I – Râbıtanın Sırrı Şudur: Hakk Celle Ve Ala Hazretleri’nin Lütuf, İhsan, Rahmet Deryaları Vardır. Bu Derya Su Değildir De Anlayabilmeniz İçin Su Diyelim. Bu Manevî Su, Hazret-i Allah’ın Deryasından Habibinin Deryasına Gelir. Bunu Cenâb-ı Allah Gözümüzle Gösterdi, Size Olduğu Gibisini Tarif Ediyoruz. Rabıta Yapıldığı Zaman, Muhabbet Teslimiyet Ve İtimat Nisbetinde, Gönüllere Yerleştirilen Manevî Borular Büyür Ve Kişi O Depodan O Nisbette Çokça Su Alır. Çok Muhabbet Eden, Çok Riâyet Eden, Çok İtimat Eden, O Feyiz Suyunu Aldıkça Ve O Su Orda Durdukça Varlık Erimeye Başlar
.
I – Râbıtanın Sırrı Şudur: Hakk Celle Ve Ala Hazretleri’nin Lütuf, İhsan, Rahmet Deryaları Vardır. Bu Derya Su Değildir De Anlayabilmeniz İçin Su Diyelim. Bu Manevî Su, Hazret-i Allah’ın Deryasından Habibinin Deryasına Gelir. Bunu Cenâb-ı Allah Gözümüzle Gösterdi, Size Olduğu Gibisini Tarif Ediyoruz. Rabıta Yapıldığı Zaman, Muhabbet Teslimiyet Ve İtimat Nisbetinde, Gönüllere Yerleştirilen Manevî Borular Büyür Ve Kişi O Depodan O Nisbette Çokça Su Alır. Çok Muhabbet Eden, Çok Riâyet Eden, Çok İtimat Eden, O Feyiz Suyunu Aldıkça Ve O Su Orda Durdukça Varlık Erimeye Başlar
Râbıtanın sırrı şudur: Hakk Celle ve ala Hazretleri’nin lütuf, ihsan, rahmet deryaları vardır. Bu derya su değildir de anlayabilmeniz için su diyelim. Hazret-i Allah’ın bu deryasını hiçbir beşerin hafsalası almaz, hiç kimse bunu anlayamaz, o kadara büyüktür. Bu manevî su, Hazret-i Allah’ın deryasından Habibinin deryasına gelir. Onun deryası da uçsuz bucaksızdır. Çünkü Hazret-i Allah’tan mâda zerreden kürreye yaratılan herşey O’nun nurundan yaratılmıştır. Bunu Cenâb-ı Allah gözümüzle gösterdi, size olduğu gibisini tarif ediyoruz. Onun deryası hiçbir mahlukun idrâki dahilinde değil haricindedir. Bu su oradan zamanın – mürşidinin deryasına gelir. Onun deryası da uçsuz bucaksızdır. Rabıta yapıldığı zaman, muhabbet teslimiyet ve itimat nisbetinde, gönüllere yerleştirilen manevî borular büyür ve kişi o depodan o nisbette çokça su alır. Çok muhabbet eden, çok riâyet eden, çok itimat eden, o feyiz suyunu aldıkça ve o su orda durdukça varlık erimeye başlar. Tâ ki sıfıra indiği zaman mürşidi meydana çıkar, onda tasarruf etmeye başlar. Fena fir’rasul de böyledir, Fenâ’fillâh da böyledir. Bu birinci merhaleyi anlarsak, ötekiler de kendiliğinden anlaşılmış olur.
Kaynak: Sözler ve Notlar – Ömer Öngüt, Akyol Matbaası, İzmir-1982 (S.272-273)