Mürid Muhasebe Ederek, Üstada Yalvarır, Kemali Edeble İnler, Feryad Eder. Var Gücü İle Üs Tadın Sesini Ve Gelişini Bekler. Üstad Karşısına Gelinceye Kadar Böylece Devam Eder. Üstad Karşısına Gelir, Ellerini Omuzlarına Koyup Yüzüne Üfürür. Bundan Sonra Mürid Ağlar, İnler. Korku Ümidiyle Beraber Sevinir. Üstadın Nefesini İçine Çeker, Nefesiyle Birlikte Nur Nisbetinin Kalbine Girdiğini Tasavvur Eder

I – Mürid Muhasebe Ederek, Üstada Yalvarır. Hazır Oldukları İçin De Allah’ın Tecelliyeleri Teveccüh Mahallini Kuşatmıştır. Kendi Kalbi Gafil Olduğundan Bu Meclise Layık Olmadığını Düşünür, Kemali Edeble İnler, Feryad Eder, Nefsini Hiç Bilir. Var Gücü İle Üs Tadın Sesini Ve Gelişini Bekler. Hiçbir An Gaflete Düşmez. Üstad Karşısına Gelinceye Kadar Böylece Devam Eder. Üstad Karşısına Gelir, Ellerini Omuzlarına Koyup Yüzüne Üfürür. Bundan Sonra Mürid Ağlar, İnler. Bu Devletin Ve Bu Büyük Saadetin Lezzetini Taleb Eder. Korku Ümidiyle Beraber Sevinir. Üstadın Nefesini İçine Çeker, Nefesiyle Birlikte Nur Nisbetinin Kalbine Girdiğini Tasavvur Eder.

.

I – Mürid Muhasebe Ederek, Üstada Yalvarır. Hazır Oldukları İçin De Allah’ın Tecelliyeleri Teveccüh Mahallini Kuşatmıştır. Kendi Kalbi Gafil Olduğundan Bu Meclise Layık Olmadığını Düşünür, Kemali Edeble İnler, Feryad Eder, Nefsini Hiç Bilir. Var Gücü İle Üs Tadın Sesini Ve Gelişini Bekler. Hiçbir An Gaflete Düşmez. Üstad Karşısına Gelinceye Kadar Böylece Devam Eder. Üstad Karşısına Gelir, Ellerini Omuzlarına Koyup Yüzüne Üfürür. Bundan Sonra Mürid Ağlar, İnler. Bu Devletin Ve Bu Büyük Saadetin Lezzetini Taleb Eder. Korku Ümidiyle Beraber Sevinir. Üstadın Nefesini İçine Çeker, Nefesiyle Birlikte Nur Nisbetinin Kalbine Girdiğini Tasavvur Eder.
Şeyh Fettullah Verkanisi (k.s.) teveccühteki rabıtayı şöyle tarif eder; Rabıtadan maksat, huzur ve istimdadı celb etmektir. Mürid, teveccüh alacağı gece sekiz adabı öğrenir, istihare yapar, yatar. Tarikat tazeleyen, teveccühe kadar konuşmaz. Teveccüh olacak günde, sabah namazından teveccühün sonuna kadar yemekten sakınırlar. Teveccühten biraz evvel, istihare eden veya rüya gören, imkan bulursa hallerini üstada arzeder. Te veccüh adabları öğretilir, acemiler ayrı bir halkada oturur. Onlara şu tali mat verilir:
Sol memenin iki parmak altında, çam kozalağı şeklinde bir et parçası vardır. Her hayvanda olduğu gibi insanda da bulunur. Üst tarafı ulvi, alt ta rafı süflidir. İçi boş hatlar halindedir, aslı maddedir. Alemi emirden ona bağlı latif bir cevher de kalb-i insanidir. Kalb-i insaninin ilk makamı arşdır. Allah’ın tecelli ve azametinin istilasına mahaldir. Kalb-i hayvaninin içine konulmuştur. Kendisi çok büyük ve geniştir. Hatta arşı bile kuşatır. Bu kalb zor riyazetler, halis ve çok amellerle müşahede edilir. Salik teveccühte bu kalbi mukabil olan, kalb-i hayvaniye’ye basiretle yönelip bakar. Bu kalbin nurunun ancak günahlardan kararmış olduğunu, nefs ve şeytanın müda halesinden yarıldığını tasavvur eder. Günah nisbetinde bu kalb nuraniyet ten karanlığa girmiş ise de üstadın nefesiyle ve eliyle temizlenir, açılır diye inanır. Üstad teveccühe girdiğinde, beraberinde Lokman Hekim’in tıbbı, İsa (a.s.)’ın duası vardır. Bir gözle üstada, bir gözle kalbinin yaralarına bakar. Teveccühte oturan arkadaşlarından istimdat ister. Kendisini muhasebe ederek, üstada yalvarır. Üstadın sesini duyduğu an ferahlayıp, lez zet duyar. Üstada karşı, kendini korku ve ümid arasında bulundurur. Kendisine teselli verir. Şimdiye kadar nefsimin emri altında ve isyanda olduğum için, ben nerede Allah’ın affı nerede, fakat şimdilik nefsimin esaretinden kurtulup, Allah’ın dostlarından bir dostun tasarrufu altına girdim. Nef simden dolayı uzağım fakat evliyanın duası en büyük sığınaktır, himmetleri hazırdır, onların ruhları, enbiya, melekler ve ashabın ruhları ile birlîkte hazırdırlar. Hazır oldukları için de Allah’ın tecelliyeleri teveccüh mahallini kuşatmıştır. Kendi kalbi gafil olduğundan bu meclise layık olmadığını düşünür, kemali edeble inler, feryad eder, nefsini hiç bilir. Var gücü ile üs tadın sesini ve gelişini bekler. Hiçbir an gaflete düşmez. Üstad karşısına gelinceye kadar böylece devam eder. Üstad karşısına gelir, ellerini omuzlarına koyup yüzüne üfürür. Bundan sonra mürid ağlar, inler. Bu devletin ve bu büyük saadetin lezzetini taleb eder. Korku ümidiyle beraber sevinir. Üstadın nefesini içine çeker, nefesiyle birlikte nur nisbetinin kalbine girdiğini tasavvur eder. Üstad nefesini aldığı zaman, üstadım, kalbimin için deki acıyı, gafleti karanlığı nefesi ile çekdi diye sevinir. Üstad gittiği zaman, himmetini diler, ziyadesini taleb eder. Kalbinin şifa bulduğuna inanır, teveccühten sonra da bu temizlik üzerinde sebat etmeye azmeder.
Kaynak: Cennet Yolunun Rehberi – Şeyh Seyda Muhammed Konyevi, Özkevser Vakfı Yayınları, Konya 1997 (S.163-164)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın