I – O Gavs’da Hz Süleyman Gibi Karıncalarla Konuşmutur: Koskoca Sultanu’l-Arifin, Beyazıd-ı Bestami Hazretlerine Hitap Geldi. Kimden? Bir Karıncadan. Bir Yerden Geçerken, Bir Karıncanın Ayağını Ezip Geçmiş. Sonra “İki Rekat Sağlam Bir Namaz Kılayım, Allah’ın huzuruna Takdim Olunacak Bir Namaz Kılayım” Diyerek Niyet Yapıp, İki Rekat Kıldıktan Sonra Hitap Geliyor. Hîtab-ı Rabbani; «Ya Talip! Zulüm İle İbadet, Bizim Kapımıza Uğramaz.»
II – Malik Bin Dinar Sahilde Bir Gemiye Biner. Kişi Başı Bir Dinar Olan Yol Ücretini Veremez. Gemi Sahibi, Tam Onu Gemiden Atacağı Sırada Denizdeki Binlerce Balık Ağzında Birer Altın İle Su Yüzüne Çıkıverir
III – Denizden Bir Balık Görünerek Bana Halledemiyeceğim Bir Sual Sordu. “Madem Ki İlim Denizisin, Benim Cevabımı Da Ver” Dedi. Ben O Anda Cevaba Kaadir Olamamakla Mağlûb Oldum, Bir Daha Bilgimden Bahsetmedim
.
I – O Gavs’da Hz Süleyman Gibi Karıncalarla Konuşmutur: Koskoca Sultanu’l-Arifin, Beyazıd-ı Bestami Hazretlerine Hitap Geldi. Kimden? Bir Karıncadan. Bir Yerden Geçerken, Bir Karıncanın Ayağını Ezip Geçmiş. Sonra “İki Rekat Sağlam Bir Namaz Kılayım, Allah’ın huzuruna Takdim Olunacak Bir Namaz Kılayım” Diyerek Niyet Yapıp, İki Rekat Kıldıktan Sonra Hitap Geliyor. Hîtab-ı Rabbani; «Ya Talip! Zulüm İle İbadet, Bizim Kapımıza Uğramaz.»
Koskoca Sultanu’l-Arifin, Beyazıd-ı Bestami Hazretlerine hitap geldi. Kimden? Bir karıncadan. Bir yerden geçerken, bir karıncanın ayağını ezip geçmiş. Sonra “İki rekat sağlam bir namaz kılayım, Allah’ın huzuruna takdim olunacak bir namaz kılayım” diyerek niyet yapıp, iki rekat kıldıktan sonra hitap geliyor. Hîtab-ı Rabbani;
• «Ya Talip! Zulüm ile ibadet, bizim kapımıza uğramaz.»
• «Aman Yâ Rabbi, ne gibi bir zulümda bulundum?» diye kendi ahvalini teftiş etmiş. Bir türlü bulamamış. Aczini izhar edip :
• «Yâ Rabbi! Sen bilirsin.» O zaman,
• «Yâ Beyâzıd! Filan vadiye in, orada sen zulmünün hakikatini bilirsin.» Oraya yaklaştığı vakitte,
o karıncayı böyle bir tarafını ezmiş yerde buluyor.
Onun Rabbü’l-Melaini, kulağına geliyor:
«Ya Beyâzıd! Sen daha bastığın yeri bilemeyecek haldeyken ne yapıyorsun, ben Rabbime tertemiz ve makbul olacak bir namaz kılayım diyorsun. Sen daha ayak basacak yeri bilmiyorsun. Neyin üzerine bastığını bilmiyorsun. ALLAH’ın bir zayıf mahlukunu çiğneyip geçiyorsun. Ona dikkatin yok. Nasıl oluyor da sen o dava ile ALLAH’ın huzurunda duruyorsun. O malzeme, o zülüm boynunda iken, ya Beyâzıd!» diye hitap geliyor. Bu vicdan sahiplerinin, vicdanını titreten meseledir. ALLAH’ın mahlukatına karşı, sen de onları incitecek sıfat varken, sen iman dairesine giremessin. Ancak intikam dairesinde duran adam olursun. Her an içinde bir intikam oku, o kimseyi vurmaya hazırdır. Emniyet yok. Evet hak bu derecede gözetilecektir.
Kaynak: M. Nazım Kıbrısi – Tasavvuf Sohbetleri, Nush yayınları, İst-1986 (s.132-133)
.
(Ayet) Nihayet Karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin! dedi.
NEML-18 ayeti
Nihayet Karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin! dedi.
.
II – Malik Bin Dinar Sahilde Bir Gemiye Biner. Kişi Başı Bir Dinar Olan Yol Ücretini Veremez. Gemi Sahibi, Tam Onu Gemiden Atacağı Sırada Denizdeki Binlerce Balık Ağzında Birer Altın İle Su Yüzüne Çıkıverir
MÂLİK BİN DİNAR (KS) KİMDİR?
DENİZDEN AĞZINDA ALTINLA ÇIKAN BALIK
Bir zaman Şam-ı şerifin vali ve kadısı ziyaretine gelir. Ondan Emevi Camisi’nin vakıf başkanı olmasını ister. Bu vazifeyi kabul etmez ve Mısır’a gitmek üzere yola çıkar. Sahilde bir gemiye biner. Kişi başı bir dinar olan yol ücretini veremez. Gemi sahibi, adamlarıyla birlikte Mâlik’e hakaret eder ve onu kaldırıp denize atmayı düşünür. Genç yaşta kötü örnek olmasın ve başkalarına ibret olsun diyerek onu gemiden atmaya karar verirler. Tam atacakları sırada denizdeki binlerce balık ağzında birer altın ile su yüzüne çıkıverir. Adamlar gördüklerine inanamaz, şaşırıp kalırlar. Yaptıklarının yanlış olduğunu anlarlar. Mâlik b. Dînar rahmetullahi aleyh kimseye bir şey söylemeden elini uzatır ve balığın birinin ağzından altını alır gemi sahibine verir. Ücretini ödedikten sonra gemidekilere “Hoşcakalın” diyerek ayrılıp gider. Bu hadiseden sonra ismi Mâlik bin Dinar olarak anılmaya başlanır. O, Ebu Yahya künyesiyle de tanınır.
Kaynak: http://www.islamveihsan.com/malik-bin-dinar-ks-kimdir.html
.
III – Denizden Bir Balık Görünerek Bana Halledemiyeceğim Bir Sual Sordu. “Madem Ki İlim Denizisin, Benim Cevabımı Da Ver” Dedi. Ben O Anda Cevaba Kaadir Olamamakla Mağlûb Oldum, Bir Daha Bilgimden Bahsetmedim.
«Bir gün denizde bir gemide bulunuyordum. Gemi müthiş bir fırtınanın tesiriyle beşik gibi sallanıyor, batmak tehlikesinin alâmetleri beliriyordu. Beni huzursuz eden bu hareketten dolayı denize hitaben: (Sakin ol ey deniz. Senin üstünde de bir ilim denizi vardır) dememle deniz sakin olmuştur. Fakat denizden bir balık görünerek bana halledemiyeceğim bir sual sordu. (Madem ki ilim denizisin, benim cevabımı da ver) dedi. Ben o anda cevaba kaadir olamamakla mağlûb oldum, bir daha bilgimden bahsetmedim.»
Kaynak: Muhyiddini Arabi Hazretleri – M.Kemal Pilavoğlu, Elifbe Yayınları, 3.Baskı, İst-1979 (S.41)