Peygamber Efendimiz, Manevi Oğlu Gavsü’l-Âzâm’ın Bu Ricasını Kırmayarak, Mübarek Elini Kabirlerinden Çıkartıp, Yüce Velî’nin Öpmesine İzin Vermiştir. Yüce Velî De, Üstün Saygı İle Resûlüllah’ın Elini Öperek Başına Koymuştur

I – Bu Menkıbe Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.S)’Nın Seyyid Abdulkadir Geylani Hazretleri (k.s.)’nin Omzuna Ayağını Koyması Hakkındadır: “Ey Oğlum, Ey Gözümün Nuru! Benim Bu İki Ayağım Senin Boynunda, Senin Ayakların İse, Allahü Teala’nın Bütün Velilerinin Boynundadır” Buyurdular

II – Âlemlere Rahmet Olan Levlâk Sultanı, Manevî Oğlu Gavsü’l-Âzâm’ın Bu Ricasını Kabul Buyurarak, Mübarek Kabirlerinden Elini Çıkartıp, Yüce Velî’nin Öpmesi İmkânını Lütuf Ve Bahşeylemiştir. Yüce Velî De, Üstün Saygı İle Resûlüllah’ın Elini Öperek Başına Koymuştur

III – Hac Dönüşü Medine-i Münevverede Resul-i Erkemin (s.a.v.) Mübarek Türbesini Ziyareti Esnasında Şu Mealdeki Manzumeyi Söyledi: “Uzaktık, Toprağını Öpmek İçin Efendim, Kendim Gelmez Vekil Ruhumu Gönderirdim. Şimdi Seni Ziyaret Ni’meti Oldu Nasip, Ver Mübarek Elini Dudağım Öpsün Habib”. Şiir Bitince, Peygamberimizin (s.a.v.) Kabrinden Mübarek Elleri Göründü. Seyyid Ahmed Rufai De, Son Derece Ta’zim Ve Hürmetle Eli Öptü. Orada Bulunan Herkes Hayretle Hadiseyi Gördü. Bu Keramet Pek Meşhur Olup, Dilden Dile Günümüze Kadar Gelmiştir

.

I – Bu Menkıbe Hazreti Muhammed Mustafa (S.A.S)’Nın Seyyid Abdulkadir Geylani Hazretleri (k.s.)’nin Omzuna Ayağını Koyması Hakkındadır: “Ey Oğlum, Ey Gözümün Nuru! Benim Bu İki Ayağım Senin Boynunda, Senin Ayakların İse, Allahü Teala’nın Bütün Velilerinin Boynundadır” Buyurdular
Bu menkıbe Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.s)’nın Seyyid Abdulkadir Geylani Hazretleri (k.s.)’nin omzuna ayağını koyması hakkındadır.
Cevahiru-l Galaid’in sahibi, “Mecmua’l Fezail” adlı eserden naklederek şöyle dedi; “Allah (Celle Celalühü) onların hepsinden razı olsun. Sofilerin şeyhlerinden işittim ki; seyyidimiz şeyh Seyyid Abdülkadir Geylani Gavsu’l Azam’dır. Çünkü her ne vakit Gavs kelimesi anılsa, maksat Seyyid Abdülkadir Geylani olur. Çünkü ona Hakk tarafından Gavs diye hitab olundu. Risale-i Gavsiye’de de böyle zikredilir.
“Seyyid Abdülkadir Geylani, miraç gecesinde Peygamber Efendimizi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i gördü.
Bu mübarek gecede, “Velayeti Muhammediye makamı” ve “Mahbubluk Veraseti Hilati” ile şereflendi. Allah (Celle Celalühü) ondan razı olsun. Seyyid Abdülkadir Geylani’den nakledildiğine göre; “Dedem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) miraca çıktığında, Sidretul müntehaya ulaşınca, Cebrail (Aleyhisselam) durdu ve;
– “Ya Muhammed! Bir parmak ucu geçersem yanarım” dedi. Allah (Celle Celalühü) insanların ve cinlerin seyyidinden istifade etmem için benim ruhumu o makama gönderdi. O’na ve O’nun aline ve ashabına salat ve selam olsun. Onunla şereflendim ve ben büyük nimetlere kavuştum. Yüksek verasete ve hilafete eriştim. Burağın yerine geçtim. Hatta dedem Rasulullah sırtıma bindi. “Kabe Kavseyn” makamına ulaşana kadar dizginlerim elindeydi. Ve;
– Ey oğlum, ey gözümün nuru! Benim bu iki ayağım senin boynunda, senin ayakların ise, Allahü Teala’nın bütün velilerinin boynundadır” buyurdu.”
Kaynak: http://www.abdulkadirgeylanidernegi.net/?Syf=26&Syz=338867

.

II – Âlemlere Rahmet Olan Levlâk Sultanı, Manevî Oğlu Gavsü’l-Âzâm’ın Bu Ricasını Kabul Buyurarak, Mübarek Kabirlerinden Elini Çıkartıp, Yüce Velî’nin Öpmesi İmkânını Lütuf Ve Bahşeylemiştir. Yüce Velî De, Üstün Saygı İle Resûlüllah’ın Elini Öperek Başına Koymuştur
Gavsü’l-âzâm Abdülkâdîr Geylânî, ol Heykeli samedânî öyle nakil buyururlar ki:
Bir gün Medine-i Münevvere’ye giderek yüce Nebî’mizin Türbe-i saadetlerini ziyaret etmişlerdi.
Yüce velî huzur-u Nebevî’de, kırk gün ayak üstünde iki cihan serverini ziyaretle şu anlama gelen bir şiir okumuşlardır:
—«Yâ Resûlullah! Günâhlarım, şu uçsuz, bucaksız deryaların sonsuz dalgalan kadardır. Belki, onlardan da çoktur. Âdeta, en azametli dağlar yüceliğindedir. Bütün niyazım mübarek elini öpmektir.»
Âlemlere rahmet olan Levlâk sultanı, manevî oğlu Gavsü’l-âzâm’ın bu ricasını kabul buyurarak, mübarek kabirlerinden elini çıkartıp, yüce velî’nin öpmesi imkânını lütuf ve bahşeylemiştir.
Yüce velî de, üstün saygı ile Resûlüllah’ın elini öperek ba¬şına koymuştur.Hemen ilâv.e edelim ki; Gavsü’l-âzâm’ın ceddi pâki (temiz soyu) iki cihan serveri (s.a.v.) ile görüşmesi bundan ibaret değildir.
Kaynak: Gayb’ın Dili Abdülkadir Geylani’nin Menkıbeleri… – Muhammed Sadık Ul Sadi, Kitsan, İst. 1996, Tercüme: Seyyid Hüseyin Fevzi Paşa (S.115)

.

III – Hac Dönüşü Medine-i Münevverede Resul-i Erkemin (s.a.v.) Mübarek Türbesini Ziyareti Esnasında Şu Mealdeki Manzumeyi Söyledi: “Uzaktık, Toprağını Öpmek İçin Efendim, Kendim Gelmez Vekil Ruhumu Gönderirdim. Şimdi Seni Ziyaret Ni’meti Oldu Nasip, Ver Mübarek Elini Dudağım Öpsün Habib”. Şiir Bitince, Peygamberimizin (s.a.v.) Kabrinden Mübarek Elleri Göründü. Seyyid Ahmed Rufai De, Son Derece Ta’zim Ve Hürmetle Eli Öptü. Orada Bulunan Herkes Hayretle Hadiseyi Gördü. Bu Keramet Pek Meşhur Olup, Dilden Dile Günümüze Kadar Gelmiştir
Ahmed Rufai hazretlerinin talebelerine bağlılığı çok fazlaydı.Onların arasında bulunmanın, onlarla sohbet etmenin, büyük sevaplar hasıl eden ibadet olduğunu buyurur ve talebelerine de kendi talebelerine böyle yapmalarını tavsiye ederdi.Allah adamlarıyla beraber olmayı sever, onların dualarını almaya çalışırdı.Düşkünleri çok seve, her zaman onları himaye etmeye çalışırdı.Eli, ayağı olmayan veya cüzzam gibi ağır hasta olan kimseleri yanına alır, onları bizzat kendi eliyle yıkar, temizler ve elbiselerindeki yırtıkları yamardı.Onlardan haz duyduğunu bildirir talebelerini de teşvik ederdi.Acıkmış bir fakiri görse, gider kendi eliyle yiyecek hazırlar, beraberce yerlerdi. Buyurdu ki “Büyük evliyalık yollarından geçirildim.Fakat fakirlik başkaları gözünde hakir olmak ve hastalık ve Allahu tealaya yakın ve daha uygun yok göremedim”.Bir yere gidip de dönerken yanında hazır bulundurduğu ipine, topladığı odunları bağlardı.Bunları getirir, şehirde bulunan dul, yetim,fakir,hasta olanlara dağıtırdı.Dünya malına hiç kıymet vermez,onları dine hizmette kullanırdı.Kendisi için dünyalık namına hiçbir şey alı koymazdı.Bütün malını fakir Müslümanlara dağıtırdı. Ahmed Rufai hacca gitmişti.Hac dönüşü Medine-i münevverede Resul-i Erkemin (s.a.v.) mübarek türbesini ziyareti esnasında şu mealdeki manzumeyi söyledi: “Uzaktık, toprağını öpmek için efendim, kendim gelmez vekil ruhumu gönderirdim.Şimdi seni ziyaret ni’meti oldu nasip, ver mübarek elini dudağım öpsün Habib”.
Şiir bitince, Peygamberimizin (s.a.v.) kabrinden mübarek elleri göründü.Seyyid Ahmed Rufai de, son derece ta’zim ve hürmetle eli öptü.Orada bulunan herkes hayretle hadiseyi gördü.Peygamber efendimiz’in (s.a.v.)mübarek ellerini öptükten sonra, Ravda-i Mutahharanın kapılarının eşiklerine yattı.Ağlayarak oradaki cemaatin cümlesine, “Üzerime basarak geçiniz” diye yalvardı.Alimler başka kapılardan çıkmaya mecbur olru.Diğer kimseler üzerine basarak kapıdan çıktılar.Bu keramet pek meşhur olup,dilden dile günümüze kadar gelmiştir.
Kaynak: https://ehlibeytvakfi.org/seyyid-ahmed-er-rufai-hz/

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın