I – Ona Yerle Sema Arasının İdaresi Verilir… Yükselmeye Devam Eder. Ta Ki Gavsiyet Makamına Ulaşır. Yükselmeye Devam Eder Ta Ki Beşeriyet Sıfatı Ondan Kaldırılıp Hakk’ın (Allah’ın) Sıfatlarından Bir Sıfat Oluncaya Dek. Allah Onu Gaybına Muttali Kılar. Onun Nazarı Olmadan Ne Bir Bitki Biter Ne De Yaprak Yeşerir.
II – Mevsim Kıştı. Dışarıda Kar Yağıyor. Hüdâyî Gitti, Bat Karlarla Örtülmüştü. Fakat Ma’neviyâtın Şiddetli Ateşi Önünde Bunun Ne Önemi Vardı. Kütükler Derhâl Yeşillendi, Yeşil Yapraklar Arasında Olgunlaşmış Üzümler Görünüyordu. Hüdâyî Bu Üzümlerden Bir İki Sepet Doldurdu. Sevincinden yolda vecde geldi. Rûhu Taştı, Meczûb Dervişler Gibi Yolda Sallana Sallana İlâhî, Evrâd,. Kasîde Okuyarak Dönüyordu.
.
I – Ona Yerle Sema Arasının İdaresi Verilir… Yükselmeye Devam Eder. Ta Ki Gavsiyet Makamına Ulaşır. Yükselmeye Devam Eder Ta Ki Beşeriyet Sıfatı Ondan Kaldırılıp Hakk’ın (Allah’ın) Sıfatlarından Bir Sıfat Oluncaya Dek. Allah Onu Gaybına Muttali Kılar. Onun Nazarı Olmadan Ne Bir Bitki Biter Ne De Yaprak Yeşerir.
Ahmed er-Rufai’den velilerin gayba nasıl muttali olduklarını dinleyelim:
‘… Ona yerle sema arasının idaresi verilir… Yükselmeye devam eder. Ta ki gavsiyet makamına ulaşır. Yükselmeye devam eder ta ki beşeriyet sıfatı ondan kaldırılıp Hakk’ın (Allah’ın) sıfatlarından bir sıfat oluncaya dek. Allah onu gaybına muttali kılar. Onun nazarı olmadan ne bir bitki biter ne de yaprak yeşerir. Sonra Allah’la konuşmaya başlar. Beşerin aklı bu kelamı idrak edemez.’
Kaynak: Tabakatu’l Evliya, 1/142. Evliyalar Ansiklopedisi, 2/511)
Kaynak: http://tevhiddergisi.net/makale/tasavvufta-veli-seyh-tasavvuru
.
II – Mevsim Kıştı. Dışarıda Kar Yağıyor. Hüdâyî Gitti, Bat Karlarla Örtülmüştü. Fakat Ma’neviyâtın Şiddetli Ateşi Önünde Bunun Ne Önemi Vardı. Kütükler Derhâl Yeşillendi, Yeşil Yapraklar Arasında Olgunlaşmış Üzümler Görünüyordu. Hüdâyî Bu Üzümlerden Bir İki Sepet Doldurdu. Sevincinden yolda vecde geldi. Rûhu Taştı, Meczûb Dervişler Gibi Yolda Sallana Sallana İlâhî, Evrâd,. Kasîde Okuyarak Dönüyordu.
Hüdâyî’nin mânevi mertebeleri kısa zamanda kat’ ederek yükselmesi ba’zı dervişlerin kıskançlığını mûcib olmuştu. Hüdâyî’nin üç sene gibi kısa bir zamanda bu derece yükselmesini için için çekemeyenler vardı. Durumu sezen Hz. Üftâde, Hüdâyî’nin büyüklüğünü göstermek için şöyle bir plân hazırladı.
Mevsim kıştı. Dışarıda kar yağıyor. fırtınalar esiyordu. Hz. Üftâde mürîdânı ile beraber yemek yiyorlardıı Sofraya pilâv konulduğu zaman Hz. Üftâde :
Şimdi bağdan taze kopmuş üzüm olsa bu yemekle ne güzel olurdu.» deyince dervişler birbirlerinin yüzlerine bakmağa başladılar. Çün-kü söylenen sözde bir gayr-ı tabiîlik vardı zîrâ her taraf karla kaplı idi ve üzüm mevsimi çoktan geçmişti. Fakat Hüdâyî. şeyhinin teklî-findeki işareti keşfederek :
«— Müsâade buyrulursa maksadınızı yerine getireyim.» dedi ve Hz. Üftâde :
— Memnun olurum.» cevabını verdi. Mürîdan hayretler içindai ir-birlerine bakışarak neticeyi beklemeye koyuldular.
Hüdâyî gitti, bat karlarla örtülmüştü. Fakat ma’neviyâtın şiddet-li ateşi önünde bunun ne önemi vardı. Kütükler derhâl yeşillendi, yeşil yapraklar arasında olgunlaşmış üzümler görünüyordu. Hüdâyî. bu üzümlerden bir iki sepet doldurdu. Sevincinden yolda vecde geldi. Rûhu taştı, meczûb dervişler gibi yolda sallana sallana ilâhî, evrâd,. kasî-de okuyarak dönüyordu. Fakat kazara ayağı kaydı ve yanındaki batak-lığa düştü. Kurtulayım diye uğraşıyor bir türlü muvaffak olamıyordu. Bu. hâlin kendisini son derece mahzun ettiği esnada ansızın bir derviş zuhur ederek yanına geldi ve ona :
«— Evlâdım elini uzat seni kurtarayım.» dedi. Hüdâyî ona kim olduğunu sordu; fakat cevab alamadı. Yalnız :
— Efendi bu el senden başkasına uzatılmaz!» deyince Hüdâyî eli-ni uzattı ve oradan kurtuldu. Meğer bu derviş, Hızır (a.s.) imiş.
Hüdâyî nihayet üzümü huzür-ı şeyhe götürmeğe muvaffak oldu. Bu zâten onun için bir imtihandı.
Hüdâyî, olanları şeyhine anlattı. Bütün mürîdân hayretten dona-kalmıştı. O’nun hakkındaki sû-i kanâatlarından dolayı da ayrıca pişman oldular. Şeyh Üftâde onlara :
«— Gördünüz ya Hüdâyînin kemâlini, o bu hilâfete çoktan hak kazandı» buyurdu.
Kaynak: Aziz Mahmud Hüdayi ve Celvetiyye Tarikati, Doç.Dr. Kamil Yılmaz, Erkam Yayınları, İst-1990(S.79-80)
.