Hayali Rabıta İle Pirin Gölgesinin (Rabıtasının) Hayale Getirilmesi, Hakk’ın Zikrinden Efdaldir. Hayali Rabıta Mürid, Sanki Üstadı Her Zaman Kendisiyle Berabermiş Gibi Onu Hatırından Çıkarmayıp Onu Anması, Üstadın Suretini Kalp Gözünün Önüne Getirerek Hayal Etmesi Ve Kalbiyle Ondan Yardım İstemesinden İbarettir

I – Şeyh Ahmed Hıznevi (k.s.): Hayali Rabıta Yapmayı Daha Önce Sana Emrettik. Hayali Rabıta Şöyledir: Mürid, Sanki Üstadı Her Zaman Kendisiyle Berabermiş Gibi Onu Hatırından Çıkarmayıp Onu Anmasıdır

(Ayet) Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.

II – İmam-ı Rabbani Hazretleri: “Hayali Rabıta, Pirin Gölgesinin (Rabıtasının) Hayale Getirilmesi, Hakk’ın Zikrinden Efdaldir.”

III – Rabıta, Bir Müridin, Mürşid-i Kamilinin Ruhaniyetiyle Beraber, Suretini Kalp Gözünün Önüne Getirerek Hayal Etmesi Ve Kalbiyle Ondan Yardım İstemesinden İbarettir. Çünkü Mürşit, Yetiştirme, Yardım Etme, Feyiz Verme, Kemale Erdirme Ve Tebliğ Duyurmada Efendizin Vekilidir

.

I – Şeyh Ahmed Hıznevi (k.s.): Hayali Rabıta Yapmayı Daha Önce Sana Emrettik. Hayali Rabıta Şöyledir: Mürid, Sanki Üstadı Her Zaman Kendisiyle Berabermiş Gibi Onu Hatırından Çıkarmayıp Onu Anmasıdır
Şeyh Ahmed Hıznevi (k.s.) hazretlerinin Molla Zeynüdin‘e yazdığı beşinci mektubunda rabıta hakkındaki hükmü şöyledir: “Hayali rabıta yapmayı daha önce sana emrettik. Hayali rabıta şöyledir: Mürid, sanki üstadı her zaman kendisiyle berabermiş gibi onu hatırından çıkarmayıp onu anmasıdır.”
Kaynak: Tasavvufi Hayat – Mehmet Ildırar, Sey-Taç Yay., 1.Baskı, Ankara 1996 (S.99-102)

 

(Ayet) Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.
Âl-i İmrân Suresi
191. Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.

.

II – İmam-ı Rabbani Hazretleri: “Hayali Rabıta, Pirin Gölgesinin (Rabıtasının) Hayale Getirilmesi, Hakk’ın Zikrinden Efdaldir.”
İmam-ı Rabbani hazretleri: “Hayali rabıta, pirin gölgesinin (rabıtasının) hayale getirilmesi, Hakk’ın zikrinden efdaldir.” buyurdular. Bu şöyle tefsir edildi: Bu efdallik, menfaat vermesi bakımından olup faziletçe değildir. Allah’ın zikrinden daha üstün bir şey olmaz. Yani, bir kimse bir zikri yapsa, ondan hasıl olan sevap deftere; geçerken hasıl olan feyz-i ilahiye de kalbine girer. Ama ardından bir günah işleyen kimsenin, kalbine inen o feyz-i ilahiyeyi o günah siler süpürür. Kaybolan feyzidir, sevabı durur. Halbuki mürid rabıta yapmağa başlasa, kalbini münevver ve mücella etse, nefsin ağırlıklarından kurtulsa o kalb münevver ve mücella olduğundan, Allah’tan inen feyz-i ilahiyeyi tutar; çektiği zikir, amel, itaat kaybolmaz, devamlı olur. Şu halde rabıta, tarlanın hazırlanışı gibi, kalbin nuraniyetiyle tamirine yarar. Kalb mamur olunca zikir de kaybolmaz, ulvi bir makam kazanır.
Kaynak: Tasavvufi Hayat – Mehmet Ildırar, Sey-Taç Yay., 1.Baskı, Ankara 1996 (S.99-102)

.

III – Rabıta, Bir Müridin, Mürşid-i Kamilinin Ruhaniyetiyle Beraber, Suretini Kalp Gözünün Önüne Getirerek Hayal Etmesi Ve Kalbiyle Ondan Yardım İstemesinden İbarettir. Çünkü Mürşit, Yetiştirme, Yardım Etme, Feyiz Verme, Kemale Erdirme Ve Tebliğ Duyurmada Efendizin Vekilidir
Rabıta, bir müridin, mürşid-i kamilinin ruhaniyetiyle beraber, suretini kalp gözünün önüne getirerek hayal etmesi ve kalbiyle ondan yardım istemesinden ibarettir. Çünkü mürşit, yetiştirme, yardım etme, feyiz verme, kemale erdirme ve tebliğ duyurmada Efendizin vekilidir.
Kaynak: Mahmut USTAOSMANOĞLU başkanlığında bir heyet, Ruhu’l-Furkan Tefsiri, İstanbul 1992, c. II, s. 64

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın