Müşahede Nurlarıyla Kendini Aydınlatan Meczub-i Salik, Tam Bir Müşahede Ve Murakabe Halinde: “Ben Görmediğim Rabbe İbadet Etmem” Diye İlan Eder.

I – Meczub-i Salik Makamında Cenab-ı Hakk Bu Kimseye Önce, Keşif Verir, Yakın Nurları Ve Kalbinden Perdeyi Kaydırmak Suretiyle Tecelli Eder.Tam Bir Müşahede Ve Murakabe Halinde: “Ben Görmediğim Rabbe İbadet Etmem; (Hep O’nun Tecellilerinin Görmekteyim)” Diye İlan Eder
Hakk yoluna giren salih ve salikler dört kısma ayrılır:
• Mücerred salik (cezbesiz sülük eden)
• Mücerred meczub (sadece cezbe halinde olan ve kalan).
• Salik-i meczub (önce süluke başlayıp, peşinden cezbeye ulaşan).
• Meczub-i salik (bidayette cezbe halinde olup, ardından süluke başlayan).
Bunları biraz tanıtalım:
1- Mücerred salik: Bu kimse, irşad makamına ehil olamaz ve kendinde nefsani sıfatları kaldığından, o makama ulaşamaz. Muamele ve mücahade makamında, Allah Teala’nın rahmetinden kendisine nasib olanla yetinir. Fakat; mücahedesindeki meşakkat ateşinden kurtulup da, kendisiyle rahat edeceği bir hale ulaşamaz.
(…)
4- Meczub-i Salik: Cenab-ı Hakk bu kimseye önce, keşif verir, yakın nurları ve kalbinden perdeyi kaydırmak suretiyle tecelli eder. Müşahede nurlarıyla kendini aydınlatır. Kalbi açılır ve genişler. Bir aldanma yeri olan dünyadan uzaklaşıp ebediyyet yoluna yönelir. Hal denizinden kana kana içer. (Kendisini Hakk’tan alıkoyacak) bütün bağ ve engellerden kurtulur .
Tam bir müşahede ve murakabe halinde:
“Ben görmediğim Rabbe ibadet etmem; (hep O’nun tecellilerinin görmekteyim)” diye ilan eder.
Kaynak: Cennet Yolunun Rehberi – Şeyh Seyda Muhammed Konyevi, Özkevser Vakfı Yayınları, Konya 1997 (S.189-190)


(Ayet) Bir zamanlar, ‘Ey Musa! Biz Allah ‘ı açıkça görmedikçe asla sana inanmayız.’ demiştiniz de bakıp durur olduğunuz halde hemen sizi yıldırım çarpmıştı.”
Bakara Suresi;
55. Bir zamanlar, ‘Ey Musa! Biz Allah ‘ı açıkça görmedikçe asla sana inanmayız.’ demiştiniz de bakıp durur olduğunuz halde hemen sizi yıldırım çarpmıştı.”


(Ayet) Allah ‘Sen Beni göremezsin,’ buyurdu. ‘Ama şu dağa bak; eğer o yerinde durursa o zaman görürsün.’ Rabbi dağa tecellî edince onu paramparça etti, Musa da bayılıp kaldı.
A’raf Suresi
143. Musa tayin ettiğimiz vakitte (Tûr’a) gelip de Rabbi onunla konuşunca «Rabbim! Bana (kendini) göster; seni göreyim!» dedi. (Rabbi): «Sen beni asla göremezsin. Fakat şu dağa bak, eğer o yerinde durabilirse sen de beni göreceksin!» buyurdu. Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti, Musa da baygın düştü. Ayılınca dedi ki: Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tevbe ettim. Ben inananların ilkiyim.

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın