur» buyurmuştur. Şüphesiz bu keramet de şühûd ilminin en yüksek bir mertebesidir
Kaynak: Muhyiddini Arabi Hazretleri – M.Kemal Pilavoğlu, Elifbe Yayınları, 3.Baskı, İst-1979 (S.43-44)
.
V – Said Nursi Hazretleri Bazı Konuları Tafsilen (Uzun Uzadıya) Yazmak Kaç Defa Niyet Ettiysede Yazmasına İzin Verilmemiş, Bunların Ancak Bir Kısmını Aktarmasına İzin Verilmiştir
Bu makamda perde indi. Yazmaya izin verilmedi. Başka zamana te’hir edildi (ertelendi). (Şualar, s.266)
Mânevî ve ehemmiyetli bir cânibden (yönden), şimdiki zelzele münâsebetiyle altı yedi cüz’î suâle karşı, yine mânevî ihtar (uyarı) yardımıyla cevapları kalbe geldi. Tafsilen (uzun uzadıya) yazmak kaç defa niyet ettimse de izin verilmedi. Yalnız icmalen (özlüce) kısacık yazılacak. (Sözler, s.178)
Kaynak: http://m.harunyahya.org/tr/works/25348/Hz-Mehdi-(as)-Hakkinda-Bilgiler/chapter/8012/Bediuzzaman-Said-Nursi-Hazretlerinin-bazi-kerametleri