I – Mürid, Şeyhin Nurlu Suretini Nefis Letaifinin Karşısında Bilerek Nefis Letaifine Olan Daimi Bir Feyz “Akan Bir Nur” Bilmelidir. Mürid, Şeyhini Bir Nur Denizi Olarak Tahayyül Eder, Ondan Kalbine Fevz Akmasını İster. Şeyhini, Kalbinin İçinde Bir Nur-Denizi Farz Eder. Onun Vasıtasıyla Allâh-ı Zikr Eder.
.
I – Mürid, Şeyhin Nurlu Suretini Nefis Letaifinin Karşısında Bilerek Nefis Letaifine Olan Daimi Bir Feyz “Akan Bir Nur” Bilmelidir. Mürid, Şeyhini Bir Nur Denizi Olarak Tahayyül Eder, Ondan Kalbine Fevz Akmasını İster. Şeyhini, Kalbinin İçinde Bir Nur-Denizi Farz Eder. Onun Vasıtasıyla Allâh-ı Zikr Eder.
Bu son nokta şekline «telebbüsi rabıta-kılığa bürünme rabıtasın
ismi de verilir.
Muhtasarrüssülûk kitabına göre mürid şöyle rabıta da yapar.
l ° Mürid, şeyhinin nurlu suretini alnında yani “Nefis letaifi” olan iki kaşının bir parmak üstünde tahayyül eder. Bir fakirin bir sultandan tazarru ve tariklik ile hacetini ister gibi feyiz talep eder.
2° Mürid, şeyhin nurlu suretini nefis letaifinin karşısında bilerek nefis letaifine olan daimi bir feyz «akan bir nur» bilmelidir. Zikrin husule gelebilmesi için gaflet ve havatırın memba, yeri olan nefsin temizlenmesi lâzımdır.
3° Mürid, şeyhin nurlu suretini kalbinin karşısında hazır ve mevcut bilerek o hayalden feyiz talep eder.
4 Şeyhinin nurlu suretinin kalbin içinde ortasında hazır olduğunu tahayyül eder. Kalbine ondan feyiz ister.
5° Kalbinin karşısında şeyhini bir nur denizi olarak tahayyül eder, ondan kalbine fevz akmasını ister.
6″ Şeyhini, kalbinin içinde bir nur-denizi farz eder. Ontın vasıtasıyla Allâh-ı zikr eder.
Muhtasarrüssülûk’ün İbaresi burada tamam oldu.
Kaynak: Seyyid Abdülhakim El Hüseyni ve Nakşibendi Tarikatı, Menzil Kitabevi, Adalet Matbaası, Ankara 1996 (S.261-262)