O Gavs’da Tıpkı Hz İsa Gibi Suyun Üstünde Yürümüştür Fakat Bu Yürüyüşünde Hayvanlar Ona Hürmet Göstermiştir

I – Bir Gemide İbrahim Havvas Hz.leriyle Bir Yahudi Hahamı Tanışıyorlar Ve Dinleri Hakkında Konuşuyorlar. Yahudi, İbrahim Havvas’a Dedi Ki: “O Halde Sen Dininin Üstün Olduğunu İddia Ediyorsun. İşte Deniz, Üstünde Yürü, Ben Yürürüm” Demiş Ve Kendisini Denize Atarak Yürümüş

II – Hasan Basri Bir Gün Dicle Irmağı Kıyısına Geldi. Karşıya Geçmek İçin Gemi Bulamadı. Habib Geldi: Üstad! İlmin Varsa Ayağını Suya Vur Geç” Dedi. Habib Ayağını Dicle Irmağına Bastı, Geçti. Hasan Ağladı. Aklı Gitti, Düştü…

III – Kendilerine, Şeyh Abdûlkadir (ks)’in Dicleye Doğru Gittiği Haber Verilince Oraya Doğru Koştular. Bir De Gördüler Ki, Şeyh Abdûlkadir (Ks) Nehrin Ortasında Yürüyerek Onlara Doğru Geliyor, Oradaki Bütün Balıklar Dile Gelmiş, O’na Selam Veriyorlardı

.

I – Bir Gemide İbrahim Havvas Hz.leriyle Bir Yahudi Hahamı Tanışıyorlar Ve Dinleri Hakkında Konuşuyorlar. Yahudi, İbrahim Havvas’a Dedi Ki: “O Halde Sen Dininin Üstün Olduğunu İddia Ediyorsun. İşte Deniz, Üstünde Yürü, Ben Yürürüm” Demiş Ve Kendisini Denize Atarak Yürümüş
İbrahim Havas bir yahudinin yalan hikayesi
Bu anlatılanlara göre A. Debbağ (r.a.) misal olarak buyurdu
-İbrahim Havvas Hz.leriyle bir Yahudi’nin hikâyesi buna uygundur. Bir gemide ibrahim Havvas Hz.leriyle bir Yahudi hahamı tanışıyorlar ve dinleri hakkında konuşuyorlar. Yahudi, İbrahim Havvas’a dedi ki: “O halde sen dininin üstün olduğunu iddia ediyorsun. İşte deniz, üstünde yürü, ben yürürüm” demiş ve kendisini denize atarak yürümüş. İbrahim Havvas Hz.leri diyor ki: “Vay başıma gelenler. Yahudi’nin yanında bu benim için ne zillettir! Ya yürüyemezsem.” Fakat yine kaldırıp o da kendini denize atıyor ve Cenab-ı Hakk’ın yardımıyle o da deniz üstünde yürüyor. Sonra karaya çıkıyor. Haham diyor ki: “Hayır, hayır. Bu olmadı. İkimiz de yürüdük. Şimdi seninle bir yolculuğa çıkacağız. Şu şartla ki, hiçbir sefire girmeyeceğiz. Sahralarda dolaşacağız.” İbrahim Havvas Hz.leri “Peki” diyor, “İstediğin gibi olsun” Kırlara çıktılar, 3 gün dolaştılar, hiçbir şey yemediler. Bir yere oturdular. O sırada bir köpek ağzında üç ekmekle gelip hahamın önüne ekmekleri koydu ve dönüp gitti, ibrahim Havvas Hz.leri diyor ki: “Haham bana, buyur beraber yiyelim diye teklif dahi etmedi ve kendi yedi. Ben aç kaldım. Bunun üzerine çok güzel yüzlü, kokulu bir delikanlı elinde misli görülmemiş bir ziyafet yemeği ile çıka geldi. Onu benim önüme koydu ve gitti. Bu defa ben Yahudi’ye teklif ettim, “buyur beraber yiyelim” dedim. Fakat yemedi, ben yedim. Bundan sonra Yahudi dedi ki: “Ya ibrahim! Bizim de dinimiz,, sizin de dininiz Hak üzerinedir. Her ikisi de meyva veriyor. Fakat sizin dininiz daha ince, daha lâtif. Müsaade eder misin, ben de sizin dininize gireyim) dedi ve İslâm oldu ve benim halifelerimden tasavvufta gerçekleşmiş biri oldu.”
Kaynak: Kitab-ül-ibriz, Abdülaziz Ed-Debbağ, Seha Neşriyat, İst. (S.549-550)

.

II – Hasan Basri Bir Gün Dicle Irmağı Kıyısına Geldi. Karşıya Geçmek İçin Gemi Bulamadı. Habib Geldi: Üstad! İlmin Varsa Ayağını Suya Vur Geç” Dedi. Habib Ayağını Dicle Irmağına Bastı, Geçti. Hasan Ağladı. Aklı Gitti, Düştü…
Nakildir: Hasan Basri bir gün Dicle ırmağı kıyısına geldi. Karşıya geçmek için gemi bulamadı. Habib geldi:
“Üstad! Burada neylersin” dedi. Hasan:
“Bir yere gitsem gerek, illa geçmek için gemi yok” dedi.
“Üstad! İlmin varsa hasedi gönlünden gider, dünyada iğrek belaları ganimet tut ve cemi işleri Hakdan bil ki kaçan böyle olasın, ayağını suya vur geç” dedi. Habib ayağını Dicle ırmağına bastı, geçti. Hasan ağladı. Aklı gitti, düştü. Kendine gelince:
“Ya İmam sana ne oldu?” diye sordu.
“Habib benim şakirdimdir. Beni melamet eyledi, su üstünden geçti, ben kaldım. Yarın sırat köprüsünden de cümle halk geçip ben kalırsam halim ne olur” dedi. Habib’e sordu:
“Bu mertebeyi nereden buldun?”
“Üstad ben gönül ağartırım, sen kağıt karartırsın. İlminden başkalarına fayda değer sana değmez” dedi.
Kaynak: http://www.tezkiretulevliya.net/63-habibiacemi.html

.

III – Kendilerine, Şeyh Abdûlkadir (ks)’in Dicleye Doğru Gittiği Haber Verilince Oraya Doğru Koştular. Bir De Gördüler Ki, Şeyh Abdûlkadir (Ks) Nehrin Ortasında Yürüyerek Onlara Doğru Geliyor, Oradaki Bütün Balıklar Dile Gelmiş, O’na Selam Veriyorlardı
Şeyh Abdullah el-Tüsteri anlatıyor: “Bir gün Bağdat ehli Şeyh Abdûlkadir (ks)’i kaybetti. Aramaya koyuldular. Kendilerine, Şeyh Abdûlkadir (ks)’in Dicleye doğru gittiği haber verilince oraya doğru koştular. Bir de gördüler ki, Şeyh Abdûlkadir (ks) nehrin ortasında yürüyerek onlara doğru geliyor, oradaki bütün balıklar dile gelmiş, O’na selam veriyorlardı. O halde iken öğle namazı vakti geliyor. Üzerinde “Ey Ehl-i Beyt, Allah’ın selamı üzerinize olsun! Şüphesiz O (Allah جل جلاله) Hamid ve Mecid’dir!” ibaresinin yazılmış olduğu bir seccadenin yer ile göğün arasını kaplamakta olduğunu görüyorlardı. Halk sükûn ve huzur içersinde oraya doğru gitti. Şeyh Abdûlkadir (ks) güzel elbiselere bürünmüş bir halde gelip onlara imamlık yaptı ve namaz kıldırdı.
Her tekbir aldığında, Hamele-i Arş onunla tekbir aldı. “Subhanallah” dediği zaman, yedi kat göklerin melekleri onunla beraber “Subhanallah” dediler. Namazını bitirince ellerini kaldırıp şu duayı yapmakta olduğunu gördük:
“Allah’ım! Ceddim, Habibin Muhammed ve mahlûka-tından takvaya ermiş kimseler hakkı için, hiçbir müridimin ruhunu tövbesiz kabzetme! Meleklerin uğultusunu duyuyorduk. Hemen hepsi bir ağızdan onun duasına
“Âmin” diyorlardı. Bizde meleklere uyarak duaya candan “Âmin!” diyorduk derken bir ses:
“Haydi sevin! Duanı kabul ettim” diye nida etti.
Kaynak: http://www.geylanivakfi.com/hz-abdulkadir-geylani-k-s/seyyid-abd%C3%BClkadir-geylaninin-m%C3%BCridleri-ve-%C5%9Fefaati.html

Bu yazı Genel kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir yanıt yazın