Pekiya Birgün Bir Allah Dostu Matbaa Şeytan İşidir, “Uzayı Araştırıp Neyapacan Etmi Var Butmu Var Diye.. Ben Sana Söyleyeyim Sen Oraya Çıkmadan Kıyamet Kopacak” Dese.. Sizce Bu Projeyi Yürütenler Ne Yapar? Heleki Bu Uyarıdan Kısa Süre Sonra Gerçektende Deprem Olsa, Bu Hoca “Böyle Giderse Daha da Kötü Şeyler Olacak” Diye Uyarmaya Devam Etse, Bir Gece Elinde Meşhalelerle NASA’yı Basan Kızgın Halk, Uzaya O Aracı Göndertir mi?

I – 1632 Yılında Lodoslu Bir Havada Galata Kulesinden Kuş Kanatlarına Benzer Bir Araç Takıp Kendini Boşluğa Bırakan Ve Uçarak İstanbul Boğazı‘Nı Geçip 3358 m. ötede Üsküdar‘da Doğancılar’a İndiği Varsayılan Hezarfen Ahmed Çelebi’yi IV. Murat “Bir Kese De Altınla” Sevindirmiş, Ancak Bu Derece Bilgili Ve Becerikli Birisinin Tehlikeli Olabileceğini Düşünüp, “Bu Adem Pek Havf Edilecek Bir Ademdir, Her Ne Murad Ederse Elinden Gelir, Böyle Kimselerin Bakaası Caiz Değil” Diyerek Onu Cezayir‘e Sürgün Etmiştir

II – 1577 Yılında “Gözlem Yapmak Uğursuzluk Getirir. Meleklerin Sırlarını Küstahça Anlamaya Çalışmanın Vahim Sonuçları Çok Açıktır. Gözlem Yapılan Hiçbir Memlekette İşler Yolunda Gitmemiş Ve Devlet Yapısı Mutlaka Zelzeleye Uğramıştır” Fetvasıyla ‘Meleklerin Bacaklarına Bakıyor’ Denilerek Rasathanesi Yıkılan, İcatlarıyla Batı’ya Örnek Olan Astronom: Takiyüddin

.

I – 1632 Yılında Lodoslu Bir Havada Galata Kulesinden Kuş Kanatlarına Benzer Bir Araç Takıp Kendini Boşluğa Bırakan Ve Uçarak İstanbul Boğazı‘Nı Geçip 3358 m. ötede Üsküdar‘da Doğancılar’a İndiği Varsayılan Hezarfen Ahmed Çelebi’yi IV. Murat “Bir Kese De Altınla” Sevindirmiş, Ancak Bu Derece Bilgili Ve Becerikli Birisinin Tehlikeli Olabileceğini Düşünüp, “Bu Adem Pek Havf Edilecek Bir Ademdir, Her Ne Murad Ederse Elinden Gelir, Böyle Kimselerin Bakaası Caiz Değil” Diyerek Onu Cezayir‘e Sürgün Etmiştir
Hezârfen Ahmed Çelebi[1] (d. 1609 – ö. 1640), 17. yüzyıldaOsmanlı‘da yaşamış Müslüman Türk bilgini. Kendi geliştirdiği takmakanatlarla uçmayı başaran ilk insanlardan olmuştur. 1623-1640 yılları arasında saltanat süren Sultan IV. Murat zamanında, uçmatasarısını gerçekleştirdiği ve geniş bilgisinden ötürü halk arasında, Hezarfen olarak anıldığı bilinmektedir. Hezar, Farsça kökenli bir sözcük olup 1000 anlamına gelir. Hezârfen ise “bin fenli” (bilimli) yani “çok şey bilen” anlamına gelir.
İlk uçma denemelerinde, 10. yüzyıl Müslüman Türk alimlerindenİsmail Cevheri‘den ilham almıştır. Cevheri’nin bulgularını iyice inceleyen ve öğrenen Çelebi, kuşların uçuşunu inceleyerek tarihi uçuşundan önce hazırladığı kanatlarının dayanıklılık derecesini ölçmek için, Okmeydanı’nda deneyler yapmıştır. Ayrıca,Leonardo Da Vinci‘nin uçma konusundaki çalışmalarında kendinden çok önce bu konuda deneyler yapan İsmail Cevheri’den ilham aldığı sanılmaktadır.
1632 yılında lodoslu bir havada Galata Kulesi‘nden kuş kanatlarına benzer bir araç takıp kendini boşluğa bırakan ve uçarak İstanbul Boğazı‘nı geçip 3358 m. ötede Üsküdar‘da Doğancılar’a indiği varsayılan Hezarfen Ahmed Çelebi, Türk havacılık tarihinin en kayda değer kişilerden birisidir. Bu uçuş hakkındaki belgeler şimdiye kadar sadece Evliya Çelebi‘nin Seyahatname‘sindeki ifadesinden ibarettir.
Bu olay Osmanlı Devleti‘nde ve Avrupa‘da büyük yankı buldu ve dönemin padişahı IV. Murat tarafından da beğenildi. Sarayburnu‘ndaki Sinan Paşa köşkünden bu durumu seyreden Sultan, Ahmed Çelebi ile önce çok yakından ilgilenmiş, hatta Evliya Çelebi’ye göre “bir kese de altınla” sevindirmiş, ancak bu derece bilgili ve becerikli birisinin tehlikeli olabileceğini düşünüp, “Bu adem pek havf edilecek bir ademdir, her ne murad ederse elinden gelir, böyle kimselerin bakaası caiz değil” diyerek onu Cezayir‘e sürgün etmiştir.
Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Hez%C3%A2rfen_Ahmed_%C3%87elebi)

.

II – 1577 Yılında “Gözlem Yapmak Uğursuzluk Getirir. Meleklerin Sırlarını Küstahça Anlamaya Çalışmanın Vahim Sonuçları Çok Açıktır. Gözlem Yapılan Hiçbir Memlekette İşler Yolunda Gitmemiş Ve Devlet Yapısı Mutlaka Zelzeleye Uğramıştır” Fetvasıyla ‘Meleklerin Bacaklarına Bakıyor’ Denilerek Rasathanesi Yıkılan, İcatlarıyla Batı’ya Örnek Olan Astronom: Takiyüddin
‘Meleklerin bacakları’
Tarih: 11 Kasım 1577.
İstanbul semalarında kuyrukluyıldız görüldü. Halkta heyecan ve korku yaratan kuyrukluyıldız bir ay boyunca her gece izlendi.
Kuyrukluyıldızdan sonra İstanbul’da önce veba salgını başladı. Aksilik aynı yıl bir de deprem oldu.
Halk çaresizdi. Ve her çaresizlikte olduğu gibi hurafeler kulaktan kulağa yayıldı: Felaketin nedeni rasathaneydi! Çünkü buradan meleklerin bacaklarına bakılıyordu!
Kimse çıkıp, “Kardeşim 1539, 1573, 1576’da da veba oldu. Keza depremler hep oluyor” demedi, diyemedi.
Çünkü sarayda bu hurafelerden beslenen siyasi gruplar vardı. Rasathane kurucusu Takiyeddin’in en büyük destekçisi Sadeddin Hoca’yla, zamanın şeyhülislamı Ahmed Şemseddin Efendi’nin arası bozuktu. Şeyhülislam saray kadınlarının da desteğini alıp padişahı rasathanenin “günah” olduğuna inandırdı.
Padişah III. Murad kuşkusuz inandığından değil halkın hoşnutsuzluğundan çekindiği için işine gelene inandı. Zaten büyük zafer kazanılacağına inanılarak yapılan İran seferinden de pek iyi haberler gelmiyordu.
Sonuçta padişah emretti, şeyhülislam fetvayı verdi:
“Gözlem yapmak uğursuzluk getirir. Meleklerin sırlarını küstahça anlamaya çalışmanın vahim sonuçları çok açıktır. Gözlem yapılan hiçbir memlekette işler yolunda gitmemiş ve devlet yapısı mutlaka zelzeleye uğramıştır.”
Tophane’deki rasathane yerle bir edildi.
Bu olaydan ancak 300 yıl sonra Osmanlı yeni bir rasathane kurabildi. Bu arada,
Uluğ Bey’in kataloğu 1665, 1767 ve 1843 yıllarında Avrupa’da güncellendi!
Takiyeddin Efendi’ye ne mi oldu? Rasathane yıkıldıktan kısa bir süre sonra kahrından öldü.
Tophane’de rasathane yıkılırken, Avrupa’da Galilei, Kepler, Pascal, Leibniz, Newton vd. Uluğ Bey’in açtığı yoldan yürüyüp gittiler.
Nerden nereye…
Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/kizgin-tophaneliler-padisahi-da-korkuttu-15869323
Kaynak: https://onedio.com/haber/-meleklerin-bacaklarina-bakiyor-fetvasiyla-rasathanesi-yikilan-icatlariyla-bati-ya-ornek-olan-astronom-takiyuddin-824366

.

(Ayet) Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.
Diyanet İşleri (3/ÂLİ İMRÂN-191: Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. “Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru” derler.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın