(Yorum) Peygamberler İstedikleri Zaman Mucize Göstermezken, Senin Şeyhin Yaşlı Bir Kadın Onu Yanlış Anlamasın, Gavslığına Zeval Gelmesin Diye Peygamberlerden Daha Üstün Keramet Gösteriyor Demek?

I – Mucize, Allah’ın Bir Fiilidir. Onu Peygamberi Elinde Yaratan Ve Gösteren, Bizzat Allah (c.c) tır. Peygamberlik İddiasıyla Ortaya Çıkan Ve İnkarcılara Karşı Meydan Okuyan Bir Zatın Elinde, Onu İnkâr Eden Herkesi Aciz Bırakan Böyle Bir Harika İzhar Edilmesi, Peygamberlik İddiasını İspat Ve Tasdik Manası Taşır.

II – Hakikatte Bu Mucizeler, Ancak Allahü Teâlânın Emir Ve Müsaadesi Ve Yaratması İle Meydana Geldi. Bizim Gibi İnsan Olan Peygamberler, Kendiliklerinden Mucize Yapamazlar. Mucize, Ancak Allahü Teâlâ Tarafından Yaratılır.

.

I – Mucize, Allah’ın Bir Fiilidir. Onu Peygamberi Elinde Yaratan Ve Gösteren, Bizzat Allah (c.c) tır. Peygamberlik İddiasıyla Ortaya Çıkan Ve İnkarcılara Karşı Meydan Okuyan Bir Zatın Elinde, Onu İnkâr Eden Herkesi Aciz Bırakan Böyle Bir Harika İzhar Edilmesi, Peygamberlik İddiasını İspat Ve Tasdik Manası Taşır.
Mucize, Allah’ın bir fiilidir. Onu Peygamberi elinde yaratan ve gösteren, bizzat Allah (c.c) tır. Peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan ve inkarcılara karşı meydan okuyan bir zatın elinde, onu inkâr eden herkesi aciz bırakan böyle bir harika izhar edilmesi, peygamberlik iddiasını ispat ve tasdik manası taşır. Çünkü peygamberin böyle bir harika göstermesi, “kulum, peygamberlik iddiasında sadıktır, kendiside, tebliğ ettiği sözler de, doğru ve gerçektir” demektir. Tarifteki, “peygamberlik iddiasında bulunmak” ve “meydan okumak” (tahaddi) şartlar, mucizeyi, Allah’ın salih kulları olan evliyâ’nın gösterdikleri “kerâmet” adı verilen ve benzeri diğer fevkalâde hadiselerden ayırır. Çünkü Allah dostları olan evliyanın, “peygamberlik iddiası” ve “meydan okuma” vasfı yoktur. Onların gösterdiği kerâmetler, tâbi oldukları ve şerîatı üzere yaşadıkları peygamberlerin bir tür mucizesi sayılır (Celâl ed-Devânî, Şerhu’l-Akâidi’l-Adudiyye, II, 277).
Kaynak: https://sorularlaislamiyet.com/kaynak/mucize

.

II – Hakikatte Bu Mucizeler, Ancak Allahü Teâlânın Emir Ve Müsaadesi Ve Yaratması İle Meydana Geldi. Bizim Gibi İnsan Olan Peygamberler, Kendiliklerinden Mucize Yapamazlar. Mucize, Ancak Allahü Teâlâ Tarafından Yaratılır.
Kur’an-ı kerim, Allahü teâlâ tarafından vahiy edilen muazzam bir eserdir. Şimdi bunu tetkik edelim:
Yeni bir peygamber zuhur edince, onun etrafında toplanan halk, ondan mucizeler bekler. Gerek Musa aleyhisselam, gerek İsa aleyhisselam peygamberliklerini ispat etmek için mucizeler göstermek zorunda kaldılar. Hakikatte bu mucizeler, ancak Allahü teâlânın emir ve müsaadesi ve yaratması ile meydana geldi. Bizim gibi insan olan Peygamberler, kendiliklerinden mucize yapamazlar. Mucize, ancak Allahü teâlâ tarafından yaratılır. Peygamberler ancak, Allahü teâlânın yarattığı mucizeleri insanlara gösterirler.
Kaynak: http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=459

.

(Ayet) Bir de kalkmış: ‘Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil mi’ diyorlar. Sen de ki: ‘Gayb âlemi ancak Allah’ındır. Gaybı bilmek O’na mahsustur. O halde bekleyin bakalım, ben de sizinle beraber bekliyorum!
Yunus,
20. Bir de kalkmış: ‘Ona Rabbinden bir mucize indirilmeli değil mi’ diyorlar. Sen de ki: ‘Gayb âlemi ancak Allah’ındır. Gaybı bilmek O’na mahsustur. O halde bekleyin bakalım, ben de sizinle beraber bekliyorum!’”

 

(Ayet) Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.”
İSRA Suresi
(90-93) Dediler ki: “Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz.” De ki: “Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resûl olarak gönderilen bir beşerim.”

 

(Ayet) Kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklarına dair kuvvetli bir şekilde Allah’a yemin ettiler. De ki: Mucizeler ancak Allah katındadır. Ama mucize geldiğinde de inanmayacaklarının farkında mısınız?
En’âm,
109. Kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklarına dair kuvvetli bir şekilde Allah’a yemin ettiler. De ki: Mucizeler ancak Allah katındadır. Ama mucize geldiğinde de inanmayacaklarının farkında mısınız?”

 

(Ayet) Dediler ki: Ey Hud! Sen bize açık bir mucize getirmedin, biz de senin sözünle tanrılarımızı bırakacak değiliz ve biz sana iman edecek de değiliz.
Şuarâ,
154. “Sen de ancak bizim gibi bir insansın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir mucize getir.”

Şuarâ,
187. Şayet doğru sözlülerden isen üstümüze gökten azap yağdır..

Hûd,
53. Dediler ki: Ey Hud! Sen bize açık bir mucize getirmedin, biz de senin sözünle tanrılarımızı bırakacak değiliz ve biz sana iman edecek de değiliz.

Bakara,
55. Bir zamanlar, ‘Ey Musa! Biz Allah ‘ı açıkça görmedikçe asla sana inanmayız.’ demiştiniz de bakıp durur olduğunuz halde hemen sizi yıldırım çarpmıştı.”

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın