Keşfe Nail Olunca Senin “O” Olduğunu, “O”nunda Sen Olduğunu Anlarsın; Bir Kul, Kudsi Mertebeye Geçip, Ondan Kendisine Gelen Bir Keşif Olursa, Bilir ki: İşte, Allah’ın Zatı Kendi Zatının Aynıdır. Sen Veya Ben İnsan Dediğimiz Vakit, Biz Onun Aynı, Yani İnsan Kılığına Giren Belirtisi Oluruz

I – Biz Hakikatte Kullarız. Allah Da Muhakkak Bizim Mevlâmızdır. Sen Veya Ben İnsan Dediğimiz Vakit, Biz Onun Aynı, Yani İnsan Kılığına Giren Belirtisi Oluruz
ŞİİR
Eğer o olmasaydı veya biz olmasaydık, olan şeyler olmazdı.
Şu halde biz hakikatte kullarız. Allah da muhakkak bizim mevlâmızdır.
Sen veya ben insan dediğimiz vakit, biz onun aynı, yani insan kılığına giren belirtisi oluruz.
Şu halde sen insan sıfatı ile perdelenme, sana bir delil de gösterdi.
İster Hak ol, ister halk ol, Allah ile Rahman olursun.
Kaynak: Tefsir-i Kebir TEVİLAT : Muhyiddin-i Arabi ( 2 CİLT ) , Kitsan Basım Yayın(S.190)


II – Bir kul, Bu Kevnî Mertebeden Yükselir; Kudsi Mertebeye Geçip, Ondan Kendisine Gelen Bir Keşif Olursa, Bilir Ki: İşte, Allah’ın Zatı Kendi Zatının Aynıdır..
Kamil İnsanın Zatı Allah’ın Aynıdır.
Bir kul, bu kevnî mertebeden yükselir; kudsi mertebeye geçip, ondan kendisine gelen bir keşif olursa, bilir ki: İşte, Allah’ın zatı kendi zatının aynıdır. Böylece, zatı idrâk etmiş olur.
Kaynak: İnsan-ı Kamil cilt 1 – Abdulkerim Ceyli, Üçdal Neşriyat, İst-1980 (S.131)

O, şu varlığın aynıdır. Bu varlık da onun aynıdır..
“Sebebine gelince: Onun evveli, aynen âhiridir; önü aynen sonudur.
Kaynak: İnsan-ı Kamil cilt 1 – Abdulkerim Ceyli, Üçdal Neşriyat, İst-1980 (S.189)


III – Özünde Tam Bir Yüceliğe Sahip Bulunan Zat-ı İlâhiyi İdrâk Şu Yoldan Olur: Bileceksin Ki; Sen Osun; O Da Sen
Zat-ı ilâhiyi idrâk üzerinde duralım.. Bu da, bilmen gerekli bir konudur. Özünde tam bir yüceliğe sahip bulunan zat-ı ilâhiyi idrâk şu yoldan olur:
Bileceksin ki; sen osun; o da sen
Ne var ki bu: Kuru bir bilgi ile değil: Hakkapından ihsan olunan ilâhî bir keşfe sahip olmakla olur
Anlatılan keşfe, ilâhî bir ihsanla nail olup senin o olduğunu; onun da sen olduğunu bildikten sonra anlarsın ki: Bu böyledir.. Bunun böyle oluşundaysa.. ne bir ittihad ne bir hulul vardır..
Kaynak: İnsan-ı Kamil cilt 1 – Abdulkerim Ceyli, Üçdal Neşriyat, İst-1980 (S.133)


IV – İbni Arabi:” Bir Vakit Olur Ki Kul Şüphesiz Rab Olur. Başka Bir Vakitte De İftirasız Kulluk Ve Derekesine İner. Kul Kulluk Derekesine İnerse Hak İle Genişler. Rab Olursa Yaşayışı Daralır. O Halde Sen Rabb’ın Kulu Ol, Onun Kulunun Rabb’ı Olmaya Bakma; Sonra Bu İlgi Sebebiyle Ateşe Ve Erimeye Mahkûm Olursun
ŞİİR
Bir vakit olur ki Kul şüphesiz Rab olur. Başka bir vakitte de iftirasız kulluk ve derekesine iner.
Kul kulluk derekesine inerse Hak ile genişler. Rab olursa yaşayışı daralır.
Kul oluşundan dolayı nefsinin aynını görür, dilekleri şüphesiz Hak’tan genişler.
Rab oluşundan dolayı da Mülk ve Melekûl âlemlerindeki bütün mahlûkların kendisinden bir şey istediklerini görür.
Halbuki onların dileklerini yerine getirmekten zâtiyle âcizdir. Bundan dolayı bazı arifler bu yüzden ağlarlar.
O halde sen Rabb’ın kulu ol, Onun kulunun Rabb’ı olmaya bakma; sonra bu ilgi sebebiyle ateşe ve erimeye mahkûm olursun.
Kaynak: Fusus ul-Hikem – Muhyiddin-i Arabi, M.E.B. Yayınları, İst-1992 (S.95-96)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın