Hz Muhammed Ziyaretime Gelip “Ümmetime Hikmet Hakkında Vaaz Ve Nasihatta Bulun” Diye Emretti. Yâ Resûlâllah, Ben Daha Gencim Ve Acemiyim Nasıl Olur Da Bağdat Âlimlerine Karşı Vaaz Edebilirim?.. Hazreti Fahri Âlem:. “Aç Ağzını!…” Buyurdu. Hazreti Pîr Ağzını Açtığında Mübarek Tükürüklerini Yedi Kere Ağzına Bıraktı. «Ümmetime Hikmet Ve Doğrulukla Vaaz Et» Buyuruyordu

I – Rivayet Olunur Ki; Hicrî 521 Senesinin Şevval Ayının 10. Günü Sabaha Karşı 51 Yaşlarında İken Hz. Fahri Kâinat Efendimizin Rûhaniyeti Zuhur Edip “Ey Evlâdım Abdülkadir, Bağdat’ta Camii Kebîr’de Ümmetime Hikmet Hakkında Vaaz Ve Nasihatta Bulun” Diye Emir Buyurdu. Abdülkadir Geylânî Hazretleri: Yâ Resûlâllah, Ben Daha Gencim Ve Acemiyim Nasıl Olur Da Bağdat Âlimlerine Karşı Vaaz Edebilirim?.. Hazreti Fahri Âlem:. “Aç Ağzını!…” Buyurdu. Hazreti Pîr Ağzını Açtığında Mübarek Tükürüklerini Yedi Kere Ağzına Bıraktı. «Ümmetime Hikmet Ve Doğrulukla Vaaz Et» Buyuruyordu

II – Âlem-i Mânâda Resûlullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellemi Görmüştüm. Mefhâr-i Mevcudat Şems-i Dü-Cihân Hazretleri İhya Kitabına Nazar Buyurmaktadır. “Muhammed Mustafa (S.a.v) Araba Ve Aceme; Cin Ve İnsin Kâffesine Peygamber Olarak Göndermiştir” Cümlesini Okuyunca, Resûlıdlah Efendimiz-Memnun Ve Mahzuz Oldular. Etrafına Bakıp, “Gazali Nerededir?” Buyurdular… Gördüm Ki, İmâm Gazali Birden Efendimizin Önünde Görüldü, Kemâl-i Edeb İle Selâm Verdi. Fahr-ı Kâinat Efendimiz Selâmını Aldılar. Gazali, Onun Mübârek Ellerini Hürmetle Öptü

III – Bu Yüce Mecliste Resûlüllah’ın Huzuruna Çağırılarak Emir Ve İcazetleriyle O Zatın Ellerini Öperler Ve Kenrine Biat Ederler. Bu Da Tamamlandıktan Sonra, O Zât-I-Şerife: Var, Ümmetimi Dilediğin Gibi Terbiye Ederek Hakka Ulaştır, Diye İzin Ve Ruhsat Verilir. Bu Suretle, Resûlüllah’ın İcazetiyle Hücrelerine Gelir Ve Otururlar, Kendilerine Ismarlanan Memuriyetlerinin İcrası İle Meşgul Olurlar

.

I – Rivayet Olunur Ki; Hicrî 521 Senesinin Şevval Ayının 10. Günü Sabaha Karşı 51 Yaşlarında İken Hz. Fahri Kâinat Efendimizin Rûhaniyeti Zuhur Edip “Ey Evlâdım Abdülkadir, Bağdat’ta Camii Kebîr’de Ümmetime Hikmet Hakkında Vaaz Ve Nasihatta Bulun” Diye Emir Buyurdu. Abdülkadir Geylânî Hazretleri: Yâ Resûlâllah, Ben Daha Gencim Ve Acemiyim Nasıl Olur Da Bağdat Âlimlerine Karşı Vaaz Edebilirim?.. Hazreti Fahri Âlem:. “Aç Ağzını!…” Buyurdu. Hazreti Pîr Ağzını Açtığında Mübarek Tükürüklerini Yedi Kere Ağzına Bıraktı. «Ümmetime Hikmet Ve Doğrulukla Vaaz Et» Buyuruyordu
Rivayet olunur ki; hicrî 521 senesinin Şevval ayı-nın 10. günü sabaha karşı 51 yaşlarında iken Hz. Fahri Kâinat efendimizin rûhaniyeti zuhur edip:
— Ey evlâdım Abdülkadir, Bağdat’ta Camii Kebîr’de ümmetime hikmet hakkında vaaz ve nasihatta bulun.
Diye emir buyurdu. Abdülkadir Geylânî Hazretleri:
— Yâ Resûlâllah, ben daha gencim ve acemiyim Nasıl olur da Bağdat âlimlerine karşı vaaz edebilirim?..
Hazreti Fahri Âlem:
— Aç ağzını!…
Buyurdu. Hazreti Pîr ağzını açtığında mübarek tükürüklerini yedi kere ağzına bıraktı. «Ümmetime hikmet ve doğrulukla vaaz et» buyuruyordu.
Hazreti Pîr Abdülkadir Geylânî sabah namazını kılıp kürsüye çıktığında mescidde bulunan ulemâ ve nice velîler ve cemâat hepsi yüzünü Hazreti Pîr’e çevirdi. Hazreti Abdülkadir Geylânî bu kalabalığı ve üzerine dikilen bakışları görünce birden şaşırdı. Nutku tutuldu; bir kelime dahi söyleyemedi. Hemen o anda başucunda Şâhı Vilâyet Hazreti Ali (K.V.) peydah olup dedi ki:
—Yâ Abdelkadir, niçin konuşmuyorsun?
Gavsül A’zam Seyyid Abdülkadir dedi ki:
—Cemâatin çokluğu bana şaşkınlık veriyor.
Hazreti Ali (K.V.):
—Aç ağzını, dedi.
Seyyid Abdülkadir ağzını açtığında beş kere de o tükürüğünü ağzına bıraktı. O zaman Hazreti Şeyh Abdülkadir ‘in hitabı açıldı.
Kaynak: Allah’a ve Resulune En Yakın Yol – Sıddık Naci Eren, Demir Kitabevi, İst-1985 (S.29-30)

.

II – Âlem-i Mânâda Resûlullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellemi Görmüştüm. Mefhâr-i Mevcudat Şems-i Dü-Cihân Hazretleri İhya Kitabına Nazar Buyurmaktadır. “Muhammed Mustafa (S.a.v) Araba Ve Aceme; Cin Ve İnsin Kâffesine Peygamber Olarak Göndermiştir” Cümlesini Okuyunca, Resûlıdlah Efendimiz-Memnun Ve Mahzuz Oldular. Etrafına Bakıp, “Gazali Nerededir?” Buyurdular… Gördüm Ki, İmâm Gazali Birden Efendimizin Önünde Görüldü, Kemâl-i Edeb İle Selâm Verdi. Fahr-ı Kâinat Efendimiz Selâmını Aldılar. Gazali, Onun Mübârek Ellerini Hürmetle Öptü
Tasavvuf ulularından ve şâfiî fakihlerinden. Şihabüddin Ebu Hafs Ömer bin Muhammed Sühreverdî hazretleri «Avarifü’l – Me’â-rif» adlı kitabında, İmâm Gazali ve İhyâ’sı ile ilgili şu keşfini nakleder:
«Âlem-i mânâda Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi görmüş¬tüm. Mefhâr-i mevcudat Şems-i dü-cihân hazretleri ihya kitabına na¬zar buyurmaktadır. Kitâbu Kavaaidi’l-‘Akaaid kısmındaki “Allahü Teâlâ Nebiyyi’l – ummiyyi’l – Kureyşî Muhammed Mustafa sallalla¬hu aleyhi ve sellemi Araba ve Aceme; cin ve insin kâffesine peygam¬ber olarak göndermiştir” cümlesini okuyunca, Resûlullah Efendimiz memnun ve mahzuz oldular. Etrafına bakıp, “Gazali nerededir?” bu¬yurdular… Gördüm ki, İmâm Gazali birden Efendimizin önünde gö¬rüldü, kemâl-i edeb ile selâm verdi. Fahr-ı Kâinat Efendimiz selâmını aldılar. Gazali, onun mübârek ellerini hürmetle öptü
Kaynak: İhyau’ulumi’d-din Cilt 1 – İmam Gazali, Bedir Yay., Tercüme: Ahmed Serdaroğlu, İstanbul 1985 (S.51)

.

III – Bu Yüce Mecliste Resûlüllah’ın Huzuruna Çağırılarak Emir Ve İcazetleriyle O Zatın Ellerini Öperler Ve Kenrine Biat Ederler. Bu Da Tamamlandıktan Sonra, O Zât-I-Şerife: Var, Ümmetimi Dilediğin Gibi Terbiye Ederek Hakka Ulaştır, Diye İzin Ve Ruhsat Verilir. Bu Suretle, Resûlüllah’ın İcazetiyle Hücrelerine Gelir Ve Otururlar, Kendilerine Ismarlanan Memuriyetlerinin İcrası İle Meşgul Olurlar
O Zât-ı-vâlâ-kadir için, o büyük mecliste hazırlanmış bulunan makam Sırrı hilâfet olan irşat postudur ki, ona oturması emrolunur ve sonra, Server-i-enbiyâ ve Sertâc-ı-evliyâ, Mefhar-i-mevcudat ve Eşref’i-mahlûkat aleyhisselâm efendimiz hazretleri, el kaldırarak bir yüce dua ederler ve hazır bulunanlar (Âmin) diyerek ellerini yüzlerine sürüp (Fatiha) buyururlar.
Duadan sonra, o Zât-ı-şerifin hilâfet müddetince irşat edeceği zevattan, zamanında ne kadarı geçecekse Ehlullah, inâbe alacak dervişleri, bu yüce mecliste Resûlüllah’ın huzuruna çağırılarak emir ve icazetleriyle o zatın ellerini öperler ve kenrine biat ederler. Bu da tamamlandıktan sonra, o Zât-ı-şerife:
—Var, ümmetimi dilediğin gibi terbiye ederek Hakka ulaştır, diye izin ve ruhsat verilir. Bu suretle, Resûlüllah’ın icazetiyle hücrelerine gelir ve otururlar, kendilerine ısmarlanan me-muriyetlerinin icrası ile meşgul olurlar.
Kaynak: Miftahul Kulub 2 (Kalblerin Anahtarı) Mehmed Nuri Şemsüddin Nakşibendi, Salah Bilici Kitabevi, İst-1979 (s: 45-46)

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın