Bütün Hayvanlar Alemi Gavsımı Tanır, Bilir, Sözünü Dinler ve Onun Emirlerine Uyarlar. Hatta Kenya Ormanlarındaki Gavsımızı Tanıyan Aslanlar Bile Yaşayan Yerli Halka Gavsımızın Türkiye’deki Tarikatına Girmelerini Tebliğ Etmektedirler

I – Mahmut Efendi’nin Sabah Ezanı Okunurken “Sizde mi? Siz Bari Yapmayın” Diyerek Köpekleri Susturması

II – Hazreti Şeyh Nil Kıyısına Teşrif Ettiler Ve “Ey Timsah, Yuttuğun Çocuğu Ağzından Salimen Geri Ver!” Dediler. Nehirden Çıkan Bir Timsah Çocuğu Ağzından Dışarı Vererek Tekrar Nehre Girdi. Halk Hayret Ve Hayranlık İçinde Bakakaldı

III – Eski Adalet Bakanı İsmail Müftüoğlu’nun Çok Saldırgan Köpeğinin Mahmut Efendi Hazretleri Karşısında Gözyaşlarını Tutmayıp Ağlaması:

IV – Abdülhamit Efendi Kenya Ormanlarında Dolaşırken Bir Arslan İle Karşı Karşıya Geliyor ve Arslan Ona Diyorki, Şeyh Nazım’a Git! Şey Nazım Kimdir Araştırıyor Buluyor, Kıbrısta Bir Evliya, Bir Mürşit..

.

I – Mahmut Efendi’nin Sabah Ezanı Okunurken “Sizde mi? Siz Bari Yapmayın” Diyerek Köpekleri Susturması
SİZ DE Mİ?…
Olaya şahit olan Veli Efendi anlatıyor. Bir keresinde sabah ezanı okunurken köpekler havlamaya başlayınca Efendi hazretlerimiz: “Sizde mi? Siz bari yapmayın” deyince köpekler o anda havlamayı kesiyorlar. Efendi hazretleri bunu söylerken Allah’u Alem ezandan rahatsızo lan bazı kesimleri kastediyor. Ezanımızı susturmak isteyenler vardır ya, onlardan kinaye yaparak: “siz de mi?” diyor ve köpekler söz dinleyip susuveriyorlar…
Kaynak: http://www.ihvanlar.net/2011/07/23/mahmud-efendi-hazretleri-hakkinda-duymadiklariniz-2/

.

II – Hazreti Şeyh Nil Kıyısına Teşrif Ettiler Ve “Ey Timsah, Yuttuğun Çocuğu Ağzından Salimen Geri Ver!” Dediler. Nehirden Çıkan Bir Timsah Çocuğu Ağzından Dışarı Vererek Tekrar Nehre Girdi. Halk Hayret Ve Hayranlık İçinde Bakakaldı
Ey timsah, yuttuğun çocuğu ağzından salimen geri ver
Nil kenannda oynayan küçük bir çocuğu timsah yutmuştu. Anne ve babası fervâd ederek Düsükî haz-retlerine geldiler ve ondan çocuklarının kurtarılması Ricasında bulundular. Hazreti Şeyh bir müddet murâkabeden sonra Nil kıyısına teşrif ettiler. Kalabalık bir halk kitlesi de beraber geldi. Nehrin kıyısında: «Ey timsah, yuttuğun çocuğu ağzından salimen geri ver!» dedi. Nehirden çıkan bir timsah çocuğu ağzından dışarı vererek tekrar nehre girdi. Halk hayret ve hayranlık içinde bakakaldı.
Kaynak: Allah’a ve Resulune En Yakın Yol – Sıddık Naci Eren, Demir Kitabevi, İst-1985 (S.52)

.

III – Eski Adalet Bakanı İsmail Müftüoğlu’nun Çok Saldırgan Köpeğinin Mahmut Efendi Hazretleri Karşısında Gözyaşlarını Tutmayıp Ağlaması:
–Ey muhterem cemaat! Beni bir iki dakika dinleyin. Ben eski adalet bakanıyım. Az önce Efendi Hazretleri aramızda Allah’ın gizlediği dostları var dedi. Ben sizlere bir olayı anlatacağım ve sonra da sizden dua isteyeceğim.”
Başladı anlatmaya:
–Ben falan tarihte Efendi Hazretleri ile bir umre yolculuğuna çıkmıştım. Allah nasip etti, çok güzel bir umreyi değerli Hocaefendi’nin sayesinde gerçekleştirdik ve dönüş zamanı geldi çattı. İstanbul Yeşilköy havaalanına indiğimizde sabahın erken saatleri idi. Uçaktan iner inmez Efendi Hazretleri’ne bir teklifte bulunmak geldi içimden:
–Efendi Hazretleri bu sabah kahvaltıyı bizim evde yapalım, bir yorgunluk kahvesinden sonra sizi mekânınıza bırakalım.” dedim. Sağ olsun Efendi Hazretleri beni kırmadı ve teklifimi kabul etti. Birlikte bizim eve doğru yola çıktık. Birlikte benim yazlık evime doğru yol almaya başladık. Bir yandan yol alırken, bir yandan da, aklıma evimin bahçesinde bulunan ve son derece saldırgan köpeğim geliyordu. Zira bu köpek sıradan bir köpek değildi. Özel eğitim almış, yabancı insana tahammülü olmayan bir köpekti. Yabancıyı gördü mü hemen saldırıyordu. Yabancıyı görmese bile kokusundan tanıyordu. Sonuç olarak; iri kıyım yapısı ile son derece saldırgan bir hayvan bizi bekliyordu. Bunları düşünerek yol alırken, Efendi Hazretleri’ni rahatsız edecek diye endişeleniyordum.
“Efendi Hazretleri’ni rahatsız eder mi? Huysuzluğu ve havlaması ile.” Ben bu düşüncelerle meşgul olurken, Efendi Hazretleri’ne bu konudan hiç bahsetmedim.”
Bu düşünceler içinde eve geldik. Kapıyı açtılar, içeri girdik. Her an bir hareket bekliyordum; ama yazlığın içine girene kadar beklediğim hareket olmadı.
Eve gelmiş, kahvaltımızı yapmıştık. Efendi Hazretleri kahvaltıdan sonra işrak namazını kıldı. Namazdan kalkar kalkmaz birden bana döndü:
–Senin şu köpeği merak ettim, haydi bir görelim.” dedi. Efendi Hazretleri’nin bu talebi beni son derece şaşırtmıştı. Çünkü ben ona köpeğimden bahsetmemiştim. Ben telaşlı bir vaziyette:
–Aman Efendi Hazretleri, o sizi rahatsız eder.
–Yok, yok, hiçbir şey olmaz. Haydi, görelim şunu.
Israrı karşısında fazla bir şey diyemedim. “Peki, buyrun bahçeye çıkalım.” diyerek Efendi Hazretleri ile birlikte bahçeye çıktık. Kulübeye doğru ilerlerken, tedirginliğimi üzerimden atamamıştım. Her an kulübeden sıçramasını bekliyordum. Efendi Hazretleri’ne, dikkatli olmasını köpeğin her an kulübeden çıkabileceğini söyledim. Ha havladı, havlayacak derken, kulübenin önüne gelmiştik.
Ben şaşkındım; çünkü normalde şimdiye kadar çoktan bizi fark edip ortaya çıkması lâzımdı. Ama o da ne! Köpek, kulübesinde sessizce duruyordu. Birden başını dışarı çıkardı. Efendi Hazretleri’ne bakmaya başladı, tepeden tırnağa kadar bir güzel süzdü. Daha sonra başını ön iki ayağının arasına indirerek, yerde sürüne sürüne bize doğru geldi. Ben dehşetle olayı izliyordum. Şaşkın ve heyecanlı idim zira ortada çok garip bir hâdise vardı.
Köpeğim Efendi Hazretleri’nin önüne kadar geldi. Efendi Hazretleri’ne sevgiyle baktığını inanın hissetim ve köpeğim başını yana yatırdı. Efendi’ye bakarken artık vi ağlıyordu, gözlerinden süzülen yaşları bir görmeli idiniz. Efendi Hazretleri köpeğime tebessüm edip başıyla selâm verdi. Bu ne muazzam bir manzara idi! Tüylerim diken diken olmuştu. Ben köpeğimin bir zarar vermesinden korkarken, o, Efendi’nin önünde saygıyla eğilmiş, ağlıyordu.
Mahmut Efendi bana:
–Hadi gidelim.
Deyince sanki bir rüyadan uyanmıştım. Son derece hırçın ve saldırgan olan köpeğimin bu kadar sessiz ve sakin olması beni şaşırtmıştı. Ayrılırken köpeği elimle dürttüm. Dürtmemle bu sefer bana havlaması bir oldu. Sanki benim düşüncelerimi anlamış ve “Sen ne yapmaya çalışıyorsun?!” der gibiydi.
Eve dönerken Efendi Hazretleri bana şöyle diyordu:
–Eee, gördün mü? Köpek sahibini mahcup etmemek için, benim gibi bir…’ne havlamadı.”
Aman Allah’ım! bu ne büyük bir tevazu idi.
Bunları anlatan zat, anlatmasını bitirmiş, yüzünü cemaatten kürsüde olan Efendi Hazretleri’ne cevirdi ve yüksek bir ses tonuyla âdeta haykırdı:
–Efendi Hazretleri! Efendi Hazretleri! Sizlerin kıymetini, değerini hayvanlar bile anladı da bizler anlayamadık.
Bu hâdiseyi anlatan zat merdivenlerden inerken biz dâhil bütün cemaat hüngür hüngür ağlıyorduk.
Kıssayı anlatan: eski adalet bakanı İsmail Müftüoğlu
Kaynak: http://rasulunyolu.blogcu.com/mahmud-efendi-hazretleri-nin-kerametleri/10643868

.

IV – Abdülhamit Efendi Kenya Ormanlarında Dolaşırken Bir Arslan İle Karşı Karşıya Geliyor ve Arslan Ona Diyorki, Şeyh Nazım’a Git! Şey Nazım Kimdir Araştırıyor Buluyor, Kıbrısta Bir Evliya, Bir Mürşit..
Bu Abdülhamit efendi diyor, Kenya’da dolaşırken aslanla karşılaşmış birgün
Aslan ile karşı karşıya geliyor.
Aslan ona demişki şeyh nazıma git, sübhanallah.
Duyuyor orada aslanın dediğini anlıyo tabiki.
Aslan onla konuştu şeyh nazıma git dedi.
Şey nazım kimdir araştırıyor buluyor, kıbrısta bir evliya, bir mürşit.
Geliyor kıbırsa kimseye birşey söylemiyor, ben böyle bir aslanı gördüm bana böyle birşey söyledi.
Ses yok, şeyh edenfi hazretlerinin halkasında oturuyor, sohbeti dinliyor.
şeyh efendiyede hiçbirşey dememiş, buradaki insanlarada hiçbirşey anlatmamış
Ondan son, Şey efendi hazretleri diyor, sohbetin otasında bir kükredi aslan gibi, dışarıdan duysan içeride aslan var sanırsın, olayı duyan insan bize anlatıyor.
Ondan Sonra abdülhamit efendiye dönmüş, demişki Aslan sana nededi, demiş
O ana kadar Abdulhamit efendi kimseye birşey anlatmamış. Onu söyleyince diyor sırrını ihsan etmiş.
Böyle böyle birşey benim başımdan geçti…
Kaynak: Youtube, Kenya ormanlarında aslan ile konuşan Müslüman
Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=ohwx4qDALJE