Hz Muhammed Kabirde Ondan Yardım İsteyenlere Yardım Eder, Aç Olanlara Ekmek; Para İsteyenlere Para Ve Altın Dağıtır, Onu Ziyarete Gelenlere Elma, Armut, Hurma Ve Süt İkram Eder

I – Ebül-Hayr Akta’ Medînede Beş Gün Aç Kalmışdı. Hucre-i Se’âdetin Yanına Gelip, Resûlullaha Selâm Verdi. Aç Olduğunu Bildirdi. Bir Yana Çekilip Uyudu. Kalktığında. Resûlullah Gelip, Büyük Bir Ekmek Verdi. Ebül-Hayr Diyor Ki, Çok Aç Olduğum İçin Hemen Yimeğe Başladım. Yansı Bitince Uyandım. Kalan Yansını Elimde Buldum

II – Ben Çocukdum. Acıkdım Diyerek Ağlardım. Babamı Çok Üzdüm. Babam Dayanamadı. Hucre-i Se’âdete Gelip “Yâ Resûlallah! Bu Gece Sana Müsâfiriz” Dedi. Bir Yana Oturdu. Gözlerini Kapadı. Gözünü Açıp, “Resûlullah Elime Para Verdi” Dedi. Avucunu Açdı. Paralar Gördüm. Bunlan Hem Kullandık, Hem De Sadaka Verdik. Rahatca Şirazda Evimize Geldik

III – Birkaç Gündenberi Evimde Yiyecek Yokdu. Hazret-i Fâtımanın Makamında, Yâ Resûlallah! Aç Kaldım Demiş, Buraya Gelip Uyumuşdum Rü’yâda, Yüce Ceddim Bir Kâse Süt Verdi, İçdim. Uyandım. Kâse Elimde İdi. Teşekkür İçin, Hucre-i Tâhire Önüne Geldim. Oradaki Zevkden, Lezzetden Güldüm, İşte Kâse!

IV – Seyyid Ahmed Medenî Efendi Çocukken Babasından Elma, Armut, Hurma Gibi Şeyler İsteyince, Satın Alamazmış. Oda Resûlullah’a Gidip Dilediğini İstermiş, Şebeke-i Se’âdetin İç Tarafından Bunlar Uzatılır, Alır Yermiş

.

I – Ebül-Hayr Akta’ Medînede Beş Gün Aç Kalmışdı. Hucre-i Se’âdetin Yanına Gelip, Resûlullaha Selâm Verdi. Aç Olduğunu Bildirdi. Bir Yana Çekilip Uyudu. Kalktığında. Resûlullah Gelip, Büyük Bir Ekmek Verdi. Ebül-Hayr Diyor Ki, Çok Aç Olduğum İçin Hemen Yimeğe Başladım. Yansı Bitince Uyandım. Kalan Yansını Elimde Buldum
İbn-i Celâh, Medînede fakîr düşmüşdü. Hücreni se’âdete gelip (Yâ ResûlALLAH! Bugün sana müsâfir geldim. Karnım çok açdır) dedi. Bir kenara çekilip uyudu. Resûlullah, rü’yâsında görünüp, büyük bir ekmek verdi. Diyor ki, çok aç olduğum için, hemen yemeğe başladım. Yarısı bitince, uyandım. Kalan yansını elimde buldum.
Ebül-Hayr Akta’ Medînede beş gün aç kalmışdı. Hucre-i se’âdetin yanına gelip, Resûlullaha selâm verdi. Aç olduğunu bildirdi. Bir yana çekilip uyudu. Rü’yâda, Resûlullahın geldiğini gördü. Sağında Ebû Bekr Sıddîk, solunda Ömer Faruk ve önünde Aliyyül Mürtezâ vardı. Hazret-i Alî gelip, yâ Ebel-Hayr! Kalk, ne yatıyorsun? Resûlullah geliyor dedi. Hemen kalkdı. Resûlullah gelip, büyük bir ekmek verdi. Ebül-Hayr diyor ki, çok aç olduğum için hemen yimeğe başladım. Yansı bitince uyandım. Kalan yansını elimde buldum
Kaynak: Vehhabiye Nasihat, H.Hilmi Işık, İhlas Vakfı, 11.Baskı, İst. 1979 (S.34)

.

II – Ben Çocukdum. Acıkdım Diyerek Ağlardım. Babamı Çok Üzdüm. Babam Dayanamadı. Hucre-i Se’âdete Gelip “Yâ Resûlallah! Bu Gece Sana Müsâfiriz” Dedi. Bir Yana Oturdu. Gözlerini Kapadı. Gözünü Açıp, “Resûlullah Elime Para Verdi” Dedi. Avucunu Açdı. Paralar Gördüm. Bunlan Hem Kullandık, Hem De Sadaka Verdik. Rahatca Şirazda Evimize Geldik
Ebû Abdullah Muhammed bin Ber’a hazretleri diyor ki, babam ile Mekkede parasız kaldık. Ebû Abdullah bin Hafîf de yanımızda idi. Güç hâl ile Medîneye geldik. Ben çocukdum. Acıkdım diyerek ağlardım. Babamı çok üzdüm. Babam dayanamadı. Hucre-i se’âdete gelip “Yâ ResûlALLAH! Bu gece sana müsâfiriz” dedi. Bir yana oturdu. Gözlerini kapadı. Biraz sonra, başını kaldırıp güldü. Sonra çok ağladı. Gözünü açıp, Resûlullah elime para verdi dedi. Avucunu açdı. Paralan gördüm. Bunlan hem kullandık, hem de sadaka verdik. Rahatca Şirazda evimize geldik.
Ahmed bir Muhammed Sofî diyor ki, Hicaz çöllerinde üç ay kadar dolaşdım. Hiçbir varlığım kalmadı. Güçlükle Medîneye geldim. Hucre-i se’âdet yanında Resûlullaha selâm verdim. Bir yana oturup uyudum. Resûlullah «sallALLAHü aleyhi ve sellem» görünüp, “Ahmed geldin mi? Avucunu aç !” buyurdu. Avucumu altınla doldurdu. Uyandım. Ellerim altın dolu idi
Kaynak: Vehhabiye Nasihat, H.Hilmi Işık, İhlas Vakfı, 11.Baskı, İst. 1979 (S.34)

.

III – Birkaç Gündenberi Evimde Yiyecek Yokdu. Hazret-i Fâtımanın Makamında, Yâ Resûlallah! Aç Kaldım Demiş, Buraya Gelip Uyumuşdum Rü’yâda, Yüce Ceddim Bir Kâse Süt Verdi, İçdim. Uyandım. Kâse Elimde İdi. Teşekkür İçin, Hucre-i Tâhire Önüne Geldim. Oradaki Zevkden, Lezzetden Güldüm, İşte Kâse!
Şerîf Mühessir Kasımı, Hucre-i se’âdetin Şam tarafındaki, teheccüd mihrabı önünde uyumuşdu. Ansızın kalkıp, Hucre-i se’âdetin önüne geldi. Gülerek geri gitdi. Mescid-i Nebî hizmetçilerinin müdîri olan Şemseddîn Savâb, mihrâb yanında idi. Niçin güldüğünü sordu.
“Birkaç gündenberi evimde yiyecek yokdu. Hazret-i Fâtımanın makamında, “Yâ ResûlALLAH! Aç kaldım” demiş, buraya gelip uyumuşdum. Rü’yâda, Yüce Ceddim bir kâse süt verdi, içdim. Uyandım. Kâse elimde idi. Teşekkür için, Hucre-i tâhire önüne geldim. Oradaki zevkden, lezzetden güldüm, işte kâse!” dedi.
“Misbâh-uz-zulam” kitabı bunu uzun yazmakdadır
Kaynak: Vehhabiye Nasihat, H.Hilmi Işık, İhlas Vakfı, 11.Baskı, İst. 1979 (S.35)

.

IV – Seyyid Ahmed Medenî Efendi Çocukken Babasından Elma, Armut, Hurma Gibi Şeyler İsteyince, Satın Alamazmış. Oda Resûlullah’a Gidip Dilediğini İstermiş, Şebeke-i Se’âdetin İç Tarafından Bunlar Uzatılır, Alır Yermiş
Seyyid Ahmed Medenî efendi, (Deîâil-ül-hayrât) kitabının sahibi olan Süleyman Cezûlî efendinin soyundandır. (Mir’ât-i Medine) kitabının yazıldığı binüçyüzbir (1301) -senesinde sağ idi. Babası fakîr imiş. Çocuk elma, armut, hurma gibi şeyler isteyince, satın alamazmış. Oyalamak için, git Resûlullahdan iste dermiş. Seyyid Ahmed efendi, Hucre-i se’âdet kapısına gidip, dilediğini istermiş, Şebeke-i se’âdetin iç tarafından bunlar uzatılır, alır yermiş
Kaynak: Vehhabiye Nasihat, H.Hilmi Işık, İhlas Vakfı, 11.Baskı, İst. 1979 (S.35)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın