I – Sayın Adnan Oktar, Siz Mehdimiziniz? Bir İnsan Eğer Allah Esirgesin, Ben Mehdiyim Derse Dinden Tam Anlamıyla Çıkar. Din İle Bağı Kalmaz. Çünkü “Ben Artık Masum Kusursuz İmtihana İhtiyacı Olmayan Cennete Gitmesi Kesinleşmiş İnsanım, Benim İmtihan Olmama Gerek Yok” Anlamına Gelir Bu Söz. Dolayısıyla Müslüman Bunu Diyemez. Amma Biz Ümitle Korku Arasındayız. Cennetede Gidebiliriz Cehennemede Girebiliriz. Tabi Biz Umarızki Cennete Gidelim Diye. Velide Olabiliriz Şaki De Olabiliriz. İnşallah Veli Olmayı Düşünüyoruz
II – Seyyid Olan (Hz Muhammed Soyundan Gelen) Adnan Oktar’ın Hz Davud’a Dayanan Şeceresi ve Adnan Oktar’ın Seyyid Değilde Yahudi Soyundan Geldiğine Dair Atılan İftiralara Kanıtlı Cevap
III – Bediüzzaman Seyyid Miydi? Eğer Öyle İse Neden Aşikâre Bir Biçimde Söylememektedir? Çünkü Seyyidlik Konusunda Bediüzzaman’ın Kendisini Öne Çıkarması Mehdilik İddiası Olduğunu Gündeme Getirecekti. Toplumda Mehdî Hakkında Öylesine Bir İmaj Yerleşmiştir Ki, O Sanki Harikulâde Özelliklere Sahip Bir Kimsedir.
.
I – Sayın Adnan Oktar, Siz Mehdimiziniz? Bir İnsan Eğer Allah Esirgesin, Ben Mehdiyim Derse Dinden Tam Anlamıyla Çıkar. Din İle Bağı Kalmaz. Çünkü “Ben Artık Masum Kusursuz İmtihana İhtiyacı Olmayan Cennete Gitmesi Kesinleşmiş İnsanım, Benim İmtihan Olmama Gerek Yok” Anlamına Gelir Bu Söz. Dolayısıyla Müslüman Bunu Diyemez. Amma Biz Ümitle Korku Arasındayız. Cennetede Gidebiliriz Cehennemede Girebiliriz. Tabi Biz Umarızki Cennete Gidelim Diye. Velide Olabiliriz Şaki De Olabiliriz. İnşallah Veli Olmayı Düşünüyoruz
Sunucu: Şimdi mehdilik konusuna gelmek isityorum. Bu konuyu araştımaya başladığım zaman, işte ahir zaman, kıyamet alametleri ve birkaç sitede buluna mehdinin özellikleri konusna geldim, uzun uzun inceledim. Gözlerimi kapattığımda fiziksel özellikleri, sanki bana sizi anlatıyormuş gibi geldi?
Adnan Oktar: Maşallah
Sunucu: Yani Bu sanırm sizi destekleyen birkaç sitede var içinde. Siz mehdimiziniz?
Adnan Oktar: Bir insan eğer Allah esirgesin, ben mehdiyim derse dinden tam anlamıyla çıkar. Din ile bağı kalmaz. Çünkü ben artık masum kusursuz imtihana ihtiyacı olmayan cennete gitmesi kesinleşmiş insanım, benim imtihan olmama gerek yok” anlamına gelir bu söz. Dolayısıyla Müslüman bunu diyemez. Amma biz ümitle korku arasındayız. Cennetede gidebiliriz cehennemede girebiliriz. Tabi biz umarızki cennete gidelim diye. Velide olabilriz şaki de olabiliriz. İnşallah veli olmayı düşünüyoruz.
İnşallah veli olmayı düşünüyoruz.
Sunucu: Şimdi ben seyircilerimizle beraber o özellikleri teker teker sayıyorum. Muhakkakki onlar bana katılacaklar. Bence en önemli özellik, seyitmisiniz?
Adnan Oktar: Evet seyidim, peygamber efedimizin soyundan geliyorum.
Sunucu: İkincisi, Geniş alınlı, gür saçlı, küçük burunlu, geniş ozumlu
Adnan Oktar: Evet karnı geniştir diyor, göğüsü geniştir diyor, bazı geniştir diyor, uylukları geniştir diyor, beni israilden bir uçur gibi diyor, Heybetli ve acardır diyor.
Sunucu: Peki sırtınızda bir mühür var mı?
Adnan Oktar: müslümanlıkta yalan söylemek yok. Ben tabiki yalan söylemem. evet sırtımda bir ben var, sırtımda büyükçe bir be var. sol kalp hizamda bir ben var.
Sunucu: ama ben şimdi haklı çıkıyor gibiyim.
Adnan Oktar: Yok ben haklı görüyorum tıpatıp hadislerdekinin aynısını benziyor, amma, bu mehdilik iddiası için yeterli olmaz. Şöyle diyeyim..
Sunucu: Çok özür dilerim çok özele girmek isitemiyorum ama bu konudaki samimiyetimide anlayın istiyorum. nerede ben? Ortadamı?
Adnan Oktar: yok, kalp hizamda.
Sunucu: Yani o zaman benim bu düşünmem hiç de anormal değil.
Adnan Oktar: Müslüman Müslüman hüsnüzan eder.
Sunucu: Çevrenizdeki insanlardamı böyle düşünüyor acaba? insanlar size aşık biliyor musunuz? Sizi sevenler size aşık gibi sanki..
Adnan Oktar: Maşallah, o Alah’ın tecellisini görüyorlar bende. Allah aşkı ile baktıkları için allah’!a olan sevgilerinin tezahürü oluyor..
Kaynak: Youtube / ŞOK* ADNAN OKTAR’DAN KONTV’YE ŞAŞIRTICI ACIKLAMALAR 7
.
II – Seyyid Olan (Hz Muhammed Soyundan Gelen) Adnan Oktar’ın Hz Davud’a Dayanan Şeceresi ve Adnan Oktar’ın Seyyid Değilde Yahudi Soyundan Geldiğine Dair Atılan İftiralara Kanıtlı Cevap
Sayın Adnan Oktar’ın şeceresi yıllardır ortadadır. Buna rağmen bazı karanlık çevreler, sözde halkın gözünde Adnan Oktar’ı küçültmek ve Harun Yahya eserlerinin dinsizliği yok edici etkisini yok etmek amacıyla Sayın Oktar’a Yahudilik iftirası atmaya başlamışlardır.
20-30 yıldır böyle birşey söylenmezken birden bire bu şekilde bir iftirayı gündeme getirmekle aslında bu karanlık çevreler Sayın Adnan Oktar’a bilmeden destek olmaktadırlar. Çünkü böylesine saçma iftiralar Türk Halkına, Sayın Adnan Oktar’ın gerçekten önemli bir mücadele yaptığı ve engellenmek istediği izlenimini vermektedir.
AKIL VE MANTIK DIŞI İFTİRA :”Adnan Oktar’ın babası Habib Gerez’dir. Habib Gerez ressam,şair ve hahamdır. Habib Gerez kadim bir arap yahudisidir. Adnan Oktar’in annesi ise Sami Günzberg’in kardeşi Hani’dir. Sami Günzberg bir alman yahudisidir ve Osmanlı sarayında dişçilik yapmıştır. Yani Adnan Oktar hem anadan hem babadan yahudidir. Kadıköy adliyesine başvurup soyismini değiştirdi Adnan Gerez oldu Adnan Oktar.”
(…)
Bu bilgiler bir liste halinde düzenlenmiş olup listelerde 3. sırada Adnan Oktar (Harun Yahya)’nın dedesinin dedesi olan Beslen Arslan ve ailesinin kaydı bulunmaktadır. Adnan Oktar’ın dedesi Ömer bey Kafkasya’da doğmuş,1902’de Ankara Bala kasabasına yerleşmiştir. Ömer Bey’in babası Hacı Yusuf,Hacı Yusuf’un babası ise Rus arşivlerinde seyyid olarak kaydı bulunan Beslen Arslan (Kasayev)’dır.
Adnan Oktar’ın babasının ismi resmi kayıtlarda Yusuf Oktar Arslan olarak geçmektedir. Arslan soyadı,Rus kaynaklarında da yer almaktadır.
Adnan Oktar kimdir ve tam biyografisini kendi agzindan dinleyebilirsiniz
Kaynak: hhttp://www.muhakeme.net/forum/dusunce-meclisi/101936-adnan-oktar-i-taniyalim.html
.
III – Bediüzzaman Seyyid Miydi? Eğer Öyle İse Neden Aşikâre Bir Biçimde Söylememektedir? Çünkü Seyyidlik Konusunda Bediüzzaman’ın Kendisini Öne Çıkarması Mehdilik İddiası Olduğunu Gündeme Getirecekti. Toplumda Mehdî Hakkında Öylesine Bir İmaj Yerleşmiştir Ki, O Sanki Harikulâde Özelliklere Sahip Bir Kimsedir.
Said Nursi Seyyid midir?
Resûl-i Ekremin (a.s.m.) torunu Hz. Hasan’ın soyundan gelenlere şerif, Hz. Hüseyin’in soyundan gelenlere de seyyid dendiğini biliyoruz. Müslümanlar bu pâk ve mübarek nesle özel bir ilgi ve sevgi gösterdikleri için şecerelerini bir bir tespit etmiş, hatta Osmanlılar seyyidlere maaş bile bağlamışlardır.
Bu nurânî ağaç, Hz. Hasan’dan Şah-ı Geylânî, Hz. Hüseyin’den Zeyne’l-Âbidin ve Cafer-i Sadık gibi yıldız isimleri meyve vermiştir. Hz. Mehdî’nin de aynı nesilden geleceğini hadis-i şeriflerden öğreniyoruz.
Muhakemât’ta, seyyid olmayanın seyyidim demesi, seyyid olanın da değilim demesinin haram olduğu kaydedilir.
Bu nurlu neslin unutulmaması, bilinmesi, tanınmasında büyük faydalar vardır. Çünki bu nuranî halkadan çağlar boyunca insanlığı aydınlatacak nice güneşler doğmuştur. Halk, Sünnet-i Seniyyeyi rehber edinen bu büyük insanları tanımalı, etraflarında halkalanmalıydılar. Yalnız rastgele kimseler de seyyidlik dâvâsında bulunmamalıydılar. Aksi halde karışıklıklar, dağınıklıklar, nesebî rekabetler çıkabilir, bu da ehl-i îmanın gücünü zayıflatırdı. Neseble övünme de ihlas ve tevazûya ters düşerdi.
Bediüzzaman seyyid miydi? Eğer öyle ise neden aşikâre bir biçimde söylememektedir?
Çünkü seyyidlik konusunda Bediüzzaman’ın kendisini öne çıkarması Mehdilik iddiası olduğunu gündeme getirecekti. Toplumda Mehdî hakkında öylesine bir imaj yerleşmiştir ki, o sanki harikulâde özelliklere sahip bir kimsedir. Bir çırpıda zulme gömülen dünyayı düzeltecek, hakkı, adaleti tesis edecek, kurtla kuzuyu barıştıracak, birden Sünnet-i Seniyyeyi yerleştirecek, Şeriatı hâkim kılacak… Ve bunları îman, hayat ve şeriat hakikatleri çerçevesinde gerçekleştirecek.
Bu durum gönlü kırık, morali bozuk birkısım mü’minlere büyük bir ümit ve tesellî kaynağı olurken, birçoklarına da aradıklarını bulamamanın, görememenin ezikliğini de yaşatabilmektedir.
Çünkü daha çok gördükleriyle hükmeden halk tabakası, bu vazifelerin üçünü birden bizzât Hz. Mehdî’nin şahsından beklemeye başlıyorlar. Devamını şahs-ı mânevînin yürüteceği bu hizmetin harikalığını tam göremedikleri için de hakikatlerin kuvveti bir derece noksanlaşıyor, kesin deliller zann-ı gâlibe dönüşmeye, mütehayyir ehl-i îmanda da muannid dalâlet ve zındıkaya karşı tam galebesi görünmemeye başlıyor. Ehl-i siyaset evhama kalkışırken bir kısım hocalar da itiraza kalkıyorlar.
Siyasîlerin evhamı büyük bir problem. Çünkü rahatsızlıklarını hücumlarını arttırarak aksettiriyorlar. Bir mektûbunda bu hususa dikkat çeken Bediüzzaman, böyle fikirleri ortaya atmanın, ehl-i dünya ve ehl-i siyaseti telaşa vereceğini, hatta verdiğini, hücumlara vesile olduğunu belirtiyor. Böyleleri Risale-i Nur’un neşrine zarar verebilirlerdi.
İşte bunlar ve daha başka önemli sebepler dolayısıyladır ki Bediüzzaman, bilhassa mahkemelerde seyyidliği konusunda aşikar ifadelerden kaçınmıştır.
Seyyidlik, dolayısıyla Mehdîlik meselesini gündeme getirme ve tartışma konusu yapmanın diğer bir önemli sakıncası da, herşeyden önce Risale-i Nur’un esas edindiği hakiki ihlasa, hiçbirşeye, hatta mânevî ve uhrevî makamlara dahi âlet olmayışına zarar vermesiydi.
Kaynak: http://www.bediuzzamansaidnursi.org/said_nursi_seyyidmidir.html